Çırakman nedir, Çırakman ne demek

  • Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk.
  • Çırakma.
  • Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş

Yerel Türkçe anlamı:

Tekke ve türbelerde kandil yakıp temizliğe bakan: Herif türbeyi ziyaret ettide bomboş çırakmanlığımı vermeden gitti.

Erkek çocuklar tarafından ufak bir çukura bir makara kukasını koymak için sopalarla vurularak oynanan bir çeşit oyun.

[Bakınız: çıra]

Saraçların veya tabakların üzerinde deri temizledikleri üç ayaklı bir aygıt.

Sekiz, on susam demetinin bir araya gelmesiyle yapılmış olan yığın.

Lamba, çıra konulan yer.

Kandil.

Geceleri meydanda yakılan ateş.

Çağlayan.

Balıkçı meşalesi.

Lamba.

2.bk. çıra-3.

Çırakman anlamı, tanımı:

Çırakma : Şamdan.

Çırak : Dükkânda ayak işlerine bakan kimse. Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse. Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse.

Meşale : Ucunda, alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan, aydınlatmaya yarayan değnek. Bir düşüncenin öncüsü.

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Bu elementten yapılmış. Bu elementten yapılmış parça.

 

Direk : Değerli, saygın, önde gelen kimse. Ağaçtan veya demirden yapılmış olan uzun ve kalın destek. Sütun.

Balıkçıl : Balıkla beslenen, balık yiyen. Uzun bacaklılardan, boynu ve gagası uzun, su kıyılarında yaşayan, balık yiyerek beslenen büyük bir kuş (Ardea cinerea).

Balık : Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı. Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.

Kıyı : Kenar, periferi. Kara ile suyun birleştiği yer. Sahil. Issız, tenha yer.

Ateş : Öfke, hırs, hınç. Coşkunluk. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tehlike, felaket. Patlayıcı silahların atılması. Tutuşmuş olan cisim. Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Büyük üzüntü, acı. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma.