Çocukluk nedir, Çocukluk ne demek

  • Çocuk olma durumu.
  • İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi.
  • Çocukça davranış

"Çocukluk" ile ilgili cümle

  • "Manasız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk çağına hazırlanmaktan başka nedir?" - A. Haşim
  • "Onun nazını çekerek bütün çocukluklarına katlanıyorum." - A. H. Tanpınar
  • "Çocukluktan çıkmadığınız için dikkatiniz çapari gibidir." - A. Kutlu

Yerel Türkçe anlamı:

Çocukça davranış

Döl yatağı.

Fransızca'da Çocukluk ne demek?:

enfance, puérilisme

Çocukluk hakkında bilgiler

[Bakınız: çocuk]

Çocukluk ile ilgili Cümleler

  • "Çocukluk arkadaşları" beni korkutuyor.
  • En sevdiğiniz çocukluk anınız nedir?
  • O küfürlü bir çocukluk atlattı.
  • Çocukluk fotoğrafıma güldüler.
  • "Çocukluk arkadaşları" korkutucu.
  • Çocukluktan beri onunla yakın bir ilişki yaşıyorum.
  • Çocukluk hayalim gerçekleşiyor.
  • Ali çocukluk arkadaşı olan Mary'ye âşık oldu.
  • Onun çocukluktaki takma adı neydi?
  • Ben ve o çocukluk arkadaşıyız.
  • Burak Tuğba'nın çocukluk aşkı.
  • O zor bir çocukluk geçirdi.
  • Çocukluklarından beri onu tanır.

Çocukluk kısaca anlamı, tanımı:

Çocuk : Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Küçük yaştaki erkek veya kız. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Genç erkek.

 

Çocukluk etmek : Gereği gibi düşünmeden deneyimsizce, sorumsuzca davranmak. çocukça davranışlarda bulunmak.

Çocukluğu tutmak : Çocuksu davranışlarda bulunmak.

Çocuklu : Çocuğu olan.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Hayat : Geçim şartlarının bütünü. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Avlu. Yazgı. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Canlı, sağ olma durumu. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Sundurma. Balkon. Yaşam. Meslek. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü.

Bebeklik : Yeni doğan yavrunun yetişkinlerin bakımına sürekli olarak bağımlı olduğu dönem. Bebek olma durumu. Bebek gibi davranışlarda bulunma.

Ergenlik : Çocukluk çağından yetişkinlik çağına geçen kimselerin yüzünde çıkan sivilceler. Cinsel organların fizyolojik gelişmesiyle başlayan, büluğa ermişlikle yetişkinlik arasındaki dönem, yeni yetmelik, ergenlik çağı.

 

Dönem : Yarıyıl. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre. Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre.

Davranış : Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

Olma : Olmak işi.

Çocukça : (çocu'kça) Çocuğa yakışır bir biçimde. Çocuğa yakışan, çocuk gibi.

Çocukluk anısı yitimi : Yaşamın ilk yılları ve erken çocuklukla ilgili yaşantıların düzgülü olarak unutulması.

Çocukluk bunaması : Beyin hücrelerinin bir parçasının körleşmesine yol açan ve üç yaşlarında konuşma yeteneğinin hızla yitirilmesi biçiminde ortaya çıkan soysuzlaşma ile ilgili bir hastalık.

Çocukluk cinselliği : (Freud) Bebeklik ve çocukluk döneminde olan canlıların bilinçli ya da bilinçsiz düzeydeki cinsel duygu ve davranışları.

Çocukluk çağı : Süt çağı bitiminden erginlik başlangıcına değin süren yaşam dönemi.

Çocukluk erkliliği : (Freud) Küçük çocukların bütün dilek ve isteklerinin doyurulmasını istemeleri ve beklemeleri.

Çocukluk etmek : çocukça davranışlarda bulunmak; gereği gibi düşünmeden deneyimsizce davranmak. İlgili cümle: "“Çocukluk etme, Halis, âlemin kulağına gider. Sonra büyük dedikodu olur.”" H. R. Gürpınar.

Çocukluk karmaşası : Kişinin duygu ve davranışlarının çocukluk çağındakilere benzemesi ve gelişimin cinsellik öncesi bir noktaya takılıp kalmasından ileri gelen, yetişkinlerle ilgili hastalıklı duygu durumu.

Diğer dillerde Çocukluk anlamı nedir?

İngilizce'de Çocukluk ne demek? : n. childhood, childness, infancy, juvenility, puerility

Fransızca'da Çocukluk : enfance [la], enfantillage [le], gaminerie [la], puérilité [la]

Almanca'da Çocukluk : n. Bubenstreich, Firlefanz, Kinderei, Kindschaft, Naivität

Rusça'da Çocukluk : n. младенчество (N), детство (N), ребячливость (F), детскость (F), мальчишество (N), мальчишеский: мальчишеская выходка (F)

adj. детский