Pupils türkçesi Pupils nedir

Pupils ile ilgili cümleler

English: Not a few pupils could solve the problem.
Turkish: Birkaç öğrenci problemi çözemedi.

English: How many pupils are there in your class?
Turkish: Sınıfınızda kaç öğrenci var?

English: All the pupils in the class like Miss Smith.
Turkish: Sınıftaki tüm öğrenciler Bayan Smith'i severler.

English: Her pupils were as black and deep as an abyss.
Turkish: Gözlerinde derin bir uçurumun karanlığı vardı.

English: Almost all of the pupils were in the classroom.
Turkish: Neredeyse tüm öğrenciler sınıftaydı.

Pupils ingilizcede ne demek, Pupils nerede nasıl kullanılır?

Junior high school pupils : 7'nci ve 9'ncu sınıflar arası olan öğrenciler. Ortaokul öğrencileri.

Dilated pupil syndrome : Kedi disotonomisi. Genişlemiş göz bebeği sendromu.

Teacher pupil planning : Öğrencilerin, öğretmenlerinin yol göstericiliği altında ve serbest bir ortam içinde, konuların seçimi ve çalışmaların değerlendirilmesine ilişkin işleri düzenlemesi. Öğretmen-öğrenci planlaması.

Teacher pupil ratio : Öğretmen-öğrenci oranı. Sınıf öğretmenlerinin herbirine düşen öğrenci sayısı. bir okul dizgesi içinde öğretmen sayısının öğrenci sayısına oranı.

 

Apt pupil : Zeki öğrenci.

Pupillage : Küçük olma durumu. Küçüklük. Öğrencilik dönemi. Vesayet altında bulunma. Öğrencilik.

Pupillary : Vasiyet altındaki çocukla ilgili. Pupiller. Gözbebeği. Öğrenci. Pupiler.

Pupillometer : Pupilometre.

Pupilla : İrisin serbest kenarları arasındaki açıklık, pupilla. irisin merkezindeki bu açıklık hayvanlarda oval insanda ise yuvarlak bir durumdadır. Göz bebeği. Pupilla.

Pupilar : Öğrenci. Gözbebeği.

İngilizce Pupils Türkçe anlamı, Pupils eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pupils ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scholars : Bilginler. Eğitimini almış kimse. Okumuş kimse. Burslu öğrenci. Bilge. Edip. Bilgin. Bilim adamı. Mektepli.

Helpers : Yardımcılar. Uşak. Yardımcı. Muavin. Avene. Hizmetçi.

Aperture : Aralık. Boşluk. Bilgisayar, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Göz. Açıklık. Işık düzengeci açıklığı. Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik. Menfez. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film üzerine açılan, pencereyi belirleyen dikdörtgen delik. Fotoğraf makinesi açıklığı.

Schoolers : Stajyer (kombinasyon veya birleşik olarak kullanılan). Okullda okuyan. Eğitim gören. Okuldaki öğrenci.

Orbs : Gökcismi. Gök cismi. Göz küresi. Çevrelemek. Göz. Kuşatmak. Küre şeklinde yapmak. Daire. Küre.

Intern : Gözaltına almak. Tehlikeli görülen bir kimseyi belirli yerde oturtmak. Gözaltına alınan kimse. Alıkoymak. Staj yapmak. Kalebent etmek. Asistan. Gözaltı. Enterne etmek.

 

Improver : Gönüllü çalışan kimse. Düzelten kimse. Düzeltici. Islahatçı. Düzenleyici. Reformcu. Yenilikçi. Geliştirici.

Orbed : Kuşatmak. Daire. Küre şeklinde yapmak. Çevrelemek. Göz küresi. Küre. Göz. Gök cismi.

Pupillary : Pupiller. Vasiyet altındaki çocukla ilgili. Pupiler.

Apprentice : Mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve alışkanlıkları iş süreci içerisinde öğrenmek üzere bir usta yanında çalışan işçi. Çırak olarak vermek. Apranti. Bir işte yeni olan kimse. Toy kimse. İktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yamak. Acemi.

Pupils synonyms : ivy leaguer, educatee, underperformer, sixth former, college man, enrollee, withdrawer, internals, seminarist, apprentices, classman, overachiever, legmen, etonian, junior clerk, unsalaried, prentice, novice, law student, disciple, pupil, footboy, major, apple of the eye, schoolgirl, apprenticing, improvers, medical student, scholar, auditor, nonachiever, internal, schoolgirls.

Pupils zıt anlamlı kelimeler, Pupils kelime anlamı

Mature : Vadesi gelmiş. Pişmek. Eşeysel olgunluğa erişmiş canlı. Olgunlaştırmak. Ergin. Olgunlaşmak. Büyüme ve gelişmesini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış. matür. Büyüme ve gelişimini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış, matür. Erişmek.