Judge türkçesi Judge nedir

  • Kılıçoyunu yarışmalarında, başyargıcıya yardımcı olan dört yargıcıdan her biri.
  • Değer biçmek.
  • Yargıç.
  • Hakemlik yapmak.
  • Karara varmak.
  • Yarış yargıcısı.
  • Atma ile atlamalarda denemelerin geçersizliğini saptayan, geçerli denemelerin ölçümünü yaparak çizelgesine geçiren yargıcı.
  • Anlam çıkarmak.
  • Hakim.
  • Yargılamak.
  • Hüküm vermek.
  • Hükme bağlamak.
  • Kanısında olmak.
  • Atletizm, hukuk, eskrim alanlarında kullanılır.
  • Muhakeme etmek.
  • Hakemlik etmek.
  • Değerlendirmek.
  • Yan yargıcı.
  • Tahmin etmek.

Judge ile ilgili cümleler

English: Ali told the judge that he was innocent.
Turkish: Ali suçsuz olduğunu hakime söyledi.

English: Ali told the judge he wanted a different lawyer.
Turkish: Ali yargıca farklı bir avukat istediğini söyledi.

English: Ali was a judge in an art contest.
Turkish: Ali bir sanat yarışmasında bir hakemdi.

English: Ali appealed to the judge for mercy.
Turkish: Ali merhamet için hakime seslendi.

English: Ali certainly is a poor judge of character.
Turkish: Ali kesinlikle kötü bir karakter uzmanı.

Judge ingilizcede ne demek, Judge nerede nasıl kullanılır?

Judge advocate : Askeri yargıç. Askeri hakim. Askeri adli müşavir. Askeri hukuk müşaviri. Askeri mahkeme savcısı. Askeri savcı.

Judge advocate general : Askeri baş hukuk müşaviri. Askeri başsavcı. Baş askeri adli müşavir. Askeriyenin bir dalında baş adli memur ve danışman.

 

Judge as you would be judged : Birinin neler yaşadıklarını bilmeden onu yargılama. Birinin yaşadıklarını yaşamadan onu yargılama.

Judge at the finish : Varış yargıcısı. Koşulara, yürüyüşlere katılan yarışçıların varış sıralarını saptayan yargıcı.

Judge by externals : Görünüşe dayanarak hükme varmak.

Judge of the peace : Önyargıç. Sulh yargıcı.

Judge in commercial court : Tecim yargıcı. Tecime ilişkin anlaşmazlıkları yasalara göre çözümleyen yargıç.

Ad hoc judge : Ad hoc hakim.

Be a good judge of : Anlamak. -in ne olduğunu bilmek.

Judge of men : İnsan sarrafı.

İngilizce Judge Türkçe anlamı, Judge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Judge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hearsing : Mektup almak. Duymak. Öğrenmek. İşitmek. Dava görmek. Haber almak. Kulak vermek. Onaylamak.

Esteeming : İnanmak. İtibar etme. Değer vermek. Addetmek. Takdir etmek. Saygı duymak.

Commented : Açıklamalı. Düşüncesini açıklamak. Yorumlamak. Eleştirmek.

Cessing : Vergilendirmek. Vergi. İhmal etmek.

Hear a case : Davaya bakmak.

Conclude : Sonucuna varmak. Hükmetmek. Bitirmek. Durdurmak. Anlaşmak. Sona erdirmek. Sona ermek. Sonuçlandırmak. Bitmek.

Sentence : Ceza vermek. Tüzel karar. Mahkum etmek. İlam. Mahkumiyet. Bir fikri, bir duygu ve düşünceyi, bir oluş ve kılışı tam olarak bir yargı halinde anlatan kelime grubu. cümlenin varlığı için asgari şart bir çekimli fiil veya ek-fiilden oluşan yüklemdir: evin avlusuna, sırtında çuval kaplı yayvan torba, elinde bir ufacık iskemle ve uzun bir demir parçası, dağınık kıyafetli bir adam girdi (r. h. karay, eskici). muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur (m. k. atatürk, nutuk). türklük, beş yüz seneden beri istanbul’u ve boğaziçi’ni bütün beşeriyetin hayaline böyle nakşetti (y. kemal beyatlı aziz istanbul s. 183) vb. || cümleler yapılarına, yüklem türüne, yüklem yerine ve anlamlarına göre sınıflandırılır. yapılışlarına göre sınıflandırmada basit cümle, birleşik cümle, bağlı cümle, sıralı cümle; yüklemine göre isim cümlesi, fiil cümlesi; yüklemin yerine göre kurallı cümle, devrik cümle; anlamına göre olumlu cümle, olumsuz cümle ve soru cümlesi türüne ayrılır. bunlara bk. Tümce. Bilgisayar, hukuk, gramer alanlarında kullanılır.

 

Umpires : Hakem olmak. Tahkimde üçüncü hakem. İki hakemin karara varamaması durumunda karar için üçüncü bir hakemin tayin edilmesi. Hakem.

Try : Atış hakkı (ragbi). Kalkışma. Sinirlerini bozmak. Yapmaya çalışmak. Denemek. Deney yapmak. Çaba. Uğraşmak. Yoklamak.

Adjudicator : Yargıcı. Hakem.

Judge synonyms : qadi, pretor, apprize, appraising, bring under control, determine, trier, condemns, assesses, hear, refs, arrive at a decision, demiurge, adopting a resolution, umpire, made a decision, alcaldes, form an opinion, referee, approximate, appreciates, ref, adjudging, ordinary, extrapolates, justice, look at, commentating, be of the opinion that, bring in, decree, judging, refereed.

Judge zıt anlamlı kelimeler, Judge kelime anlamı

Fail : Zayıf not. Yapmamak. Bitmek. Başarısızlıkla sonuçlanmak. Batmak. Çaktırmak. Kuvveti kesilmek. Başarısız olmak. Suya düşmek. Becerememek.

Pass : Bir veri kümesi üzerinde bir kez uygulanan iş dönemi. Dönüşmek. Trapez cambazının bir trapezden ötekine geçip taşıyıcıya tutunması, taşıyıcıdan yine kendi trapezine geçmesi. geçiş'in üç evresi vardır: kaçış, akrobatik takla ve düşmeden trapezi yakalama. Briç pas demek. Bir oyuncunun, ayakla ya da başla topu kendi takım arkadaşlarından birine göndermesi. Pas vermek. Aktarma. Devretmek. Geçirmek. Uç boylarında bulunan küçük kale. dağ geçitlerinde kurulan karakol ya da karakol binası. iki dağ arasındaki geçit yeri, boğaz.

Approve : Razı gelmek. Doğru bulmak. Uygun görmek. Razı olmak. Tasvip etmek. Hoş karşılamak. Beğenmek. Onaylamak. Kabul etmek.

Judge antonyms : disapprove, reject, convict, qualify, disqualify, acquit.

Judge ingilizce tanımı, definition of Judge

Judge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To pass sentence. To give judgment. A public officer who is invested with authority to hear and determine litigated causes, and to administer justice between parties in courts held for that purpose. To hear and determine by authority, as a case before a court, or a controversy between two parties. To hear and determine, as in causes on trial. To decide as a judge.