Prince türkçesi Prince nedir

  • Emir.
  • Prens.
  • Küçük bir ülkenin buyurucusu: menteşe beyi, maskat beyi gibi.
  • Hükümdar.
  • Bey.
  • Batı ülkelerinde hükümdar. hükümdar oğullarına verilen san. osmanlılarda eflak ve buğdan beyliklerine atanan fener beylerinin sanı.
  • Şehzade.
  • Tarih alanında kullanılır.
  • Padişahların ve oğullarının erkek çocuklarına verilen san.

Prince ile ilgili cümleler

English: I met the prince himself.
Turkish: Prensin kendisiyle buluştum.

English: Eric who was a weak prince issued a bad coinage which excited great discontent among the Danes.
Turkish: Güçsüz bir prens olan Eric Danimarkalılar arasında büyük hoşnutsuzluğa sebep olan kötü bir para sistemi çıkardı.

English: A very handsome prince met an exceptionally beautiful princess.
Turkish: Çok yakışıklı bir prens istisnai güzel bir prensesle tanıştı.

English: He was her prince charming.
Turkish: O, onun beyaz atlı prensiydi.

English: Being a prince is not that easy.
Turkish: Bir prens olmak o kadar kolay değil.

Prince ingilizcede ne demek, Prince nerede nasıl kullanılır?

Prince of darkness : Şeytan. Karanlıklar prensi. İblis.

Be as happy as a prince : Sevinç dolu olmak. Çok mutlu olmak. Kendinden geçmiş olmak. Bir prens kadar mutlu olmak.

Black prince : Galler prensi edward.

Crown prince : Veliaht. Veliaht prens.

 

Le petit prince : Yetişkinler arasında popüler olan saint-exupery hakkındaki çocuk hikayesi.

Merchant prince : Çok zengin tüccar. Zengin tüccar.

Princelet : Küçük prens.

Port au prince : Haiti'nin başkenti.

Princelier : Soylu. Şahane. Prenslere yaraşır. Prens gibi. Hatırı sayılır.

The little prince : Fransız havacı antoine de saint-exupery tarafından yazılan ve 1943 yılında yayınlanan ünlü çocuk kitabı (yetişkinler arasında bile meşhur olan) (fransızca'da le petit prince). Küçük prens.

İngilizce Prince Türkçe anlamı, Prince eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prince ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commanding : Yetkili. Hakim. Komuta ediş. Komuta. Saygın. Emreden. Hakim olan. Hükmeden. Buyrukçu. Komuta etme.

Maharajah : Mihrace.

Gerent : Yönetici. Müdür. Yöneten kişi. Sahip.

Princeling : Genç prens. Küçük prens.

Archons : Yönetici. Eski atina'da yüksek mahkeme yargıcı (yunanistan). Eski atina'da yüksek mahkeme yargıcı.

Dons : Giyinmek. Giymek. Öğretmen. Don. İspanyol efendisi. Uzman. Öğretim görevlisi. Giydirmek. Kuşanmak veya giyinmek.

Lorded : Sahip. Beyefendi. Mal sahibi. Lord ünvanı vermek. Lord payesi vermek. Allah. Efendi. Hakim.

Barbary : Afrika'nın kuzeyinde batı mısır'dan atlantik okyanusu'na kadar uzanan bölge. Batı mısır'dan atlantik okyanusu'na kadar uzanan bölge. Berberi. Kuzey afrika kıyısında mısır'ın batısında kalan ülkelerin topluca adı: libya, cezayir, tunus, fas. Mağrip.

Gent : Centilmen. Genç adam. Erkek. Delikanlı.

Prince synonyms : genus leptopteris, prince of wales fern, royal house, crape fern, prince of wales feather, leptopteris superba, leptopteris, prince of wales, todea superba, royal family, royal line, prince consort, mirza, commandment, dauphin, magister, behests, amir, maharaja, lineage, behest, acropolis, archer, becks, babu, areopagite, aristocrat, autocracy, archives, princely, decision, babus, esquire.

 

Prince ingilizce tanımı, definition of Prince

Prince kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One holding the highest place and authority. A monarch. To play the prince. A sovereign. The one of highest rank. - - originally applied to either sex, but now rarely applied to a female.