Refers to türkçesi Refers to nedir

Refers to ile ilgili cümleler

English: The word refers to not only adults but also children.
Turkish: Söz sadece yetişkinlere değil fakat aynı zamanda çocuklara da gönderme yapıyor.

English: Ali prefers to eat French fries with ketchup.
Turkish: Ali ketçaplı patates kızartması yemeği tercih ediyor.

English: Ali prefers to park behind the house.
Turkish: Ali evin arkasında park etmeyi tercih ediyor.

English: Ali uses a spoon to eat rice, but Mary prefers to use chopsticks.
Turkish: Ali pilav yemek için bir kaşık kullanır ancak Mary yemek çubukları kullanmayı tercih ediyor.

English: The word downtown refers to the business quarter of any town.
Turkish: Kent merkezi sözcüğü, herhangi bir kentin iş semti anlamına gelir.

Refers to ingilizcede ne demek, Refers to nerede nasıl kullanılır?

Refers : Bahsetmek. Ait saymak. İlgili olmak. Başvurmak. Atfetmek. Değinmek. Göndermek. Yararlanmak. İma etmek. Bakmak.

To : -mek -mak (mastar). Karşı. E. -e göre. E doğru. Oranla. Kadar. Göre. Arasında. Kala.

Ab intestato : (latince) vasiyet bırakmadan vefat (louisiana medeni yasası, abd).

Ab invito : Onun iradesine karşı.

Ab irato : Öfkeyle.

Abandon oneself to : Dalmak. Kendini teslim etme. Kendini kaptırmak. Kendini -e vermek. -e kapılmak. Bağımlı hale gelme (kendinden vazgeçme). Tüm sınırları kaybetme.

 

İngilizce Refers to Türkçe anlamı, Refers to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Refers to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Intitling : Sıfatlandırmak (örn., kitap, resim, vs.). Bir şey hakkı vermek veya hak iddia etmek. Yetki vermek. İsim vermek. Hak tanımak.

Letter of application : Katılım belgesi. İş müracaatı. Başvuru dilekçesi. Dilekçe. İştirak mektubu. İştirak taahhütnamesi. Başvuru mektubu.

Applications : Kullanım. Başvurma. Sürme. Tatbik. Başvuru formu. Dilekçe. Dikkat. Yaratıcı bilgisayar uygulamaları. Özen.

Reference : İşinden ayrılan işçiye işveren tarafından verilen ve görevini iyi yaptığını belirten belge. Bakma. İma. İlişki. Belge. Üstüne alma, önerme, bilgi verme. bir nesnenin oluşunu başka bir nesnenin sonucu olarak sayma, ya da bir nesneyi bir başkasından çıkmış olarak gösterme. Kastetme. Yararlık belgesi. Söz etme. Bahsetme.

Denominated : Cinsinden ifade edilmiş. İfade edilmiş. Bağlanmış. Adlandırılan. Adlandırılmış. İsim koymak. İsmi konmuş.

Ref : Hakem. Baş. Başv. Hakemlik yapmak.

Denominate : Ad vermek. Demek. Ayırmak. İsimlendirmek. Göstermek. İsim vermek. İsim koymak. Belirtmek.

Recourses : Yardım dileme. Rücu hakkı. Müracaat. Başvurulacak kimse. Başvurulacak yer. Başvurma. Merci. Rücu. Yardım kaynağı.

Intitle : Bir şey hakkı vermek veya hak iddia etmek. Hak tanımak. Yetki vermek. İsim vermek. Sıfatlandırmak (örn., kitap, resim, vs.).

Entitle : Ünvan vermek. Yetki vermek. Ad vermek. İsimlendirmek. Hak tanımak. Ad koymak. Başlık koymak. Hak kazandırmak. Hak etmek. Hak vermek.

Refers to synonyms : designate, referrals, application, refs, filing, denominating, referral, recourse, entitling, appeal, name, entitles, dub, reference to, denominates, designates, dubs, call, designating.