Attraction türkçesi Attraction nedir

  • Albeni.
  • Tanecikleri birbirine yaklaştıran kuvvet.
  • Sempati.
  • Çekicilik.
  • Çekici şey.
  • Alımlılık.
  • Bir turistin ziyaret edip görmek istediği yer.
  • Atom, yükün ve molekülleri birbirine yaklaştıran etkileşim. (genellikle, çift ucaylı iki parçacığı yöneltme, bir çift ucaylı parçacığı, ucaysız parçacıkta eyletme ve ucaysız parçacıklar arasındaki dağılım etkileriyle oluşur.).
  • Hukuk, fizik, kimya alanlarında kullanılır.
  • Çekim.
  • Getirtme.
  • Nesnelerin ağınımsal, elektriksel ve mıknatıssal nitelikli kuvvetlerle birbirlerini çekmeleri.
  • Eğlence programı.
  • Cazibe.
  • Atraksiyon.

Attraction ile ilgili cümleler

English: What's the big attraction?
Turkish: Büyük cazibe nedir?

English: The coral reef is the region's prime attraction.
Turkish: Mercan kayalığı, bölgenin en önemli cazibesidir.

English: They were drawn to each other by a magnetic attraction.
Turkish: Manyetik bir çekimle birbirlerine çekildiler.

English: The mass of the planets is calculated according to the law of universal attraction.
Turkish: Gezegenlerin kütlesi evrensel çekim yasasına göre hesaplanır.

English: Gravity is a force of attraction that exists between any two masses, any two bodies, or any two particles.
Turkish: Yer çekimi herhangi iki kütle, herhangi iki organ ya da herhangi iki parçacık arasında olan bir çekim kuvvetidir.

 

Attraction ingilizcede ne demek, Attraction nerede nasıl kullanılır?

Attraction of gravity : Yerçekimi.

Capillary attraction : Kapiler çekme. Kılcal çekme. Kılcal çekim.

Center of attraction : İlgi merkezi. İlgi odağı. Dikkat merkezi. Cazibe kaynağı. Çekim merkezi.

Centre of attraction : İlgi odağı. Çekim merkezi. Cazibe merkezi.

Chemical attraction : Kimyasal çekim.

Labial attraction : Dudak benzeşmesi. Yalın veya eklerle genişletilmiş bir kelimenin ilk hecesinde yuvarlak bir ünlü varsa, ondan sonraki hece ünlülerinin ya dar yuvarlak yahut da düz geniş olmaları kuralı: budur, bölük, çocuk, dokuz, odun, topuk, ölüm, ömür, uzun, üzüm, boya, boşalmak, çoban, dudak, duvar, düşünce, göçebe, güneş, kolay, kovan, oyma, soğan vb.

Counter attraction : Başka bir çekime karşılık olarak sunulan çekim. Karşı çekim.

Electrical attraction : Elektriksel çekim. Karşıt imli elektrik yükleri arasındaki coulomb yasası ile belirlenen çekim kuvveti.

Molecular attraction : Molekül çekimi. Moleküler çekim.

Magnetic attraction : Manyetik çekim.

İngilizce Attraction Türkçe anlamı, Attraction eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Attraction ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gravity : Bir nesne ile bir gökcismi arasındaki ağınımsal çekim kuvveti ile özekkaç itim kuvvetinin, gökcisminin yakınında tartı ile ölçülen birleşik etkisi. Peslik. Tehlike. Büyüklük. Yerçekim. Yer'in çekme kuvveti. Yerçekimi. Fizik, uzay alanlarında kullanılır. Ciddilik.

Appeal : Üst mahkemeye başvurmak. Sıçramaya girerken atılım hareketi. Karşıtlama. Başvuru. Temyize gitmek. Üstyargı yolu. Yüksek mahkemeye yapılan rica. Bir soruşturuda, soru çizinliğinin başına eklenmiş bir yazı ya da mektup aracılığıyla ya da bir görüşmede yapılan açış konuşmasıyla araştırmanın sunulması. Dilemek.

 

Entrapment : Sıkışma. Tutulma. Tutuklama. Büyüleyicilik. Caziplik. Kaptırma. Zorluğa veya tehlikeye çekme veya sürükleme. Kısılma. Hile.

Accidence : Yapıbilim. Bükün. Tasrif. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Büküm. Sarf usul ve prensipleri. Morfoloji.

Showstopper : Bir gösterideki uzatılmış alkışları çeken gösterici veya sahne. Gösteride uzun süreli alkışı hakeden oyuncu veya gösterinin bir sahnesi. Son derece cazip ya da dikkat çekici kişi veya şey. Aşırı derecede çekici veya göze çarpan kimse veya şey.

Appealingness : İlgi uyandırma niteliği.

Allured : Aklını çelmek. Cezbetmek. Ayartmak. Aklını başından almak. Çekme. Baştan çıkarmak. Büyülemek. Çekmek. Çekici.

Loadstone : Manyetik kuvvetle çeken şey. Çekici kimse. Mıknatıstaşı. Doğal mıknatıs. Lodestone. Mıknatıs taşı.

Allures : Aklını başından almak (argo terim). Cezbetmek. Ayartmak. Çekici. Çekmek. Büyülemek. Baştan çıkarmak. Aklını başından almak. Çekme.

Magnetic attraction : Manyetik çekim.

Attraction synonyms : van der waal's forces, gravitational attraction, temptingness, cunningness, quality, conjugation, entrapments, force, gravitation, attractive force, attractability, comeliness, camera shooting, lure, gravitational force, desirability, allure, sales appeal, enticement, declination, drafting, alluringness, loadstones, adorableness, complaisance, sympathy, likings, draw, declensions, beauteousness, conjugations, affinities, declension.

Attraction zıt anlamlı kelimeler, Attraction kelime anlamı

Repulsion : Bir öğeciğin bir parçacık ya da erke nicemi ışıdığı anda toplam devinirliğinin korunabilmesi için ters yönde bir itim edinmesi. Nefret. Tiksinti ve korku. İtici güç. Geritepki. Tiksinme. Geri tepme. İki özdeciği ya da taneciği birbirinden uzaklaştıran kuvvet. İtim. Defetme.

Attraction ingilizce tanımı, definition of Attraction

Attraction kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An invisible power in a body by which it draws anything to itself. The power in nature acting mutually between bodies or ultimate particles, tending to draw them together, or to produce their cohesion or combination, and conversely resisting separation.