Pull over türkçesi Pull over nedir

  • (polis) arabayı sağa çektirmek.
  • Kenara çekmek.
  • Kenara çek.
  • Çekmek.
  • Yolun kenarına çekmek.
  • Sürücü arabayı yolun kenarına çekmek.
  • Arabayı sağa çekmek.
  • Kaldırıma yanaşmak.
  • Aracı kenara çekmek.
  • Aracı sağa çekmek.

Pull over ile ilgili cümleler

English: Why don't you pull over and take a rest for a while?
Turkish: Neden kaldırıma yanaşıp bir süre dinlenmiyorsun?

English: Ali told Mary to pull over.
Turkish: Ali Mary'nin kaldırıma yanaşmasını söyledi.

English: Could you pull over?
Turkish: Kenara çeker misin?

English: I have to pull over for a minute.
Turkish: Bir dakika için aracı sağa çekmeliyim.

English: Please pull over.
Turkish: Lütfen kenara çekin.

Pull over ingilizcede ne demek, Pull over nerede nasıl kullanılır?

Pull : Hareket etmek. Yudum. Kısa sandal gezintisi. Asılmak. Zorlu tırmanış. Çevirmek (iş). Yolmak. Kalkmak (araba). Girmek. Çekiştirmek.

Over : Aşkın. Üstüne. Üzerinden. Sona ermiş. Bitmiş. Fazladan. Yukarıda. Üzerine. Fazla. Devirmek.

Pull a boner : Büyük bir gaf yapmak. Büyük bir pot kırmak.

Pull a face : Burun kıvırmak. Surat yapmak. Yüzünü buruşturmak. Surat etmek. Surat asmak.

Pull a fast deal : Hileli iş yapmak.

Pull a fast one : Oyuna getirmek. Fırıldak çevirmek. Kandırmak. Kazıklamak. Kazık atmak. Dolandırmak. Oyun etmek (kötü).

 

İngilizce Pull over Türkçe anlamı, Pull over eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pull over ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accite : Celbetmek. Cezbetmek. Mahkemeye çağırmak.

Allure : Ayartmak. Aklını başından almak. Cazibe. Çekici. Çekicilik. Çekme. Aklını başından almak (argo terim). Albeni. Aklını çelmek.

Allured : Büyülemek. Çekici. Ayartmak. Çekme. Albeni. Aklını çelmek. Cezbetmek. Baştan çıkarmak. Aklını başından almak (argo terim). Aklını başından almak.

Attract : Mıknatısın demir tozlarını çekmesi. Kendine çekmek. Celp etmek. Çekmek (çekici olma vb). Cazip gelmek. Cezbetmek.

Pull off : Kazanmak (ödül). Halletmek. Almak. Yolun kenarına sürmek. Zafer kazanmak. Koparmak. Çıkarmak. Soymak. Döktürmek.

Abided : Beklemek. Tahammül etmek. Durmak. Baki kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Kurala uymak. İkamet etmek. Uymak. Kalmak.

Absorb : Soğurma eylemi. İçine çekmek. Emmek (sıvıyı veya gazı veya ışığı veya sesi). Absorbe. Sönümlemek. Emmek, içine çekmek, içine almak. Almak (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı). Yutmak. Anlamak. Soğurmak.

Abides : Sadik kalmak. Dayanmak. Kurala uymak. İkamet etmek. Uymak. Sadık kalmak (vaade veya karara). Baki kalmak. Sadık kalmak. Durmak. Tahammül etmek.

Arrest : Geliş. Çekmek (dikkat). Önünü almak. Durdurmak. Varan kimse. Bloke etmek. Önlemek. Kesmek. Tutuklamak.

Draw aside : Bir tarafa çekmek.

Pull over synonyms : appeal, abidden, abstract, attracts, abrook, allures, abide, draw apart, absorbs, call aside.