Pronouncing türkçesi Pronouncing nedir

Pronouncing ile ilgili cümleler

English: I've always had trouble pronouncing that word.
Turkish: O kelimeyi telaffuz etmede her zaman sorun yaşadım.

English: I had trouble pronouncing his name.
Turkish: Onun adını telaffuz ederken sorun yaşadım.

English: I am pronouncing Chinese words.
Turkish: Çince'deki kelimeleri telaffuz etmekteyim.

English: I always have trouble pronouncing that word.
Turkish: O kelimeyi telaffuz etmede her zaman güçlük yaşıyorum.

English: Am I pronouncing your name correctly?
Turkish: Adını doğru telaffuz ediyor muyum?

Pronouncing ingilizcede ne demek, Pronouncing nerede nasıl kullanılır?

Self pronouncing : Fonetik bir alfabe ile yazılmış.

Mispronouncing : Yanlış telaffuz etmek. Yanlış söylemek.

Pronounciation : Söyleyiş. Ünlülerin çıkarılmasında konuşma organlarının hareketi.

Pronounce : Ayıtmak. Resmen bildirmek. Telaffuz etmek. İleri sürmek. Duyurmak. Söylemek. Tefhim etmek. Fikrini söylemek. Resmi eda ile söylemek. Bildirmek (kararı).

Pronounce absolution : Bir günahkarın allah tarafından affedildiğini söylemek (papaz).

Mispronounce : Yanlış telaffuz etmek. Yanlış söylemek.

Mispronounced : Yanlış söylemek. Yanlış telaffuz etmek.

 

Pronouncements : Resmi bildiri. Beyan. Kararın bildirilmesi.

Pronouncedly : Göze çarpar biçimde. Vurgulanmış bir biçimde.

Pronouncement : Resmen bildirme. Açık bildirme. Resmi açıklama. Resmi bildiri. Bildirme (kararı). İlan. Anlatma. Bildiri. Beyan. Resmi olarak bildirme.

İngilizce Pronouncing Türkçe anlamı, Pronouncing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pronouncing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acquainting : Bilgi vermek. Tanıtmak. Haber vermek.

Advertizes : İlan vermek. Reklamını yapmak. Tanıtım yapmak. Reklam yapmak.

Alleges : Bahane etmek. Mazeret olarak göstermek. İtham etmek. (kanıt olmadan) iddia etmek. Kanıt olarak göstermek. İddia etmek.

Articulating : Eklemlerle birleştirmek. Açık seçik belirtmek. Hecelemek. Açıkça söylemek. Tane tane söylemek. Düzgün bir biçimde ifade etme.

Announced : Adaylığını açıklamak. Duyurulan. Anons etmek. Okumak.

Apprizes : Değer biçmek. Haber vermek. Bilgi vermek. Değerini yükseltmek. Fiyat saptamak. (eski kullanım) tahmin etmek. Değer vermek. Haberdar etmek.

Opining : Görüş belirtmek. Fikir yürütmek. Düşüncelerini belirtmek. Düşünmek. Farzetmek.

Announces : Anons ettirmek. Adaylığını açıklamak. Okumak. Anons etmek. Beyan etmek. Anons yapmak. Tebliğ etmek.

Apprises : Haberdar etmek. Bilgi vermek. Haber vermek.

Advising : Tavsiye etme. Fikir vermek. Haber vermek. Tavsiye eden. Uyarmak. Akıl vermek. Tavsiye etmek. Nasihat etmek. Öğütlemek.

Pronouncing synonyms : advance, annunciated, utters, uttering, advertizing, blazon abroad, bring about, articulates, bill, advertize, announce for, acquaints, acquaint, affirms, broadcasted, annunciates, advertise, labialize, affirm, opined, uttered, commit oneself, enunciate, apprized, labialise, assert, bring forward, affirming, enunciates, apprising, annunciating, pronounce, broadcasts.

 

Pronouncing ingilizce tanımı, definition of Pronouncing

Pronouncing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a pronouncing dictionary. Pertaining to, or indicating, pronunciation.