Prime rate türkçesi Prime rate nedir
- Özel kredi faiz oranı.
- İktisat alanında kullanılır.
- En düşük faiz oranı.
- Ana faiz oranı.
- Bankaların güvenilirliği yüksek şirketlere ve müşterilerine uyguladığı en düşük kredi faiz oranı.
- Ticari bankaların en güvenli ve eniyi müşterilerine verdikleri kredilere uyguladıkları ve faiz oranlarının genel eğilimi açısından bir ölçüt oluşturabilen faiz oranı.
Prime rate ingilizcede ne demek, Prime rate nerede nasıl kullanılır?
Prime : Aster sürmek. Suyla doldurarak kullanıma hazırlamak. En önemli. Astar vurmak. İlk. Kurmak. Baş. Nasıl cevap vermesi gerektiğini önceden söylemek (birine). (boya) astar vurmak. En iyi.
Rate : Layık olmak. Düzenleme, sıra yöntem, çeşit. Gözü ile bakmak. Bilgisayar, gümrük, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kur. Farzetmek. Hak etmek. Değerlendirmek. Nicel değişmelerin hızını dile getirmek üzere başvurulan ve bir nicel büyüklüğün z(...) ve z(...) zamanları arasında gösterdiği artış ya da azalışın ilk büyüklüğe bölünmesiyle elde edilen göreli ölçüm. Göreli hız.
Prime a pump : Çalıştırmadan önce pompanın içine su akıtmak.
Prime cost : Maliyet fiyatı. Temel maliyet. Ön maliyet. Asıl maliyet. Direkt maliyet. Primer maliyet. Asıl fiyat. Maliyet bedeli. Malın üretimi için gerekli işçilik ve ham madde maliyeti. Üretim maliyeti.
Prime factor : Asal çarpan.
Prime field : Asal cisim.
İngilizce Prime rate Türkçe anlamı, Prime rate eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Prime rate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.
Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.
Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.
Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.
A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiyede kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.
Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.
A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.
A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
Prime rate synonyms : a group shares, a change in supply, a shift in supply, a change in demand, ability to pay approach, abnormal budget.

Bu kısımda Prime rate kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Prime rate ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Prime rate anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Prime rate ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.