Obliques türkçesi Obliques nedir

  • Meyletmek.
  • Görüntü çerçevesinde köşegenlere aşağı yukarı koşut olan, çerçevelemede nesnelerin, varlıkların yerleştirilmesinde göz önüne alınan varsayımsal doğrular.
  • Yansı.
  • Mail.
  • Oblik.
  • Eğik.
  • Dolambaçlı.
  • Şevli.
  • Meyilli.
  • Eğilim.
  • Sapmak.
  • Eğik çizgiler.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Obliques ingilizcede ne demek, Obliques nerede nasıl kullanılır?

Oblique angle : Dik açı olmayan herhangi bir açı. 90 derecelik açı olmayan açı. Eğik açı. Yatık açı.

Oblique case : Yalın dışı durum. İsmin yalın halinden başka herhangi bir hali.

Oblique circular cone : Eğik dairesel koni.

Oblique circular cylinder : Eğik dairesel silindir.

Oblique coordinates : Yatık koordinatlar. Yatık konaçlar.

Oblique fault : Verev kırık. Çapraz kırık. Diyagonal kırık. Eğik kırık. Katmanların eni yönünde olan kırık. Katmanları, doğrultusuna kesen kırık.

Oblique cylinder : Yatık silindir. Eğik silindir. Yansı silindir. Yatık yuvak.

Oblique line : Yatık doğru. Eğik doğru.

Oblique fracture : Eğik biçimdeki kırık. Oblik kırık.

Oblique factor : Eğik etken.

İngilizce Obliques Türkçe anlamı, Obliques eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Obliques ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Dative : İsmin e halindeki sözcük. İsmin -e hali. İsmin e hali. Dolaylı nesneyi gösteren. Yaklaşma, yönelme bakımlarından adın karşıladığı nesneyi fiile bağlayan durum. bu durum (-a), -(y)a yönelme durumu ekiyle karşılanır: ne kadar çaresiz bir şey istediğini bu yumurcağa anlatmağa imkan yoktu (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 72). hakimlikten istifası, kasabaya gelip avukatlığa başlayışı ve nihayet onu da bırakarak çiftliğe çekilişi, artık hep bu yorumun çerçevesi içindedir (t. buğra, yalnızlar, s. 121). yola koyuldular. doktor hizmetkarların kaldığı evlere doğru yöneldi. şükrüye de o zaman taraçadan inip bardakları toplayıp mutfağa taşıdı (t. buğra, göst. e., s. 174), sabri, geçen seferler bu ağaca hiç dikkat etmediğini düşündü (a. h. tanpınar, yaz yağmuru: yaz yağmuru, s. 65); evvel zaman içinde, muhtelif vilayetlere gönderilmiş bir vali, ahaliye zulmeder, hakimler bilhassa idam kararlarına imza vermezler, onunla hiç biri geçinemezlermiş (a. ş. hisar, geçmiş zaman fıkraları, s. 13) vb. (ismin) -e takısı. Yönelme durumu. Datif. Resmen atanmış.

Canting : Dilenmek. İkiyüzlülük etmek. Eğmek. Argolu konuşmak. Dönmek. İki yüzlü. Yan yatırmak. Eğilmek. Yapmacık konuşmak.

Discursive : Hercai. Söylemsel. Yersiz. Düzensiz. Daldan dala atlayan. Tutarsız. İnsicamsız. Konudan konuya geçen. Yeltek. Gidimli.

Slashes : Yırtmak. Kırbaçlamak. Rasgele vurmak. Yarmak. Kılıçla yol açmak. Yara açmak. Ağır eleştirmek. Kesinti yapmak. Kamçılamak.

Droopiest : Halsiz. En mahzun olanı. Sarkık. En eğik olanı. Mahzun. En halsiz olanı.

Splay : Şev vermek. Genişlemek. Yayılmak. Yayvanlık. Kaba. Dışa doğru genişletmek. Pah. Meyil. Tuhaf.

 

Diagonal : Diyagonal. Köşegen, köşe birleştirici. Köşegen. Fizik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Köşeleme. Yay esnemesi uzaması. Çapraz. Çapraz takviye. Verev. Köşegenel.

Cants : Meyil vermek. Yapmacık konuşmak. Yapmacıklı konuşmak. Eğmek. Eğilmek. İki yüzlülük etmek. Dönmek. Argolu konuşmak. Dilenmek.

Circular : Tamim. Çevrimli. Yuvarlak. Daire biçiminde. Sirküler. Dairesel. Genelge. Çeşitli kişilere aynı konuda gönderilen yazılım, genelge. tecimcilerin belirli özellikleri tanıtmak, bildirmek amacıyla gönderdikleri genelgeler. Döngüsel.

Obliques synonyms : catty cornered, catacorner, kitty corner, cata cornered, catty corner, grammatical case, oblique angled, vocative case, kitty cornered, slanting lines, downhill, leanings, devices, biassing, detouring, slant, declivous, slants, leant, leans, bear off, gravitations, inclined, oblique, beveled, desiring, affection, detour, catawampus, cant, oblique case, sloping, convoluted.

Obliques zıt anlamlı kelimeler, Obliques kelime anlamı

Vertical : Düşey katman. Dikey çizgi. Dik, dikey. Yerçekimi doğrultusunda, çevrene dik doğrultuda bulunan. Dik. Şakuli. Bilgisayar, fizik, jeoloji alanlarında kullanılır. Amudi. Tepede olan. Düşey düzlem.

Perpendicular : Amudi. Doğru. Bir noktadan bir çizgiye ya da bir yüzeye dik açı altında inen doğru. Dikey çizgi. Dikey. Şakuli. Dik. Düşey. Dikme.

Convergent : Bir noktada birleşen. Çakışan. Yakınsak. Konverjan. Birbirlerine yaklaşma eğiliminde olan. Bir çekitte birleşen. Yöndeşik.

Obliques antonyms : horizontal, parallel, divergent, nominative.