Refakatçi nedir, Refakatçi ne demek

"Refakatçi" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Suç unsuru sigaranızı tek başınıza tellendirebilir ama artık dilde konuşabilmek için muhakkak bir refakatçiye ihtiyaç duyarsınız." - E. Şafak

Yerel Türkçe anlamı:

(Ar. refâkat+fi) refakatçi

Refakatçi anlamı, kısaca tanımı:

Refakat : Eşlik etme. Arkadaşlık etme, birlikte bulunma.

Refakatçilik : Refakatçi olma durumu.

Hastane : Hastalara yatarak veya ayakta tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinin hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanları tarafından verildiği sağlık kuruluşu.

Hasta : Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız.

Kalan : Bir çıkarmanın sonucu. Artan, mütebaki. Kalma işini yapan. Bölme işleminde bölünenden artan sayı.

Yardımcı : Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb., muavin, muin, yaver, asistan. Yardımı olan (şey).

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Kılavuz : Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse. Kılavuz kaptan. Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Kılavuz gemisi. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne.

 

Gösterici : Gösteri yapan kimse, gösteri adamı, nümayişçi. Fotoğraf, film vb.ni bir yüzeye yansıtmaya yarayan araç, projektör.

Yol : Yolculuk. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Kumaşta bulunan çizgi. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız. Hile, tuzak. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi.

Diğer dillerde Refakatçi anlamı nedir?

İngilizce'de Refakatçi ne demek? : [refakâtçi] n. companion, attendant

n. escort

Almanca'da Refakatçi : n. Begleiter