Report on türkçesi Report on nedir

Report on ile ilgili cümleler

English: I'm trying my best to finish this report on time.
Turkish: Bu raporu zamanında bitirmek için elimden geleni yapıyorum.

English: Give me the report on Monday.
Turkish: Pazartesi bana raporu verin.

English: I want a complete report on my desk by 2:30.
Turkish: 2.30'a kadar masamda tam bir rapor istiyorum.

English: Ali found the report on a current website.
Turkish: Ali raporu güncel bir web sitesinde buldu.

English: I want that report on my desk in one hour.
Turkish: O raporu bir saat içinde masamda istiyorum.

Report on ingilizcede ne demek, Report on nerede nasıl kullanılır?

Report : Rapor vermek. Rapor. Bildirmek. Hazır bulunmak. Haber vermek. Söylemek. Rapor etmek. Anlatmak. Muhabirlik yapmak. Rapor sunmak.

On : Yönünde. De. Civarında. Yanmak. İle. Esnasında. E doğru. Devrede. Hazır. Çakırkeyif.

Report back : Geri bildirimde bulunmak. Geri rapor etmek.

Report card : Öğrenci karnesi. Karne. Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimlerince verilen ve her dersten aldıkları notlar ile devam, sağlık ve genel gidiş durumlarını gösteren belge. Rapor kartı.

Report design : Rapor tasarımı.

Report errors to : Hataları bildir.

İngilizce Report on Türkçe anlamı, Report on eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Report on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Snuck : Gizlice girmek. Sessizce sokulmak. Çalmak. İspiyonlamak. Gizlice yapmak. Yürütmek.

Snitched : Polis muhbiri. İspiyon etmek. İspiyonlamak. İhbar etmek. Fitnelemek. Çalmak. Yürütmek. Hakkında bilgi vermek. Aşırmak.

Dob : Yaş. İhbar etmek. Bir kimseyi görevlilere ispiyonlamak (avustralya ve yeni zelanda argosu).

Snitch : Fitnelemek. Aşırmak. Yürütmek. İspiyonlamak. Hakkında bilgi vermek. İspiyon etmek. Çalmak. Polis muhbiri. İhbar etmek.

Sneak : Sinsice ve sessizce ilerlemek veya gitmek. Yürütmek. Çalmak. Fitnelemek. İspiyon etmek. Gizlice girmek. Gizlice yapmak. Aşırmak. Müzevirlemek.

Delate : İtham etmek. İhbar etmek. Şikayet etmek. Yaymak. Suçlamak. Haber vermek. Ele vermek.

Peached : İhbar etmek. Çok güzel kız. Fıstık. Şeftali kompostosu. Çok tatlı veya hoş biri. Şeftali.

Peach : Fıstık. Fıstık gibi şey. Çok tatlı veya hoş biri. Şeftali. Şeftali kompostosu. Çok güzel kız. Gülgiller (rosaceae) familyasından, çanak ve taç yaprakları beşer tane olan, ana vatanı çin olup, ülkemizde de kültürü yapılan, ağaç formundaki, yapraklarını döken bir tür.

Shop : İşyeri. Kuruluş. Alışveriş etmek. Mağaza. Ele vermek. Alışverişe çıkmak. Dükkan. İşlik. Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer, işyeri.

Sneaked : Gizlice girmek. Yürütmek. İspiyonlamak. Çalmak. Gizlice yapmak. Sessizce sokulmak.

Report on synonyms : sneaks, shopped, clue up, peaching, put the finger on.