Provers türkçesi Provers nedir

  • İspatlayan.
  • Delillerle kanıtlayan.

Provers ingilizcede ne demek, Provers nerede nasıl kullanılır?

Approvers : Onaylayanlar. Ortağını ele veren tanık. İtirafçı.

Improvers : Gönüllü çalışan kimse. Yenilikçi. Reformcu. Düzenleyici. Islahatçı. Çırak. Düzeltici. Düzelten kimse. Geliştirici.

Prover : İspatlayan. Delillerle kanıtlayan.

Proveratrin a : Proveratrin-a. Ak çöpleme bitkisinin (veratrum album, v. viride) kök ve yumrularında bulunan, yapı yönünden kalp glikozitlerine benzeyen bir veratrin alkaloidi.

Proveratrin b : Ak çöpleme bitkisinin (veratrum album, v. viride) kök ve yumrularında bulunan, yapı yönünden kalp glikozitlerine benzeyen bir veratrin alkaloidi. Proveratrin-b.

Proverbial : Meşhur. Atasözü türünden. Ünlü. Herkesçe bilinen. Bilinen. Atasözünde geçen. Konuşulan. Atasözü olmuş. Atasözü gibi. Dillere destan.

Disapprover : Onaylamayan. Tasvip etmeme ifade eden kimse. Katılmayan.

Become a proverb : Atasözü olmak. Özdeyiş olmak. Vecize olmak. Atasözü haline gelmek.

Proverbing : Öneylem. Darbımesel. Atasözü. Mesel.

Approver : Suçunu itiraf eden. Ortağını ele veren tanık. Onaylayan. Onaycı. İtirafçı.

İngilizce Provers Türkçe anlamı, Provers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Provers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Becoming : Uygun. Doğru. Göz alıcı. Güzel duran. Yakışır. Yerinde. Oluş. Yakışık alır. Olmak. Yakışan.

Mapping : Haritacılık. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir uzaydaki matematiksel nesnelere karşılık, başka bir uzayda kimi nesneler gösterme işlemi. Gönderme.

Bertillon system : Şahsi fiziksel özelliklerini kaydederek hırsızları tanımlamaya yarayan bir sistem. Suçluları fiziksel özellikleriyle tespit etme sistemi. Bertillon sistemi.

Prissy : Faziletli geçinen. Kılı kırk yaran. Bağnaz. Fazla titiz. İffetli geçinen. Aşırı titiz.

Stiffening : Pekişme. Sertleşme. Priz alma. Gerginleştirme. Kola. Priz. Katılaşma. Berkitme. Dik tutan şey. Destek.

Prudish : İffet taslayan. Bağnaz. Dar görüşlü ve aşırı ahlakçı (cinsel konularda). Aşırı namuslu geçinen. Fazla iffet taslayan. Erdemlilik taslayan.

Victorian : Muhafazakar. Viktoria dönemine ait.

Rule : Karara varmak. Bir bilimsel dizgede bilgi üretmek üzere uyulan özel işlem tutamakları. Yol. Düzçizer. Adet. Buyurmak. Sözü geçmek. Usul. Egemenlik. Yargı.

Puritanical : Sofu. Gerici. Tutucu. Püriten. Bağnaz. Püritenlere ait.

Rigamarole : Deli saçması. Saçma sapan laf. Tekerleme.

Provers synonyms : operating procedure, genetic profiling, tight laced, chromosome mapping, medical procedure, straightlaced, experimental condition, genetic fingerprinting, experimental procedure, fingerprinting, straitlaced, indirection, properness, priggish, activity, condition, decent, correct, comely, seemly, right, fitting, straight laced, correctitude, decorous, diagnostic procedure, diagnostic technique, formula, modus operandi, kosher, halal, comme il faut, strait laced.

 

Provers zıt anlamlı kelimeler, Provers kelime anlamı

Inactivity : Üşengeçlik. Etkisizlik. Durgunluk. Tesirsizlik. Tembellik. Avarelik. Hareketsizlik.

Incorrect : Yakışıksız. Hatalı. Münasebetsiz. Asılsız. Biçimsiz. Uygunsuz. Düzeltilmemiş. Yanlış. Doğru olmayan.

Impropriety : Yanlışlık. Yersizlik. İrtikap. Ahlaksızlık. Uygunsuzluk. Yanlış kullanma. Yakışıksızlık. Hata. Yolsuzluk. Terbiyesizlik.

Provers antonyms : inappropriate, indecorous, indecent, improper, wrong, improperness.