Pure float türkçesi Pure float nedir

  • Saf dalgalanma.
  • Esnek kur sisteminde, döviz kurunun tamamıyla piyasa güçleri tarafından belirlendiği ve para yetkesinin müdahale etmediği serbest dalgalanma türü.
  • İktisat alanında kullanılır.

Pure float ingilizcede ne demek, Pure float nerede nasıl kullanılır?

Pure : İffetli. Sade. İçinde yabancı özdek bulundurmayan, temiz, katışıksız (özdek). Bir kimyasal özdeğin yabancı özdeciklerden arınmış niteliği. Kuramsal. Soyut. Elmas gibi. Katışıksız. Yalnız. Lekesiz.

Float : Bir savunma oyuncusunun, tuttuğu karşı takım oyuncusunu, daha elverişli yerde bulunan birine pas vermesini engellemek için, uzaktan izlemesi. Batmadan yüzmek. Yüzertop. Görüş almak. Uçmak. Piyasaya çıkarmak. Dalgalanmaya bırakmak (döviz kurunu). Uzak duruş. Dolaşmak.

Pure floating : Saf dalgalanma. Esnek kur sisteminde, döviz kurunun tamamıyla piyasa güçleri tarafından belirlendiği ve para yetkesinin müdahale etmediği serbest dalgalanma türü.

Pure and simple : Sadece. Açıkça. Su katılmamış. Tek. Bal gibi. Yalnız. Bu kadar basit.

Pure ash : Yemdeki ham kül miktarından, hidroklorik asitte çözünmeyen kum vb. maddeler çıkarıldıktan sonra elde edilen kül miktarı. Saf kül.

Pure binary data : Saf ikili veri.

İngilizce Pure float Türkçe anlamı, Pure float eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Pure float ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

 

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Pure float synonyms : pure floating, abnormal budget, ability rent, a pass through certificate, a change in supply, abnormal budget expenditures, ability to pay principle, abnormal budget receipts.