Proteins türkçesi Proteins nedir

Proteins ingilizcede ne demek, Proteins nerede nasıl kullanılır?

By pass proteins : Korunmuş protein. Kaçak protein.

Cap proteins : Aktin filamentinin (+) ya da (-) ucunda monomerlerin dağılmasını önleyen gcap 39, severin, gelsolin, villin gibi proteinler. iskelet kasında aktin filamentlerinin z ucunda cap z, diğer ucunda tropomodulin proteinleri. lac operonunda bulunan operatör ve promoter kısımlarının dnaaz bir tarafından parçalanmasına karşı koruyan üç protein. Başlık proteinleri.

Carrier proteins : Kolaylaştırılmış difüzyon ya da aktif taşıma ile hücre zarından içeri ve dışarı taşınacak moleküllere bağlanan ve hücre zarında yer alan herhangi bir protein. Taşıyıcı proteinler.

Coagulated proteins : Koagüle proteinler. Proteinlerin denatürasyon sonucu pelteleşmesi.

Denaturated proteins : Doğal nitelikleri değişmiş proteinler. Denatüre proteinler.

Membrane transport proteins : Zarın geçiremediği molekülleri zar boyunca taşıyıp geçiren permeazlar gibi özel protein molekülleri. Zarın geçirgen olmadığı molekülleri zar boyunca taşıyıp geçiren permeazlar gibi özel protein molekülleri. Zar taşıma proteinleri.

Peripheral proteins : Hücre zarının iç ve dış yüzüne hidrojen bağları veya elektrostatik güçlerle bağlanmış proteinler. Periferik proteinler.

 

Plasma proteins : Kan plazmasında bulunan proteinler. Kan plazmasında bulunan, genellikle albumin, globulin ve fibrinojen gibi proteinlere verilen ad. Plazma proteinleri.

Denaturation of proteins : Genelde yüksek ısı işlemine tabi tutulmuş protein kaynaklarında geri dönüşümü olmayan değişikliklerin meydana gelmesi. Proteinlerin denatürasyonu.

Latency associated proteins : Latentlikle ilişkili proteinler. Gizli enfeksiyonlar sırasında, virüsün yalnızca gizli kaldığı dönemde hücrede açıklattığı proteinler.

İngilizce Proteins Türkçe anlamı, Proteins eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Proteins ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conjugated protein : Hidrolizleri sonucu yalnız amino asitleri değil, aynı zamanda diğer bazı organik ve inorganik bileşenleri veren protein, kompleks protein, konjuge protein. Heteroprotein. Konjuge protein. Bileşik protein. Bir veya daha çok prostetik grup içeren bir protein.

Macromolecule : İri molekül. İriözdecik. İril molekül. Bir çoğuz özdeciği gibi çok büyük özdecik. Büyük molekül. Çok sayıda monomer birimlerin veya yapı taşlarının bir araya gelmesiyle meydana gelen protein, nükleik asit, polisakkarit gibi biyopolimerler. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Dev molekül. Özdecik ağırlığı binleri bulan çoğuz türü özdecik. Makromolekül.

Aminoalkanoic acid : Aminoalkanik asit.

Eggs : Eşek şakası. Böcek yumurtaları. Bomba. Torpido. Yumurtalar. Yumurta.

Polypeptide : Peptit bağıyla bağlanmış 10-100 amino asit içeren genellikle molekül ağırlığı 10 kda’dan az olan peptit. Aminoasitlerin birbirlerine peptit bağlarıyla bağlanmasıyla oluşan aminoasit zinciri. Polipeptit. Polipeptid.

 

Amyloid : Amiloid. Nişastaya benzeyen, beyinde depolandığı zaman alzhaimer hastalığına sebep olan, kalp, karaciğer, dalak ve diğer organlarda depo edilen kompleks proteine benzer telli materyal. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Doku bozulması ile oluşan protein ve polisakkaritler içeren çöküntüler (patoloji). Amiloyit. Amiloit. Nişastalı. Büyük ölçüde nişastadan oluşan madde. Akun. Nişastaya benzeyen, nişasta benzeri boyanma gösteren. sülfürik asidin selüloz üzerine etki etmesiyle oluşan ve iyotla muamele edildiğinde mavi renk oluşturan bir madde. dokularda hücre dışı yerleşim gösteren, protein içeren, eozinofilik, kongo kırmızısıyla boyandığında polarize ışıkta yeşil renge boyanan mum benzeri, protein bileşiği bir madde. yapısında lifli proteinler, nötral ve asit mukopolisakkaritler bulunur. amiloid aa ve amiloid al olmak üzere iki farklı bölümde incelenir.

Ferritin : Ferritin. Demir bağlamış apoferritine verilen ad. vücutta depolanan demirin ana biçimlerinden biridir, bağırsak epitel hücreleri, karaciğer, dalak, kemik iliği ve plazmada bulunur. Metobolizma için demir depolayan protein. Demirli protein.

Gluten : Yapışkan madde. Buğday veya mısır endosperminde bulunan gliyadin ve glüteninden oluşan hamura sertlik ve esneklik kazandıran protein, gliyadin. buğday, mısır vb. hububat tanelerinin unlarından nişasta yıkanarak alındıktan sonra geriye kalan yapışkan, sarımsı, proteince zengin, hamur gibi kurutularak hayvan yemi olarak kullanılan bir ürün. Glüten. Gluten. Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albuminli madde, gluten.

Nucleoprotein : Proteinlerin nukleik asitlerle kurduğu moleküler birlik. Hücre çekirdeğinde bulunan protein ve nükleik asitten oluşan madde (biyoloji terimi). Çekirdek proteini. Nükleoprotein. Nükleik asitlerle kompleks yapmış protein.

Legume : Kuru baklagiller. Bakliyat (bitki formu). Baklagillerden bitki. Tane. Baklagiller familyasından bitkinin tanesi veya tohumu. Tek karpelden meydana gelen, olgunlukta hem sırt hem de karın hattı boyunca açılan kuru meyve. Tohum baklagiller. Bakla tohumu. Baklagiller. Tohum (baklagiller).

Proteins synonyms : iodinated protein, filaggrin, compound protein, psa, iodoprotein, recombinant protein, haptoglobin, cytokine, actomyosin, phosphoprotein, amino acid, plasma protein, milk, egg, growth factor, fibrin, supermolecule, prostate specific antigen, protein, opsin, apoenzyme, meat, capsid, aleurone, antibody, proteome, enzyme, simple protein.

Proteins zıt anlamlı kelimeler, Proteins kelime anlamı

Invariable : İstisnasız. Sabit terim. Sabit. Değişmeyen. Devamlı. Sabit kalan. Değişmez. Sürekli. Değiştirilemez. Daimi.