Pupillage türkçesi Pupillage nedir

Pupillage ingilizcede ne demek, Pupillage nerede nasıl kullanılır?

Pupilla : İrisin serbest kenarları arasındaki açıklık, pupilla. irisin merkezindeki bu açıklık hayvanlarda oval insanda ise yuvarlak bir durumdadır. Pupilla. Göz bebeği.

Pupillar reflex : Göz bebeğinin ışığa bağlı olarak daralıp genişlemesi. körlük ve anestezi düzeyini kontrol etmek amacıyla kullanılır. Göz bebeği refleksi.

Pupillary : Vasiyet altındaki çocukla ilgili. Pupiler. Öğrenci. Pupiller. Gözbebeği.

Myotonic pupillary reaction : Miyotonik pupiller reaksiyon.

Persistent pupillary membrane : Kalıcı gözbebeği zarı. Gözbebeğinde tunica vasculosa lentis’in damar içermeyen, kısa, iplik benzeri kalıntılarından oluşan zar, persiste pupiller zar.

Dilated pupil syndrome : Genişlemiş göz bebeği sendromu. Kedi disotonomisi.

Pupillometer : Pupilometre.

Teacher pupil planning : Öğrencilerin, öğretmenlerinin yol göstericiliği altında ve serbest bir ortam içinde, konuların seçimi ve çalışmaların değerlendirilmesine ilişkin işleri düzenlemesi. Öğretmen-öğrenci planlaması.

Persistent pupillary membrany : Persiste pupiller zar. Kalıcı gözbebeği zarı.

Pupil : İriste, içinden görüntüyü doğuran ışınımların geçtiği, değişken açıklık. Öğrenim görmek amacıyla herhangi bir öğretim kurumunda okuyan kimse. bir öğretmenin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konu üzerinde çalışan kimse. Biyoloji, eğitim alanlarında kullanılır. Gözbebeği. Öğrenci. Göz bebeği. Omurgalı gözünde irisin ortasında bulunan ve ışınların geçerek ağ tabakaya ulaştığı, irisin çevresindeki silli yapının kasılması ile genişliği değişen, aydınlıkta daralan, karanlıkta genişleyen küçük açıklık.

 

İngilizce Pupillage Türkçe anlamı, Pupillage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pupillage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Littleness : Azlık. Önemsizlik. Yetersizlik. Dar görüşlülük. Miskinlik.

Childhoods : Çocukluk çağı. Çocukluk. Çocukluk dönemi.

Exility : Saflık. Kıt olma durumu. Yetersizlik. İncelik. Kısırlık. Zayıflık. Kıtlık. Narinlik.

Stream : Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu. Akın halinde gitmek. Dere. Bilgisayar, uzay alanlarında kullanılır. Uzanmak. Dalgalanmak (saç veya bayrak). Dalgalanmak. Bir topluluğun (yıldız ya da cisimler) belli bir doğrultudaki devinmesi. Sel gibi akmak.

Meanness : Çingenelik. Adilik. Utanma. Ahlaksızlık. Cimrilik. Rezillik. Hasislik. Mıhsıçtılık. Alçaklık.

Pettiness : Aşağılık. Adilik. Küçük şeylerle uğraşma. Ufak işlerle uğraşma.

Studentship : Öğrenci olma durumu. Burs (ingiliz ingilizcesi).

Compactness : Kompaktlık. Sıklık. Yoğunluk. Sıkılık. Titizlik. Etkili anlatım. Tıkızlık.

Discipleship : Havarilik. Taraftarlık. Müritlik.

Childhood : Çocukluk çağı. Çocukluk dönemi. Süt çağı bitiminden erginlik başlangıcına değin süren yaşam dönemi. Çocukluk.

Pupillage synonyms : indefinite quantity, indignities, spill, flow, diminutiveness, nonages, pupilage, smallness, shortness, indignity, studentships, release, nonage.