Quantizer türkçesi Quantizer nedir

Quantizer ingilizcede ne demek, Quantizer nerede nasıl kullanılır?

Quantizer aperture : Nicemleyici açıklığı.

Quantizer stepsize : Nicemleyici basamak boyu.

Quantize : Niceliklerini bulmak. Nicelendirmek. Nicelemek. Nicemlemek. Sayısal olarak belirtmek.

Quantized : Nicemli. Nicelemek. Sayısal olarak belirtmek. Belirli dereceye kadar enerji içeren. Nicemsel işleybilime uygun olarak, yalnızca belirli kesikli değerlerden oluşan.

Quantized signal : Nicemlenmiş sinyal. Nicemlenmiş işaret.

Non uniform quantization : Düzgün olmayan nicemleme.

Spatial quantization : Uzamsal nicemleme.

Unquantized state : Nicemlenmemiş hal. Devinimleri nicemleme koşullarına girmemiş, dolayısıyla çizgi izgeleri yerine sürekli izgeler veren eksicikli öğeciğin hali.

Amplitude quantized control : Nicemlenmiş eşzamanlama.

Quantizing : Nicelemek. Sayısal olarak belirtmek.

İngilizce Quantizer Türkçe anlamı, Quantizer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Quantizer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gauge : Basınç, sıcaklık, akışkan düzeyi, aralık gibi nicelikler ölçen özel aygıt. Kıstas. Ayarını hesaplamak. Ölçü. Ayarlık. Kriter. Değerlendirmek. Basınç, çap, akım, alan gibi doğabilimsel niceliklerin ölçümünde ya da denetiminde kullanılan araç. Ölçümlemek. Tartmak.

 

Guess : Düşünmek. Tahminde bulunmak. Sezmek. Oranlamak. Zannetmek. Varsayımda bulunmak. Sanmak. İçine doğmak. Tahmin etmek. Tahmin.

Existential quantifier : Varlık niceleyicisi. Varoluşsal niceleyici.

Estimate : Teklif. Hesap etmek. Değerlendirmek. Oranlamak. Hüküm vermek. Aranan evrendeğere ilişkin olarak örneklemeyle elde edilen değer ya da çıkarım yordamlarıyla varılan bekleni ya da beklenti. Hesaplamak. Kestirmek. Kestirim. İşi kabul etme.

Word : Sözcüklerle anlatmak. Söylemek. Belli bir amaç için bir birim olarak düşünülmesi uygun düşen bir damga dizgisi. Emir. Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. ilişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb. Kısa görüşme. Sözcüklerle ifade etmek. Kelime. Parola. Bilgi.

Quantifier : Nicelten. Miktar belirleyici. Nicelik sözcüğü. Niceleyen.

Quantize : Nicemlemek. Nicelendirmek. Sayısal olarak belirtmek. Nicelemek. Niceliklerini bulmak.

Approximate : Tahmin etmek. Yaklaştırmak. Andırmak. Yaklaşmak. Yakınlaşmak. Yaklaşık olmak. Benzemek. Yaklaşık olarak değerlendirmek. -e yakın olmak.

Judge : Değerlendirmek. Atletizm, hukuk, eskrim alanlarında kullanılır. Değer biçmek. Kanısında olmak. Yan yargıcı. Muhakeme etmek. Hakemlik yapmak. Hakemlik etmek. Hakim. Hüküm vermek.

Quantizer synonyms : existential operator, logical quantifier, quantor.