Efendi nedir, Efendi ne demek

Efendi; kökeni rumca dilinden gelmektedir.

  • Günümüzde bey unvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir unvan.
  • Koca.
  • Eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan unvan.
  • (efe'ndi) Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü
  • (efe'ndi) Hizmetlilere seslenilirken kullanılan bir söz.
  • Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse.
  • Görgülü, nazik, kibar.

"Efendi" ile ilgili cümleler

  • "Bizim efendi artık geceleri de eve gelmiyor." - C. Uçuk
  • "Yeni ev, Rüstem Efendi'ye kiraya verildi." - Y. Z. Ortaç
  • "Efendi! Allah'ın emriyle kızını bana ver." - S. F. Abasıyanık
  • "Köylü memleketin efendisidir." - Atatürk

Yerel Türkçe anlamı:

(Hoca) efendi

Hoca, imam, din adamı

Efendi isminin anlamı, Efendi ne demek:

Erkek ismi olarak; Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse. Görgülü, nazik, kibar kimse.

Efendi hakkında bilgiler

Efendi (Arapça: أفندي Afandī ; Farsça: آفندی ); Bizans'ta bir saygı unvanı olan Orta Yunanca'dan "avthéntis" (otantik) kökünden türetilmiş, bey, sahip, mevla anlamında bir kelimedir. Ayrıca Arapça Rab kelimesinin karşılığı olarak kullanılır.

Eskiden şehzadeler, din adamları, eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan unvan. Günümüzde ise bey unvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir unvandır.

 

Bunun dışında 'efendi', aşağıdaki cümlelerde kullanıldığı gibi değişik anlamları da içermektedir.

İslam terminolojisinde sıklıkla saygı ifadesi olarak kullanılan kelime, rab kelimesinin Türkçe karşılığını ifade etmesi bakımından bazı tepkilere de neden olmuştur.

Efendi ile ilgili Cümleler

  • "Efendim?" "Efendim değil, buyrun diyeceksin."
  • Evet, efendim.
  • Köpeklerin efendileri var. Kediler kadroya sahip.
  • Efendi olsaydınız efendilikle karşılaşırdınız değil mi?
  • Efendim, ben Elektronik, Matematik ve Satranç klüpleri başkanıyım.
  • Efendi efendiliğini bilsin!
  • Onu efendisi olarak görür.
  • Efendiler paragöz olur.
  • Efendi daha ne zamana kadar sahtekarlık yapacaksın?
  • Para korkunç bir efendi ama mükemmel bir hizmetçidir.
  • Başka bir şey var mı efendim?
  • Eminim bir daha bana yaklaşırken ayağını denk alırsın, efendi.
  • Efendim, bağajınızı hızlı bir şekilde kontrol edebilir miyiz lütfen?

Efendi anlamı, tanımı:

Unvan : San.

Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

İkinci : Değer ve kalitece birinciden sonra gelen. Yeni, bir başka. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen.

 

Derece : Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Denli, kadar. Başarı gösterme. Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Sıcaklıkölçer. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri.

Eğitim : Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye. Eğitim bilimi.

Kişi : Eş, koca. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek.

Efendi gibi yaşamak : Sıkıntısız, varlık içinde yaşamak.

Efendiden bir adam : Terbiyeli, kibar ve ağırbaşlı kimse.

Efendime söyleyeyim : Örnek olarak, mesela. söz söylerken gerekli kelimeyi bulamayan bir kimsenin kullandığı bir söz.

Efendibaba : Bazı ailelerde çocukların babaları, gelinlerin kayınpederleri için kullandıkları saygı sözü.

Efendi efendi : Uslu uslu. (efe'ndi efe'ndi) Dikkat çekmek veya paylamak amacıyla kullanılan bir seslenme sözü.

Başefendi : Devlet dairelerinde kıdemli memur.

Beyefendi : Terbiyeli. Saygı belirtmek için erkek adlarının sonuna getirilen veya bu adların yerine kullanılan san.

Hanımefendi : Saygı bildirmek için kadın adlarının sonuna getirilen veya adların yerine kullanılan bir söz.

Reis efendi : Reisülküttap.

Sultan efendi : Osmanlılarda padişahın kız kardeşleri ile kızlarına verilen unvan.

Eyyam efendisi : Eyyam ağası.

İstanbul efendisi : Genellikle İstanbul'da oturan kibar, saygılı, alçak gönüllü, olgun, çelebi ve yardımsever kimse.

Kalem efendisi : Kalemde çalışan görevli yazman.

Efendibabacık : Efendibaba sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi.

Efendice : Efendi gibi. (efendi'ce) Efendiye yaraşır bir biçimde, efendicesine.

Efendilik : Efendiye yakışır özellik, efendice davranış.

Efendim : Karşı çıkma, paylama cümlesini pekiştirmek için söylenen bir söz. Bir sesleniş karşısında "buradayım" anlamında kullanılan bir söz. Anlaşılmayan bir sözü tekrarlatmak için söylenen bir söz.

Efendim nerede ben nerede : "ben ne diyorum, siz ne diyorsunuz" anlamında kullanılan bir söz.

Emretti patrik efendi : Birinin yersiz bir buyruğuna karşı kullanılan bir söz.

Evet efendimci : Kendine özgü bir düşüncesi olmadığından veya hoş görünmek için karşısındakinin her sözüne "evet efendim" diyen kimse.

Yürü : "devam et, git" anlamında kullanılan bir söz.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Hizmetli : Odacı.

Erkek : İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Sözüne güvenilir, mert. Yetişkin adam, bay, er kişi. Koca. Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.

Seslenme : Seslenmek işi. Sözü birine veya birilerine yöneltme, hitap.

Görgülü : Görgüsü olan.

Nazik : Dikkat isteyen, özen gerektiren. Başkalarına karşı saygılı davranan. Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan, kritik. İnce yapılı, narin. Özen, dikkat gösterilmezse kırılabilen, bozulabilen, kötüleşebilen.

Farsça : İran devletinin resmî dili, Acemce. Bu dille yazılmış olan.

Geçen : Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.).

Koca : Kocaman, iri. Yüksek. Bir kadının evlenmiş olduğu erkek, eş, zevç. Büyük, ulu. Yaşlı, ihtiyar, pir. Büyük, geniş.

Kibar : Soylu, köklü (kimse, aile). Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan (kimse). Büyükler, ulular.

Efendi ahlakı : Nietzsche'nin egemen, özgür, güçlü insana özgü olan ve yaşamla dolup taşma, hoşgörü, kendine güven, gurur, yüreksiz ve dar kafalı olan her şeyi küçük görme, acımama, aldırışsızlık gibi özellikler taşıyan yaşama tutumuna verdiği ad. Karşıtı bk. köle ahlakı

Efendi kapısı : Yeniçeri efendisinin görev yeri.

Efendicesine : Efendice. İlgili cümle: "“Tekrar geldi, kendisiyle konuştum, terbiyeli terbiyeli, efendicesine konuştum.”" N. Hikmet.

Efendicik : Efendi sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi. İlgili cümle: "“Hiç ister miyim ben eli nimetli efendiciğimi kaptırayım o cilvebazlara?”" O. C. Kaygılı. mec. Davranışları efendiliğe yakışmayan kimse.

Efendiköprüsü : Kütahya şehrinde, Çavdarhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Efendiköy : Kırıkkale kenti, Keskin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Efendili : Manisa şehrinde, Gördes ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Efendim nerede, ben nerede : “ben ne diyorum, siz ne diyorsunuz” anlamında kullanılan bir söz.

Efendime söyleyeyim : söz söylerken gerekli kelimeyi bulamayan bir kimsenin kullandığı bir söz. İlgili cümle: "“Efendime söyleyeyim, sütlü bir mısır kebabı derken bir sivrisinek bulutudur havalanmış çeltik batağından.”" B. R. Eyuboğlu. örnek olarak, mesela.

Diğer dillerde Efendi anlamı nedir?

İngilizce'de Efendi ne demek? : [Effendi] n. effendi, former Turkish title of respect; man belonging to the aristocracy

adj. well-behaved, well mannered, blushing

n. master, lord, seigneur, seignior, sir, guvnor, guv, arbiter, husband

Fransızca'da Efendi : élégant/e, seigneur [le]

Almanca'da Efendi : n. Don, Gebieter, Herr

Rusça'da Efendi : n. господин (M), сударь (M), барин (M), сеньор (M), хозяин (M), владелец (M)

adj. барский