Pronounce türkçesi Pronounce nedir
- İleri sürmek.
- Ayıtmak.
- Bildirmek (kararı).
- Telaffuz etmek.
- Fikrini söylemek.
- İlan etmek.
- Resmi eda ile söylemek.
- Duyurmak.
- Tefhim etmek.
- Bildirmek.
- Söylemek.
- Resmen bildirmek.
Pronounce ile ilgili cümleler
English: Do you know how to pronounce this word?
Turkish: Bu kelimenin nasıl telaffuz edildiğini biliyor musunuz?
English: "How do you pronounce the sign @ in this language?" "at"
Turkish: "Bu dilde @ işaretini nasıl telaffuz ediyorsunuz?" "Et"
English: Foreign accent syndrome is an as-yet unexplained medical condition where the patient can no longer pronounce his mother tongue correctly and seems to have a foreign accent.
Turkish: Yabancı aksan sendromu henüz açıklanamayan, hastanın anadilini daha fazla düzgün şekilde telaffuz edemeyip yabancı bir aksanla konuşmaya başlamasıyla vuku bulan tıbbi bir durumdur.
English: Can you pronounce these words?
Turkish: Bu kelimeleri telaffuz edebilir misin?
English: Ali doesn't know how to pronounce my name properly.
Turkish: Ali ismimi doğru dürüst nasıl telaffuz edeceğini bilmiyor.
Pronounce ingilizcede ne demek, Pronounce nerede nasıl kullanılır?
Pronounce absolution : Bir günahkarın allah tarafından affedildiğini söylemek (papaz).
Pronounceable : Telaffuzu mümkün. Telaffuz edilir.
Pronounced : Vurgulanmış. Sert. Aşikar. Etkili. Kati. Telaffuz edilen. Belli. Güçlü. Kesin. Bariz.
Pronouncedly : Vurgulanmış bir biçimde. Göze çarpar biçimde.
Pronouncement : Bildiri. Resmi olarak bildirme. Resmi açıklama. İlan. Kararın bildirilmesi. Tefhim. Bildirme (kararı). Açık bildirme. Resmi bildiri.
Pronouncing : Duyurmak. İlan etmek. Fikrini söylemek. Bildirmek. Söylemek. Tefhim etme. Telaffuz etmek. İleri sürmek.
Mispronounce : Yanlış söylemek. Yanlış telaffuz etmek.
Mispronounced : Yanlış söylemek. Yanlış telaffuz etmek.
Pronouncements : Kararın bildirilmesi. Beyan. Resmi bildiri.
Mispronounces : Yanlış telaffuz etmek. Yanlış söylemek.
İngilizce Pronounce Türkçe anlamı, Pronounce eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Pronounce ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Say : Buyurmak. Laf. Okumak (dua). Tekrarlamak. Son söz. Okumak. Varsaymak. Söz. Demek.
Exculpate : Aklamak. Suçsuzluğunu ispat etmek. Sorumluluğunu kaldırmak. Masumiyetini açıklamak. Beraat kazandırmak. Suçsuz olduğunu ispatlamak. Suçsuz çıkarmak. Temize çıkarmak. Beraat ettirmek. Sorumluluktan kurtarmak.
Enunciate : Kesin ifade etmek. Düşüncelerini açıkça belirtmek. Düşünceleri açıkça belirtmek. İddia etmek. Tellaffuz etmek. Düşünce belli etmek.
Aspirate : Emmek. Soluklu okumak. Boğumlanması sırasında kendisi ile birlikte bir h soluk sesi duyuran ünsüz. korece ph gibi. almanca pass [p(h)ass]«geçit», ing. pin [p(h)in]«toplu iğne» kelimelerindeki p tonsuz ünsüzleri de nefesli ünsüz durumundadır. genellikle bazı tonsuz patlayıcı ünsüzlerin boğumlanmasında göze çarpan bu solukluluk türkçede paşa, piliç, toz, tuz vb. kelimelerdeki p, t ünsüzlerinde de görülür. H sesiyle telaffuz etmek. İçine çekmek. Solunum yapmak. Soluklu ünsüz.
Talk : Söz etmek. Sohbet etmek. Laf etmek. Konuşmak. Konuşma. Konuşmak (bir dili). Boş laf. Konuşma biçimi. Kişiler arasında geçen ve bir kurala bağlı olmayan konuşma. Görüşme.
Advertises : Tanıtmak. İlan vermek. Reklam yayınlamak. Reklam etmek. Reklam yapmak. Reklamını yapmak. İlanla aramak. Tanıtım yapmak.
Asserts : Savunmak (hak). Öne sürmek. Savunmak. Teyit etmek. Demek. Açıklamak. Savlamak. İleri sürmek (emin bir şekilde). İddia etmek.
Advertize : Tanıtım yapmak. Reklam yapmak. İlan vermek. Reklamını yapmak.
Pronounce synonyms : subvocalise, subvocalize, devoice, palatalise, vowelise, pronounces, annunciate, labialise, argue, advertizing, bring about, sibilate, opined, asseverated, opine, take a stand, speak, articulate, asseverating, advertized, affirming, assoil, utters, articulating, apprising, uttering, syllabise, stress, announced, advertise, sound out, accent, retroflex.
Pronounce zıt anlamlı kelimeler, Pronounce kelime anlamı
Voice : Anlatmak. Ses. Konuşma yetkisi. Akort etmek. Ses tellerini titreştirerek oluşturmak. Fiil kök veya gövdesinin, sözlük anlamında herhangi bir değişikliğe uğramadan fiilden fiil yapan belirli bazı eklerle genişletilerek cümledeki özne ve nesne ile olan bağlantısında uğradığı durum değişikliği; fiilin anlam değişikliği göstermeyen, ancak özne ve nesneye hükmeden şekil değişikliği. || çatılar, türlerine, aldıkları eklere ve işlevlerine göre kendi içlerinde etken çatı (yalın çatı), edilgen çatı, meçhul çatı, dönüşlü çatı, işteş çatı, ettirgen çatı diye sınıflandırılır. bunlara bk. Ötümlüleştirmek. Soluk alıp vererek ses tellerinin titreşimi ile çıkarılan tonların tümü. Soluk alıp vererek ses tellerinin kımıldamasıyla çıkarılan tonlar. İfade etmek.
Convict : Suçlandırmak. Suçunu ispat etmek. Kabullendirmek. Suçlu çıkarmak. Hüküm giydirmek. Yargılı. Hükümlü. Suçlu bulmak. Mahkum.
Qualify : Vasıflandırmak. Kalifiye etmek. Karakterize etmek. Yeterlik kazanmak. Değerlendirmek. Yeterli olmak. Şart koymak. Tanımlamak. Yeterli kılmak.
Pronounce antonyms : devoice, disqualify, acquit.
Pronounce ingilizce tanımı, definition of Pronounce
Pronounce kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To speak with the proper sound and accent as, adults rarely learn to pronounce a foreign language correctly. Pronunciation. To speak out or distinctly. To articulate. As, to pronounce faultlessly. Pronouncement. Declaration. To utter articulately. To utter, as words or syllables. To give a pronunciation.

Bu kısımda Pronounce kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Pronounce ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Pronounce anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Pronounce ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.