Çırak nedir, Çırak ne demek
Çırak; kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse.
- Dükkânda ayak işlerine bakan kimse.
- Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse

"Çırak" ile ilgili cümleler
- "Ekseriya bahçıvan, uşak, bakkal çırağı ile karşılaşırdım." - R. H. Karay
Yerel Türkçe anlamı:
Derileri sermek için iki kazık arasına uzatılan direk.
Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:
Gölge oyunu'nda gerginin hazırlanmasını, oynanacak oyunun tasvirlerini seçip sıraya koymak görevini yapan yardımcı kişi.
Güreş terimi olarak anlamı:
Usta bir güreşçinin yanında yetişen güreşçi.
Yağlı güreşte ve karakucakta güreşe yeni başlamış güreşçiye verilen ad.
Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:
(Resim, Heykel) Eskiden, ressam ve heykelcilerin yanında çalışarak öğrenim yapanlara verilen ad.
İktisat alanındaki kelime anlamı:
Mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve alışkanlıkları iş süreci içerisinde öğrenmek üzere bir usta yanında çalışan işçi.
Tiyatro'daki terim anlamı:
(Kar.): Karagöz ustasının yardımcısı. Usta, çırağa hangi oyunları oynatacağını söyler, çırak da "tasvir" leri sırasıyla perde içindeki ipe dizer. Çırak ustanın sanatını öğrenmeğe de dikkat eder.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Semer dikilirken, kamış ve deriyi toplu tutmağa yarayan, (T) harfini andıran sapı tahta, ucu demir araç. (Işıklar *Bornova -İzmir)
Yün döğmekte kullanılan sopa. (*Yalvaç -Isparta)
Diğer sözlük anlamları:
Işık, kandil
Bilimsel terim anlamı:
Görevlendirildiği iş üzerinde bilgisi ve niteliği olmayan ve ustalarca uygulayıcı durumuna getirilebilmek amacıyla eğitilen çocuk ya da kişi.
Usta âşıkların yetiştirdiği çömez, öğrenci. (Geleneğe göre, ozan, usta âşıklara hizmet ederek yetişirdi, bk. usta.)
İngilizce'de Çırak ne demek? Çırak ingilizcesi nedir?:
painter's prentice, apprentice
Çırak hakkında bilgiler
[Bakınız: alaylı]
Çırak anlamı, tanımı:
Çırak vermek : Çırak olarak çalışması için bir iş yerine göndermek.
Çırak almak : Yanında çırak çalıştırmak.
Çırak çıkarmak : Cariye veya odalıkların saray, konak, köşk vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra evlenmelerine veya o yerlerden ayrılmalarına izin vermek. bir kimseyi beklediğinden az bir kazançla ortaklıktan uzaklaştırmak.
Çıraklık : Çırağın yaptığı iş. Çırakların çalıştığı yer. Çırak olma durumu, yamaklık. Çırağa verilen ücret.
Çıraklık etmek : Çırak olarak çalışmak.
Çırakma : Şamdan.
Çırakman : Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş. Çırakma. Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk.
Kabiliyetli çırak ustayı geçer : "yetenekli çırak, ustasından daha usta olur" anlamında kullanılan bir söz.
Zanaat : İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş, sınaat. El ustalığı isteyen işler.
Öğrenmek : Yetenek, beceri kazanmak. Haber almak. Bilgi edinmek. Bellemek.
Usta : Zanaatçılar için unvan. Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse. Eli uz, işinin eri, becerikli, mahir. Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi. Akıl veren veya öğreten kimse. Zanaat öğreticisi.
Çalış : Çalma işi.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Ayak : Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Göl ayağı. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Vücudun belden aşağı bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Basamak. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Halk edebiyatında uyak.
Saray : Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı. Devlet başkanı ve çevresi. Van iline bağlı ilçelerden biri. Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri. Görkemli ve gösterişli yapı. Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı.
Alaylı : Alay edici, küçümseyici, müstehzi. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay.
Bakan : Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
Çırak almak : yanında çırak çalıştırmak.
Çırak çıkarmak : bir kimseyi beklediğinden az bir kazançla ortaklıktan uzaklaştırmak; esk. cariye veya odalıkların saray, konak, köşk vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra evlenmelerine veya o yerlerden ayrılmalarına izin vermek. Kız gelin etmek.
Çırak çıkmak : Açığa çıkmak, faydalanamamak: Baba malından çırak çıkmak.
Çırak okulları : Birtakım sanayi kurumlarının, çıraklık düzeyinde yeterli işçi gereksinmesini karşılamak amacıyla kendi kuruluşları içinde açtıkları meslek okullarına verilen ad.
Çırak uyarmak : Kandil yakmak
Çırak vermek : çırak olarak çalışması için bir iş yerine göndermek. İlgili cümle: "Bu çocuğu sekiz yaşındayken, araba boyacısına çırak vermişler." S. F. Abasıyanık.
Çırak yandırmak : Kandil yakmak
Çırakba : Kaşık koyacak yer. [Bakınız: çırakmak]
Çırakçı : Tekkenin kandillerini yakmaya memur kimse
Çırakköy : Van ilinde, Dorutay bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Çırak ile ilgili Cümleler
- Hoca diyor ki: ''Yanında kimse , yokken ben vardım, unutma.'' Çırak cevap verdi: ''Yanımda kimse olmamasını gerektirecek durumu zaten sen yarattın.'' Hain Hoca ve Çırak adlı eserden.
- Hain Hoca ve Çırak adlı kitaptan, Hoca: ''Sana hep yardım ettim.'' Çırak: ''Başıma gelen olayları bilerek engellemedin ve hatta öyle olmasını istedin, beni günahkar ve suçlu gösterdin.''
- Onları birbirinden nasıl ayırdığımı anlatayım; civcivleri dişi ve erkek diye nasıl ayırırlar bilir misin? Usta hangi civcivin dişi hanginin erkek olduğunu bilir başlar ayırmaya arkada da çırak onu seyrederek olayı öğrenir ama hiçbir zaman nasıl ayırabildiklerinin tam açıklamasını onlar bile yapamaz.
- Bazı elektrikçiler üniversiteye gitme yerine çıraklık sistemi içinde mesleklerini öğrenirler.
Diğer dillerde Çırak anlamı nedir?
İngilizce'de Çırak ne demek? : n. apprentice, pupil, errand boy, footboy, helper, prentice, legman
Fransızca'da Çırak : apprenti/e [le][la], disciple [le], écolier/ière [le][la], garçon [le]
Almanca'da Çırak : n. Eleve, Junge, Junge: Jungs, Lehrjunge, Lehrling, Stift
Rusça'da Çırak : n. ученик (M), подмастерье (M), слуга (M)

Bu kısımda Çırak nedir? Çırak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çırak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çırak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.