Dative türkçesi Dative nedir
- Yaklaşma, yönelme bakımlarından adın karşıladığı nesneyi fiile bağlayan durum. bu durum (-a), -(y)a yönelme durumu ekiyle karşılanır: ne kadar çaresiz bir şey istediğini bu yumurcağa anlatmağa imkan yoktu (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 72). hakimlikten istifası, kasabaya gelip avukatlığa başlayışı ve nihayet onu da bırakarak çiftliğe çekilişi, artık hep bu yorumun çerçevesi içindedir (t. buğra, yalnızlar, s. 121). yola koyuldular. doktor hizmetkarların kaldığı evlere doğru yöneldi. şükrüye de o zaman taraçadan inip bardakları toplayıp mutfağa taşıdı (t. buğra, göst. e., s. 174), sabri, geçen seferler bu ağaca hiç dikkat etmediğini düşündü (a. h. tanpınar, yaz yağmuru: yaz yağmuru, s. 65); evvel zaman içinde, muhtelif vilayetlere gönderilmiş bir vali, ahaliye zulmeder, hakimler bilhassa idam kararlarına imza vermezler, onunla hiç biri geçinemezlermiş (a. ş. hisar, geçmiş zaman fıkraları, s. 13) vb.
- İsmin e halindeki sözcük.
- (ismin) -e takısı.
- Gramer alanında kullanılır.
- Datif.
- İsmin e halinde olan.
- Resmen atanmış.
- Dolaylı nesneyi gösteren.
- İsmin e hali.
- İsmin -e hali.
- Yönelme durumu.
Dative ile ilgili cümleler
English: I gave Tom a sedative.
Turkish: Tom'a bir yatıştırıcı verdim.
English: I gave Tom a mild sedative.
Turkish: Tom'a hafif bir yatıştırıcı verdim.
English: I gave her a sedative.
Turkish: Ona bir sakinleştirici verdim.
English: The doctor gave him a sedative.
Turkish: Doktor ona bir sakinleştirici verdi.
English: When writing for a German newspaper, every few sentences you should replace some grammatical case with a dative, or a noun with its English translation, to make your article linguistically more interesting.
Turkish: Bir Alman gazetesi için yazarken bazı gramer halini datif haliyle değiştirmen gereken her birkaç cümle ya da İngilizce çevirisi ile değiştirmen gereken bir isim dilsel olarak makaleni daha ilginç yapacaktır.
Dative ingilizcede ne demek, Dative nerede nasıl kullanılır?
Dative bond : Kimyasal bağın, iki eksicik anlamında üst üste iki nokta ile gösterilmesiyle oluşan simge. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Nokta bağ. Noktabağ.
Dative case : İsmin e hali. Datif. İsmin e halindeki sözcük. İsmin-e hali.
The dative : İsmin -e hali. Datif.
Datively : Dolaylı nesne olarak (gramer). Dolaylı obje olarak. Dolaylı olarak. İsmin e halinde.
Datives : İsmin -e hali. (ismin) -e takısı. İsmin e halindeki sözcük. Datif. Yönelme durumu. Dolaylı nesneyi gösteren. İsmin e hali. İsmin e halinde olan. Resmen atanmış.
Exudative diathesis : Civcivlerde e vitamini yetersizliğine bağlı olarak gelişen ve kılcal damarların geçirgenliğinin bozulması sonucu deri altı yağ dokusunda yaygın ödemle belirgin bir damar hastalığı. Eksudatif diatez.
Degradative plasmid : Değişik molekülleri indirgemeye yarayan genleri içeren plazmit. İndirgeyici plazmitler.
Accommodativeness : Uyumluluk. Uyumlu olma niteliği.
Elucidative : Açıklayıcı. Aydınlatıcı. Bilgilendirici.
Accommodative : İntibak eden. Akomodatif. Bağdaşır. Uyabilen. Yardımsever. Değişiklikler yapmaya istekli.
İngilizce Dative Türkçe anlamı, Dative eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Dative ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Active verb : Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiildir. bk. etken çatı. Etken eylem. Etken fiil.
Accent intensive : Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb. Pekiştirme vurgusu.
Action noun : Bir durumu, bir oluş ve kılışı ad olarak anlatan ve fiillerden -mak, -ma, -ış / -uş, -ıcı / -ucu vb. eklerle kurulan ad: oku-mak, oku-ma, oku-y-uş, yaz-mak, yaz-ma, yaz-ış, bak-ıcı, gel-ici, gid-ici vb. örnekler: sükut, onları düşünür; acımak onlara ağlar (a. n. asya, kubbeler: bulutlar, s. 14). bu beklenmeyen bitişiyle çocuk için tabii bir şey olan masal uydurma bu küçük yazıda bütün bir kompozisyon oluyor (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 417). kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir (a. h. tanpınar, göst. e., s. 58). pervin kitabını iki avucu arasında asabi bir kavrayışla sıkarak salondan çıktı (p. safa, şimşek, s. 45). bu kuvvet kuruntusunun kendini kuvvetli sanışın sadece o delikanlılık yaşlarına has bir aldanış olduğunu kabul etmek istemiyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 46). bütün bu girişlerin, dolandırmaların ne için olduğunu şimdi hepsi de anlamıştı (t. buğra, göst. e., s. 211). Kılış adı.
Abstract noun : Soyut ad. Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk). Soyut isim. Oyut ad. Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut addır.
Oblique : Meyilli. Eğilim. Eğik. Sallanma hareketi. Yoldan çıkmış. Eğri. Dolaylı. Yatık. Yansı. Şevli.
Action verb : Kılış fiili. Hareket veya eylem fiili. Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb. Eylem fiili. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime.
Adjektive : Somut ve soyut ad ve kavramları niteleme, belirtme, yer gösterme, sayı gösterme, sorma gibi çeşitli yönlerden vasıflandıran, sınırlayan kelime türü: doğru imla, ağır yük, uzun yol, ince iş, güzel fikir, hünerli kişi, doru at, kızıl elma, bin bir dert, tek yol, o zaman, bu durum; hangi iş vb. sıcacık, ışıltılı günü bekliyordu (y. kemal, ortadirek, s. 190). tekmil otların taze, yeşil, gıcır gıcır kokusuyla kokuyordu (y. kemal, göst, e., s. 191). taşbaşoğlunun keskin, umutlu gözleri teker teker üstündeydi (y. kemal göst.e, s. 301). tenha, sessiz yollarda yürür, yürürüm (p. safa, biz insanlar, s. 181). mavi duman, bir bilek damarı gibi kabartılı ve sıcak dudaklarından çıktı (s. faik, bütün eserleri 1, s. 69). biz de mükemmel bir yalancı olduk arkadaş! (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 298). bazen bir kaç hafta fazla, bir kaç gün fazla yaşamak işleri nasıl da alt üst ediyor (k. tahir, göst. e., s. 322). hacer! ha bak, gelirken benim o uzun yeşil ipek başörtümü de getir (m.n. sepetçioğlu, çardaklı bacı, s. 96) vb. Sıfat.
Ablative : Ablatif. Aşınan. Ergiyen. Çıkma durumu. Buharlaşan. Ayrılma hali. Den halindeki. İsmin -den hali. Kelime gruplarında ve cümlede, fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek için kullanılan ad durumu: ikisinde de aynı sebeplerden gelme derin bir hüzün vardı (p. safa, şimşek, s. 34). önlerinden geçtiğimiz bütün bu yalılar, mehtaplık halleriyle, bizi guya bir «elite» bulunduğuna inandırıyordu (a.ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 133). gençlikte önümüzde atinin bitmez mesafeleri gibi serilen bütün zamanlar elimizden ne kadar çabuk geçiyor. (göst.e. s. 225). fatmayı derinden beri daldığı içlenmelerden, unutulmanın acılarından, en keskin hareketle geçirmek için bu kadarı kafiydi (a.h. tanpınar, huzur, s. 77). tanıdığı adamdan bu odada ne vardı? maddenin ıstırabından başka hemen hemen hiçbir şey (göst.e., s. 324) vb.
Dative synonyms : the dative, datives, adjectival construction, accusative, active voice, actif, accentuation, datival, adams apple, accidence, accent of group, dative case, ablaut, oblique case.
Dative zıt anlamlı kelimeler, Dative kelime anlamı
Nominative : Yalın durum. Öznel. Nama yazılı. Yalın. Adın herhangi bir ek almamış yalın durumu: bal, ev, gönül, işçilik vb. || adın iyelik ve çokluk ekleri ile genişletilmiş biçimleri de yalın durum sayılır: ev-im, ev-iniz, ev-leri, çocuk-lar, çocuk-lar-ımız, kız-lar, kız-larımız gibi. İsmin yalın hali. Nominatif. Yalın hal.
Dative ingilizce tanımı, definition of Dative
Dative kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The dative case. [Bakınız: Dative]. Noting the case of a noun which expresses the remoter object, and is generally indicated in English by to or for with the objective.

Bu kısımda Dative kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Dative ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Dative anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Dative ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.