Repulsing türkçesi Repulsing nedir

Repulsing ingilizcede ne demek, Repulsing nerede nasıl kullanılır?

Repulsion : Tiksinti ve korku. Repulziyon. Antipati. Geri tepme. Tiksinme. İki özdeciği ya da taneciği birbirinden uzaklaştıran kuvvet. Birbirini uzaklaştırma gücü. Nefret. Defetme. Bir öğeciğin bir parçacık ya da erke nicemi ışıdığı anda toplam devinirliğinin korunabilmesi için ters yönde bir itim edinmesi.

Repulsions : İtme. Tiksinme. Cisimlerin birbirini itme gücü. Nefret. İğrenme. Tiksinti. Defetme. Antipati. Geritepki. Geri tepme.

Repulsive : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Soğuk. Antipatik. Yavan. İtici. Uzaklaştırıcı. Tiksindirici. İtişli. İtme eğilimi olan. Tanecikleri birbirinden uzaklaştıran kuvvetlere ilişkin.

Repulsive force : İtme kuvvet. İtme kuvveti.

Repulsive forces : İtme kuvvet. İtici güçler. İtme kuvveti.

Repulses : İtelemek. Geri çevirmek. İtmek. Haksız olduğunu kanıtlamak (suçlama vb'nin). Kabaca reddetmek. Geri püskürtmek. Kovmak. İğrendirmek. Reddetmek. Püskürtmek.

Repulsiveness : Antipati. Ölçüsüzlük. İticilik. İğrençlik. Tiksindiricilik.

Temporary repulsion : Geçici uzaklaştırma. Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrencinin belirli bir süre -örneğin bir gün ya da on beş gün- okula devamının yasaklanması.

 

Repulsed : İtici gelmek. Kovmak. İğrendirmek. Püskürtmek. Geri çevirmek. İtmek. İtelemek. Kabaca reddetmek.

Capillary repulsion : Kapiler itme. Kılcal itme.

İngilizce Repulsing Türkçe anlamı, Repulsing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Repulsing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cloys : İçini bayıltmak. Gına getirmek. Bıkkınlık vermek. Kabak tadı vermek. Bıktırmak. Tiksindirmek. Usandırmak.

Cashiering : Vezneci (bankada). Kasiyer. (özellikle ordudan) ihraç etmek. Veznedar. Kasa. İşine son vermek. Kasadar. Atmak.

Belches : Püskürmek. Çıkarmak (duman). Geğirti. Fışkırmak. Duman çıkarmak. Fırlatmak. Geğirmek. Çıkarma. Çıkarmak duman.

Beat off : Defetmek. Bertaraf etmek. Savuşturmak.

Boosts : Övmek. Artırmak (fiyat). Reklamını yapmak. Kuvvetini artırmak. Artırmak. Yukarıya itmek. Kaldırmak. Yardım için itmek. Yükseltmek.

Negatived : Etkisiz hale getirmek. Olumsuz cevap vermek. Reddetmek. Negatif. Çürütmek. Olumsuz. Menetmek. Kabul etmemek. Olumsuz söz.

Boot : Çizme giydirmek. Çizme. Potin. Sepetleme. İşten atma. Tekme. Tekmelemek. Ayak ile vurmak. Oto. Yolcu taşıyan araçlarda yolcu yükünün konduğu kapalı ya da açık bölüm.

Hustles : Koşuşturmak. Sıkıştırmak. İtip kakmak. Sıkboğaz etmek. Yaltaklanmak. Dürtmek. Hile ile satmak. İtişip kakışmak.

Banished : Defetmek. Sürgüne gönderilmiş. Kovulmuş. Sürgün etmek. Sürmek. Kafasından atmak. Sürgün yemiş. Aklından çıkarmak.

Repulsing synonyms : repulsed, atomizes, belch, dashes, refusing, goads, atomized, atomises, heft, elbowed, boot out, eruct, pokes, decline, cloy, foil, nauseates, impel, rebuff, comminute, cashiered, cashier, axe, boost, repels, poke, negativing, nudge, nudged, disgusts, banishes, give back, dig into.

 

Repulsing zıt anlamlı kelimeler, Repulsing kelime anlamı

Attraction : Tanecikleri birbirine yaklaştıran kuvvet. Bir turistin ziyaret edip görmek istediği yer. Hukuk, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Alımlılık. Çekim. Sempati. Çekici şey. Cazibe. Albeni. Atom, yükün ve molekülleri birbirine yaklaştıran etkileşim. (genellikle, çift ucaylı iki parçacığı yöneltme, bir çift ucaylı parçacığı, ucaysız parçacıkta eyletme ve ucaysız parçacıklar arasındaki dağılım etkileriyle oluşur.).

Attractive : Sempatik. Alımlı çalımlı. Tanecikleri birbirine yaklaştıran kuvvete ilişkin. Hoş. Havalı. Cazip. Çekici. Güzel. Cazibeli. İlginç.

Inoffensive : Zararı dokunmayan. Kendi halinde. İncitmeyen. Mazlum. Zararsız. Tehlikesiz.