Prone türkçesi Prone nedir

Prone ile ilgili cümleler

English: He is prone to getting excited.
Turkish: O heyecanlanmaya eğilimlidir.

English: I'm afraid my child might be prone to take drugs.
Turkish: Çocuğumun uyuşturucu almaya eğilimli olabileceğinden korkuyorum.

English: Ali's prone to exaggeration.
Turkish: Ali mübalağa etmeye meyillidir.

English: I'm prone to forget names.
Turkish: İsimleri unutmaya eğilimliyim.

English: He was prone to anger.
Turkish: O öfkeye eğilimliydi.

Prone ingilizcede ne demek, Prone nerede nasıl kullanılır?

Prone to : Eğilimli. Yatkın.

Be prone to : -e eğilimi olmak. Meyilli olmak.

Firing from a prone position : Yüzükoyun yattığı yerden ateş etme. Tam siper yapmış halde ateş etme.

He is prone to : Eğiliminde. O –e yatkın. Bir şeyi yapma itiyadında. O- için uygun. -e eğilimli.

Accident prone : Çok kaza yapan. Kazaya eğilimli. Başına sık sık kaza gelen. Netameli.

Pronephrose : Pronefroz. Birincil böbrek. Omurgalılarda görülen en basit böbrek tipi, birincil böbrek.

Pronephros : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Birincil böbrek. İlk böbrek, böbreğin ilk gelişme biçimi. embriyoda ilk oluşan, memelilerde rudimenter ve işlevsel olarak gelişmeyen, amfiyoksus ve balıklarda ise etkin olan esas böbrek. evcil hayvanlarda 7–8 adet olan pronefroz borucukları etkin değildir. İlkel omurgalıların (balıklar) boşaltım organı. memeli embriyosunda ilk oluşan boşaltım organı. pronefroz. Pronefroz.

 

Pronation : İçe bükülme. Pronasyon. İçe dönme. ön bacakların içe dönme hareketi yapabilmesi.

Fall prone : Yüzükoyun düşmek. Yere yüzükoyun düz bir şekilde düşmek.

Proneness : Eğimli olma. Temayül. Eğilme. Yüzükoyun yatış. Eğilim. Yüzükoyun yatma. Meyil.

İngilizce Prone Türkçe anlamı, Prone eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prone ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gyrose : Kıvrımlı. Dirsekli. Bükümlü. Kıvrak. Dalgalı.

Cabriole : Kıvrık. Kavisli. Klasik balede sıçramanın en zor biçimlerinden biridir. çapraz, açık, kapalı, arabesk olarak yapılabilir. Keçi sıçraması.

Facedown : Yüzüstü. Yüzleşme. Ters. Resimli tarafı kapalı olarak (iskambil kağıdı). Güç denemesi.

Capable : Etki altında kalabilen. Muktedir. Yaman. -e açık. Yetenekli. Duyarlı. Ehliyetli. Kapasiteye sahip.

Obliques : Yansı. Eğilim. Şevli. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mail. Eğik çizgiler. Sapmak. Oblik. Görüntü çerçevesinde köşegenlere aşağı yukarı koşut olan, çerçevelemede nesnelerin, varlıkların yerleştirilmesinde göz önüne alınan varsayımsal doğrular. Dolambaçlı.

Face downwards : Yüzüstü.

Bevelled : Eğri. Konik. Şev. Şevli. Pahlı. Pahlanmış.

 

Given : Belli. Doğuştan olan. Belirlenmiş. Göz önünde tutulursa. Belirli. Verilmiş. Verili. Bahsi geçen (durum vb). Müptela. Bakılırsa.

Catawampus : Yabani. Vahşi. Yıkıcı. Acımasız. Diyagonal. Eğri. Çarpık.

Declivitous : İnişli. Dik yokuşlu.

Prone synonyms : unerect, apt to, aptest, apt, headfirst, gifted, affected, canted, staler, aslope, droopier, flexed, demure, abrupt, humbled, declivous, leanings, beveled, cap in hand, topsyturvy, demurest, able, italic, talented, humbler, curving, procumbent, inflected, prostrate, arsy versy, catercorner, droopiest, intelligent.

Prone zıt anlamlı kelimeler, Prone kelime anlamı

Erect : İkame etmek. Yapmak. Kalkmış. İnşa etmek. Kurmak. Ereksiyon halinde. Kalkık. Tesis etmek. Diken diken. Dimdik.

Disinclined : İsteksiz. Gönülsüz. Meyilsiz. Soğumuş (bir şeyi yapmaktan).

Prone ingilizce tanımı, definition of Prone

Prone kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Bending forward. Inclined. Not erect.