Raindrop türkçesi Raindrop nedir

  • Yağmur tanesi.
  • Yağmur damlası.

Raindrop ile ilgili cümleler

English: I should have brought my umbrella. Large raindrops are starting to fall.
Turkish: Şemsiyemi getirmeliydim. Büyük yağmur damlaları düşmeye başlıyor.

English: A raindrop splashed on her cheek.
Turkish: Bir yağmur damlası onu yanağına sıçradı.

English: Large raindrops are starting to fall.
Turkish: Büyük yağmur damlaları düşmeye başlıyor.

Raindrop ingilizcede ne demek, Raindrop nerede nasıl kullanılır?

Raindrops : Yağmur damlaları.

Contraindicate : Kontrendike. Tedavinin uygun olmadığını göstermek.

Contraindicated : Kontrendike. Tedavinin uygun olmadığını göstermek.

Contraindicates : Kontrendike. Tedavinin uygun olmadığını göstermek.

Contraindicating : Tedavinin uygun olmadığını göstermek. Kontrendike.

Rain check : Envanterde görünen ancak stokta kalmamış bir ürünü ürün mağazaya geldiğinde müşteriye aynı fiyattan satmayı taahhüt eden mağaza onaylı kupon veya çek. Konser veya gösteri izleme hakkını daha sonra kullanma hakkı. Yağmur yüzünden iptal edilen maç. Çekici bulunan bir davetin reddedilmesi. Gösteri veya konser vb yerine ilerisi için verilen bilet. Ertelenen maç için seyirciye verilen bilet. Ertelenen gösteri için seyirciye verilen bilet. Hakkını daha sonra kullanma hakkı. Çekici bulunan bir davetin sonradan kabul edilmek veya ertelenmek üzere reddedilmesi. İndirimde kalmayan malı daha sonra alabilme hakkı.

 

Contraindications : Kontrendikasyonlar. Tedavinin uygun olmaması.

Rain attenuation : Yağmur zayıflatması.

Rain cap : Yağmurdan koruyucu kapak.

Rain barrel : Yağmur damlacıklarını sağlayan, alt tarafı delikli boru. bu boru genellikle dekordaki pencerenin kulis tarafındaki üst kesimine yerleştirilir. Yağmur varili. Yağmur borusu.

İngilizce Raindrop Türkçe anlamı, Raindrop eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Raindrop ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rain : Bereket. Çizik. Yağmuruna tutmak. Coğrafya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yağdırmak. Yağmak. Yağmur. İklim olayının en önemli etkenlerinden biri; havayuvarındaki su buğusunun yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı. Yağmur gibi boşanmak. Filmin yüzünde, yabancı cisimlerden ya da filmin pürüzlü yerlere sürülmesinden oluşan, çizintiden daha derin olan sıyrık.

Rainfall : Sağanak. Yağış. Yağmur. Yağış miktarı. Yağış (miktarı).

Driblet : Parça. Küçük bir miktar. Çok az miktar. Nebze. Bir parça. Az miktar. Damla.

Drib : Damlacık. Damlamak. Azıcık. Çok küçük miktar. Damla.

Dewdrop : Çiy damlacığı. Çiy damlası. Yoğun rutubet damlacığı.

Drop : Bitmek. Yavrulamak. Damla. Söylemek. Görüşmemek. Dirsek çevirmek. Alçalmak. İlişkisini kesmek. Çıkagelmek. Damlatmak.

Dewdrops : Çiy damlası. Çiy damlacığı. Yoğun rutubet damlacığı.

Raindrop ingilizce tanımı, definition of Raindrop

Raindrop kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A drop of rain.