Redhead türkçesi Redhead nedir

  • Kızıl.
  • Kızıl saçlı kimse.
  • Kızılbaş.
  • Kızıl saçlı kadın.

Redhead ile ilgili cümleler

English: Do you know any redheads?
Turkish: Hiç kızıl saçlı birini tanıyor musun?

English: I am a redhead.
Turkish: Kızıl saçlıyım.

English: Ali likes redheads.
Turkish: Ali kızıl saçlıları seviyor.

Redhead ingilizcede ne demek, Redhead nerede nasıl kullanılır?

Redheaded : Kızıl saçlı.

Redheaded woodpecker : Kızıl ağaçkakan.

Redheads : Kızıl. Kızıl saçlı kimse. Kızılbaş.

Redhanded : Suçüstü.

Redhibition : Feshine neden olma. Hile nedeniyle satış sözleşmesinin feshi. Sözleşmesinin feshi. Geri verme hakkı.

Maitredhotel : Metrdotel.

Red admiral : Kelebek.

Red ant : Eklem bacaklı hayvanlardan, böcekler (ınsecta) sınıfının, zar kanatlılar (hymoneptera) takımından, kırmızı renkli, yuvasını ormanlar içinde kocaman yığınlar halinde yapan, zehir dikenleri olmayan, sosyete meydana getiren, pupaları kuşlara yem olan bir tür. orman karıncası. Kırmızı orman karıncası. Kırmızımsı renkte olup, ormanlarda yaşayan ve kimi yaprak solucanlara arakonakçılık edebilen karınca; orman karıncası, kırmızı orman karıncası. Kızılkarınca. Ateş karıncası.

Red army : Eski sovyetler birliği'nin ordusu. Kızıl ordu. Sovyet ordusu.

 

Redhibitory defect : Sözleşmesinin feshini gerektiren kusur. Yararsızlaştırıcı kusur.

İngilizce Redhead Türkçe anlamı, Redhead eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Redhead ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crimsoned : Koyu kırmızı. Koyu kırmızı renk. Kızarmak. Kan kırmızı. Kırmızılaştırmak. Al al. Kıpkırmızı olmak. Kıpkırmızı. Fes rengi.

Crimsoning : Kıpkırmızı. Kızarmak. Al al. Koyu kırmızı renk. Kıpkırmızı olmak. Kırmızılaştırmak. Kan kırmızı. Fes rengi. Koyu kırmızı.

Reddest : Kızılderili. Kızıl saçlı. Al. Kızgın. Değersiz. Kızıl tüylü. Komünist. Rus. Kırmızı (renk).

Dengues : Sivrisineklerin bulaştırdığı viral bir hastalık. Şiddetli eklem ve adale ağrıları veren ateşli ve bulaşıcı hastalık. Dengue. Dang humması. Dengue ateşi. Dang.

Blueys : Bir deniz anası türü. Maden işçisi kıyafeti. Avustralya çoban köpeği. £5. Ormanda yaşayan bir kimsenin kişisel eşyalarını koyduğu sarmalanmış battaniye (aslen mavi) (avustralya). Paket. Ekipman. Trafik bileti.

Soul : Timsal. Şahıs. Simge. Tin. Dinlerin ve birtakım ikici felsefe öğretilerinin bedenden ayrı ve ölümsüz bir yaşamı olduğunu ileri sürdükleri varlık. Ruh. Canlılık. Kimse. Temel direk. Gönül.

Somebody : Önemli kimse. Biri. Bir kimse. Şahsiyet. Birisi. Kimse. Kimisi. Önemli birisi. Bazısı.

Ginger : Canlandırmak. Canlılık. Hız vermek. Çaba. Dürtmek. Kızıl renk. Kızılımsı sarı renk. Hızlandırmak. Kızıl saç.

Bluey : Paket. Ekipman. £5. Trafik bileti. Ormanda yaşayan bir kimsenin kişisel eşyalarını koyduğu sarmalanmış battaniye (aslen mavi) (avustralya). Maden işçisi kıyafeti. Avustralya çoban köpeği. Bir deniz anası türü.

 

Redhead synonyms : red header, aythya americana, redheader, carrottop, genus aythya, aythya, redheads, lurid, carmines, kizilbas, crimson, dengue, redder, red, gold, carrot, mortal, carmine, someone, person, duck, communist, crimsons, individual.

Redhead ingilizce tanımı, definition of Redhead

Redhead kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A person having red hair.