Float türkçesi Float nedir
- Kurmak (şirket).
- Yüzdürücü.
- Yaymak.
- Yüzertop.
- Yüzeç.
- Dalgalanmak.
- Su yüzünde götürmek.
- Uzak duruş.
- Dolaşmak.
- Dalgalanmaya bırakmak (döviz kurunu).
- Yüzdürmek.
- Su üzerinde durmak.
- Basketbol alanında kullanılır.
- Süzülmek.
- Bir savunma oyuncusunun, tuttuğu karşı takım oyuncusunu, daha elverişli yerde bulunan birine pas vermesini engellemek için, uzaktan izlemesi.
- Batmadan yüzmek.
- Piyasaya çıkarmak.
- Kurmak şirket.
- Batmamak.
- Görüş almak.
- İçi boş karaçta ya da yakıtlıkta yakıt düzeyini denetleyen kapalı kutu.
- Olta, ağ vb. avlanma aracının suda yüzmesini veya orta su kesiminde belli bir derinlikte kalmasını veya yüzmesini sağlamak doğal ve yapay mantar, içi hava dolu plastik, polyester, fiberglas malzeme, ağaç, sertleştirilmiş lastik ve strafor vb malzemelerden yapılandırılmış ve farklı biçimlerde olabile yapılar.
- Kapama düzenini sağlayan metal ya da plastikten yapılmış suda yüzen top.
- Yüzmek.
- Uçmak.
Float ile ilgili cümleler
English: An astronaut can float in space.
Turkish: Bir astronot uzayda yüzebilir.
English: Does that float your boat?
Turkish: O, senin sandalı yüzdürür mü?
English: Dry leaves float on the water's surface.
Turkish: Ölü yapraklar suyun üzerinde yüzüyordu.
English: He was the first man to float in space.
Turkish: Uzayda yüzen ilk insandı.
English: Does she really float your boat?
Turkish: O, gerçekten teknenizi yüzdürür mü?
Float ingilizcede ne demek, Float nerede nasıl kullanılır?
Float a loan : Kredi bulmak. Kredi ayarlamak.
Float an idea : Bir fikir önermek. Ortaya bir fikir atmak.
Float and sink analysis : Yüzdürme-çökeltme analizi. Yüzdürme-çökeltme çözümlemesi.
Float around : Etrafta yüzmek. Etrafta gezmek veya dolanmak veya dolaşmak.
Float board : Çark kanadı.
Float bridge : Sallı köprü.
Float valve : Şamandıra. Şamandıralı valf. Karbüratör supabı. Yüzertoplu vana. Karaçta yakıt girişini düzenleyen kapaç. Şamandralı valf. Flatörlü vana. Şamandıra valfi. Yüzeç iğnesi. Şamandıralı vana.
Float chamber : Şamandıra haznesi. Karaçta yakıtın girdiği ve yüzeç aracılığı ile düzeyinin denetlendiği odacık. Şamandıra kabı. Yüzeç odası. Sabit seviye kabı.
Float type : Şamandıra tipi.
Float lever : Yüzertopu kapama düzenine birleştiren kol. Yüzertop kolu.
İngilizce Float Türkçe anlamı, Float eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Float ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Buoying : Desteklemek. Şamandıra ile işaret koymak. Şamandıralama. Su üzerinde tutmak.
Buoy : Su üzerinde tutmak. Can yeleği. Şamandıra. Şamandıra ile işaret koymak. Cankurtaran simidi. Güçlendirmek. Duba veya şamandıra. Su yüzünde tutmak. Desteklemek.
Disappear : Görünmez olmak. Ortadan kaybolmak. Ortadan kalkmak. Yok olmak. Unutulup gitmek. Aniden kaybolmak. Yitmek. Gözden kaybolmak.
Bordered zone : Dip çizgileri, serbest atış çizgileri ve dip çizgilerinin orta noktalarına 3 metre uzaklıktan başlayıp, bu çizgilerle serbest atış çizgilerini birleştiren çizgilerin sınırladığı alan. Sınırlı bölge.
Deployed : Yayılış. Görevlendirmek. Uygulamak. Harekete geçirmek. Dağıtmak. Sevk edilmiş (ordu).
Floundered : Şaşırıp kalmak. Bocalamak. Boşuna çabalamak. Debelenmek. Bata çıka ilerlemek. Bata çıka yürümek. Dil balığı. Çabalamak. Çabalama.
Fluttered : Pırpır etmek. Düzensiz hareket etmek. Titretmek. Titremek veya hafifçe dalgalanmak (rüzgarda). Pırlamak. Kanat çırpmak. Çabuk çabuk sallamak. Pır pır etmek. Çarpıntılı olmak.
Deploy : Açmak. Dağıtmak. Konuşlanmak. (birşeyi) etkin kullanmak. Harekete geçirmek. Plana göre yerleştirmek. Görevlendirmek. Mevzilenmek. Uygulamak.
Fluctuate : Değişmek. Tereddüt etmek. Kararsız olmak. Azalıp çoğalmak. Düzensiz hareket etmek. İnip çıkmak. Yükselip alçalmak. Bir yükselip bir azalmak. Bocalamak.
Flow : Dolaşmak (kan vb). Dökülmek. Akıntı. Basmak. Akıntı yapmak. Met halinde olmak. Cereyan. Dökülmek (elbise veya kumaş vb belirli bir şekilde). Akım. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır.
Float synonyms : locomote, cruise along, cruised, ambulating, drift, ambulated, conveyed, travel, flourish, drains, sail, act of throwing goal, broadcasts, basketball, strike out, flit, flighted, bespread, billows, evaporate, circuiting, billow, shave, filter, tide, rides, cruise, delate, ride, buoys, charged time out, waft, flew.
Float zıt anlamlı kelimeler, Float kelime anlamı
Stay in place : Yerinde kalmak.
Sink : Azalmak. Kırılmak. Fenalaşmak. Kazmak. İşlemek. Dolin. Örtbas etmek. Gömmek. Açmak. Batırmak.
Float ingilizce tanımı, definition of Float
Float kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the tide floated the ship into the harbor. To cause to rest or move on the surface of a fluid. To swim. Anything which floats or rests on the surface of a fluid, as to sustain weight, or to indicate the height of the surface, or mark the place of, something. To rest on the surface of any fluid. To cause to float. To be buoyed up.

Bu kısımda Float kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Float ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Float anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Float ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.