Pulse türkçesi Pulse nedir

  • Alışılmış değeri değişmeyen akım, gerilim gibi bir niceliğin kısa süreli patlarcasına artıp sönüşü.
  • Çarpmak.
  • Bakliyat.
  • Vurum.
  • Tek karpelden meydana gelen, olgunlukta hem sırt hem de karın hattı boyunca açılan kuru meyve.
  • Titreşmek.
  • Ventrikül sistolünde fırlatılan kanın, önündeki kan kitlesine bir basınç yapması sonucu damar çeperi genişlemesi ve bu genişlemenin bir basınç dalgası durumunda bütün atardamar sistemi boyunca iletilmesi, nabız dalgası, sfigmus.
  • Nabız.
  • Gürül gürül akmak (su).
  • Alan eşleme imi.
  • Nabzı atmak.
  • Alan eşlemesini sağlamak için, alan boşluğu süresinde verilen im.
  • Değeri genellikle değişmez olan bir nicelikte ortaya çıkan ani yükselme, artış. son derece kısa süren im.
  • Nabız atışı.
  • Atım.
  • Bilgisayar, biyoloji, fizik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Nabız gibi atmak.
  • Titremek.
  • Niyet.
  • Atmak.
  • Kalp atışlarıyla ahenkli bir şekilde dolaşmak (kan damarlarda).
  • Vuru.
  • Yüreğin çalışması sonucu atardamarlarda görülen atış hali. nabız.
  • Legümen.

Pulse ile ilgili cümleler

English: Body temperature rising, pulse rising ... he's in a state of oxygen deficiency.
Turkish: Vücut ısısı yükseliyor, nabız yükseliyor... Onun oksijen eksikliği durumu var.

English: His pulse beats slow.
Turkish: Onun nabzı yavaş atar.

 

English: Ali checked Mary's pulse and was relieved to find that she was still alive.
Turkish: Ali Mary'nin nabzını kontrol etti ve onun hâlâ hayatta olduğunu öğrendiği için rahatladı.

English: Ali seems all right. His pulse and breathing are normal.
Turkish: Ali iyi görünüyor. Onun nabzı ve nefesi normal.

English: Check Tom's pulse again.
Turkish: Tom'un nabzını tekrar kontrol et.

Pulse ingilizcede ne demek, Pulse nerede nasıl kullanılır?

Pulse amplifier : Darbe amplifikatörü. Darbe kuvvetlendirici. Puls amplifikatörü. Darbe yükselteci.

Pulse amplitude modulation : Vurum genlik. Darbe- genlik modülasyonu. Vurum genlik kiplenimi. Darbe genlik modülasyonu. Darbe genlik kiplenimi. Puls-genlik modülasyonu. Vurum.

Pulse bandwidth : Darbe bant genişliği.

Pulse carrier : Darbeli taşıyıcı. Vurumlu taşıyıcı. Darbe taşıyıcı.

Pulse code : Darbe kodu.

Pulse decay : Darbe sönümlenmesi. Vurum sönümlenmesi.

Pulse modulation : Darbe. Darbe modülasyonu. Puls modülasyonu. Vurum kiplenimi. Darbe kiplenimi.

Pulse duration modulation : Vurum süre kiplenimi. Darbe süre kiplenimi.

Pulse delay : Vurum gecikmesi. Darbe gecikmesi.

Pulse code modulation : Darbe kod kiplenimi. Darbe kodu modülasyonu. Darbe kodlamalı modülasyon. Darbe. Vurum kod kiplenimi. Atım modu modülasyonu. Darbe kod modülasyonu.

İngilizce Pulse Türkçe anlamı, Pulse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pulse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bashed : Hızla vurmak. Eğlence. Deneme. Sertçe vurmak. Geçirmek. Şiddetle vurmak. Sert vuruş. Kuvvetle vurmak. İndirmek.

 

Rhythm : Bir filmde varlıkların, alıcının deviniminden, çekimlerin biribirini izlemesinden, anlatımın gerilim ve gevşeme noktalarının düzenlenişinden doğan yavaşlık, hızlılık, durgunluk, gerginlik, bekleme duygusunun yarattığı sonuç. Uyum. Tartım. Ritim. Ahenk. Düzenlilik. Belirli bir ses dizisinin belirli bir düzen içindeki ölçüsü. genel anlamı içinde tartım, sürekliliği gösteren bir ölçüdür. Ritm. Düzen.

Fibrillating : Seğirmek (tıp veya medikal terimi). Şiddetlice sarsmak.

Alight upon : Rastlamak. Karşılaşmak. Üzerine konmak.

Vibrance : Çarpıntı. Güç. Hayat. Canlılık. Dirilik. Enerji. Titreşimlilik.

Chill : Soğumak. Soğuk algınlığı. Üşüme. Soğutmak. Donmak. Üşütücü. Buz gibi. Soğuk. Titreme. Ürperti.

Judders : Sarsılmak. Titreşim. Titreme.

Barging : Dalmak. (kuyruk veya sıra) kaynak yapma. Toslamak.

Determinations : Azim. Tespit. Belirtme. Karar. Saptama. Saplantı. Kararlılık. Belirleme.

Throbbed : Zonklamak. Hafif bir hırıltıyla çalışmak (makine). Hafif bir hırıltıyla durmadan işlemek (makine). Küt küt atmak. Çarpmak (kalp). Hızla vurmak. Zonklmak.

Pulse synonyms : periodic event, recurrent event, flicker, boff, intent, didder, faith, flickered, animus, vibrances, biffs, contemplation, contemplations, barge, intention, cast away, catapulted, cast off, dither, cast offs, idea, shot, catapulting, cast out, pod, juddered, axe, judder, ideas, plan, bash, make, librates.

Pulse ingilizce tanımı, definition of Pulse

Pulse kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cause to pulsate. To beat, as the arteries. Leguminous plants, or their seeds, as beans, pease, etc. To drive by a pulsation. To throb. The beating or throbbing of the heart or blood vessels, especially of the arteries. To move in pulses or beats. To pulsate.