Puzzle türkçesi Puzzle nedir

  • Kafası karışmak.
  • Şaşırmak.
  • Kafasını karıştırmak.
  • Şaşırtmak.
  • Hayrete düşürmek.
  • Bulmaca.
  • Karışıklaştırmak.
  • Düşündürmek.
  • Hayret uyandırmak.
  • Muamma gibi gelmek.
  • Bilmece.
  • Kafa patlatmak.

Puzzle ile ilgili cümleler

English: Have you finished the puzzle yet?
Turkish: Henüz bulmacayı bitirdin mi?

English: I have a puzzle to solve.
Turkish: Çözülecek bir yapbozum var.

English: I haven't solved the puzzle yet.
Turkish: Henüz bilmeceyi çözmedim.

English: I want to solve this puzzle before I go to bed.
Turkish: Yatmadan önce bu bilmeceyi çözmek istiyorum.

English: Have you worked the puzzle out?
Turkish: Bulmacayı çözdün mü?

Puzzle ingilizcede ne demek, Puzzle nerede nasıl kullanılır?

Puzzle about : Anlamaya çalışmak. Çözmeye çalışmak.

Puzzle over : Kafa patlatmak. -i çok düşünmek. Anlamaya çalışmak. Çok düşünmek. Çözmeye çalışmak.

Puzzle tree : Bulmaca ağacı.

Chinese puzzle : Güç problem. Çin bulmacası.

Consumption puzzle : Tüketim bulmacası. Hanehalkı harcama anketi verileri ile kısa dönem zaman serileri çözümlemelerinde; kısa dönemde gelir artarken ortalama tüketim eğiliminin azaldığı, dolayısıyla mutlak gelir önsavının geçerli olduğu, uzun dönemde ise gelir artarken ortalama tüketim eğiliminin sabit kaldığı dolayısıyla mutlak gelir önsavının geçersiz olduğu durum.

 

Be puzzled : Afallamak. Afallaşmak. Şaşırmak. Şaşkına dönmek.

Do you have any puzzles : Yap bozunuz var mı.

Jigsaw puzzle : Bozyap. Bozyap (oyunu). Oymalı bilmece. İçinden çıkılmaz iş. Parçalı bulmaca. Yapboz. Yap-boz. Yerleştirmeli bilmece.

Puzzlement : Şaşkınlık. Tereddüt. Merak konusu. Bilinmez. Şaşırtıcı şey. Anlaşılmaz şey. Muamma.

Puzzlers : Kafa yoran kimse. Akıl ermez kimse. Muamma. Bilinmez. Merak konusu. Anlaşılmaz şey.

İngilizce Puzzle Türkçe anlamı, Puzzle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Puzzle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Weigh on : Yük olmak. -e ağır gelmek. -e yük olmak. İçine dert olmak. Üzmek.

Be taken aback : Apışıp kalmak. Şaşakalmak. Afallamak. Şaşırıp kalmak. Şaşalamak.

Mull : Kafa yormak. Organdi kumaş. Düşünüp taşınmak. İskoçça'da denize çıkıntı yapan kara burnu anlamında sözcük. (bira ya da şarabı) baharatla kaynatmak. Üzerinde düşünmek. Şarabı baharatla kaynatmak. İnce muslin. Şarabı içime hazırlamak için ısıtmak ve tatlandırmak.

Confounding : Yenmek. Bozmak. Çelişen. Yıkmak. Kafa karıştırıcı. Şaşırtıcı. Şaşırtma. Etki karışımı.

Buffle : Bufalo. Ekran. Bizon. Panel. Sığır.

Flabbergasting : Şaşkına çevirmek. Afallatmak. Afallamış. Küçük dilini yutturmak. Hayret ve merak içerisinde. Şaşırmış. Şaşkınlıktan dili tutulmuş. Şaşkınlığa neden olmak. Çok şaşırtmak.

Be scandalize at : Şok olmak.

Knock the socks off : Büyülercesine etkilemek. Hayran bırakmak. Alt etmek. Şaşkına çevirmek (argo terim). Çok şaşırtmak. Hezimete uğratmak. Afallatmak. Çok etkilemek.

 

Be baffled : Apışıp kalmak. Şaşmak. Şaşkına dönmek.

Puzzle synonyms : ruminate, get mixed up, addlings, chew over, riddles, reflect, be surprised, astounds, fazes, addling, mulls, bedevil, flummoxing, be at sea, nonplusing, befog, flabbergasts, ball up, baffles, preoccupying, nonplus, flummoxes, enigmas, bedevilling, bemusing, faze, brainteasers, elude, mystify, make think, flummox, bedevilled, pose.

Puzzle ingilizce tanımı, definition of Puzzle

Puzzle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Something which perplexes or embarrasses. To put to a stand. To nonplus. To embarrass. To be bewildered, or perplexed. Especially, a toy or a problem contrived for testing ingenuity. To perplex. To confuse. Also, something exhibiting marvelous skill in making.