Rising türkçesi Rising nedir
- Yükseliş.
- Baş kaldırma.
- Çıkış.
- İsyan.
- Şişlik.
- Artış.
- Doğan.
- İlerleme.
- Ucu sararmış sivilce.
- Yükselme.
- Doğuş.
- Doğma.
- Yükselen.
- Uzay alanında kullanılır.
- Ayaklanma.
- Şiş.
- Güneş, ay ve yıldızların gözerimi üstüne çıkması.
- Kalkma.
- İhtilal.
Rising ile ilgili cümleler
English: Experts say coffee prices are rising mainly because people are willing to pay more.
Turkish: Uzmanlar, insanlar daha fazla ödemeye istekli olduğu için kahve fiyatlarının daha çok arttığını söylüyorlar.
English: Forty-four Americans have now taken the presidential oath. The words have been spoken during rising tides of prosperity and the still waters of peace. Yet, every so often, the oath is taken amidst gathering clouds and raging storms. At these moments, America has carried on not simply because of the skill or vision of those in high office, but because We the People have remained faithful to the ideals of our forebearers, and true to our founding documents.
Turkish: Kırk-dört Amerikalı başkanlık yemini için şimdi götürüldü. Bu sözler yükselen refah gelgitleri ve durgun barış suları sırasında konuşulmaktadır.Ama, bazen, yemin toplanan bulutlar ve hiddetlenen fırtınalar arasında alınır.Bu anlarda, Amerika sadece yüksek ofistekilerin başarısı ve görüntüsü için değil fakat aynı zamanda atalarımızın idaellerine ve bulunan dökümanlara sadık kalan biz insanlardan dolayı sürdürdü.
English: Early rising is good for the health.
Turkish: Erken kalkma sağlık için iyidir.
English: Body temperature rising, pulse rising ... he's in a state of oxygen deficiency.
Turkish: Vücut ısısı yükseliyor, nabız yükseliyor... Onun oksijen eksikliği durumu var.
English: How beautiful the rising sun is!
Turkish: Doğan güneş ne kadar güzel!
Rising ingilizcede ne demek, Rising nerede nasıl kullanılır?
Rising generation : Genç nesil. Genç kuşak. Büyüyen nesil. Yeni nesil.
Rising of water level : Kabarık su. Bir akarsuda akımın yıl içinde yüksek değerde olması durumu ve dönemi, bk. çekik su. Su düzeyi yükselmesi. Su seviyesi yükselmesi.
Land of the rising sun : Japonya. Doğan güneşin diyarı. Güneşin doğduğu ülke.
The rising generation : Büyüyen nesil. Genç nesil. Yeni nesil.
Early rising : Sabah erken kalkma. Erken kalkma. Erken uyanma.
Bowdlerising : (britanya ingilizcesi) edebi bir eseri sansürlemek. Islah etmek. Uygunsuz kısımları çıkarmak. Sansürlemek. Bir eserin açık saçık görülen yerlerini çıkarmak. Sansür uygulamak. Arındırmak (zararlı içerik vb). Sansürden geçirmek. Yazılı bir eserin tarz veya içeriğini değiştirmek (adını shakespeare'in bir çalışmasını sansürleyerek yayımlayan thomas bowdler'den alır).
Calorising : Alüminyum emdirme. Kalorizasyon. Sementasyon ile alüminyum kaplama.
Apprising : Haber vermek. Bildirmek. Söylemek. Bilgi vermek. Haberdar etmek.
Authorising : Onaylamak. Ruhsat vermek. İzin vermek. Yetki vermek.
Arisings : Yukarıya doğru giden. Uyanış. Yükselen. Ortaya çıkma. Türeyen. Hurda malzeme.
İngilizce Rising Türkçe anlamı, Rising eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Rising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Ascendants : Nüfuzlu. Usul. Egemen. Üstün. Ekliptiğin yükselen noktası. Hakim. Ufukta görünmeye başlayan. Etkin.
Blain : Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri. Uçuk. Çıban. Apseli şişkinlik.
Evolvements : Büyüme. Genişleme. İntişar. Açılma. Dizi. Kademeli değişme veya olgunlaşma. Gelişme. Hareket. Tekamül.
Liftoffs : Uçağın veya roketin havaya doğru yükseldiği an. Uçağın veya roketin havaya doğru yükselmesi. Ateşleme. Kalkış. (uçak) kalkış. Havalanma. Havalanma (roket).
Insurgences : Kıyam.
Nascent : Açığa çıkan. Başlangıç. Yeni oluşan. Vücuda gelmiş. Yeni doğmuş. Gelişmeye başlayan. Oluşmaya başlayan. Nasent. Olgunlaşmamış.
Nascencies : Oluşum. Meydana geliş.
Mutinying : Başkaldırmak. İsyan etmek (gemi kaptanına karşı veya askeri yetkeye karşı). Ayaklanmak. İsyan (gemi kaptanına karşı veya askeri yetkeye karşı). İsyan etmek. Başkaldırma. Kıyam. Kazan kaldırmak.
Boosters : Yardımcı. İtici. Yardım. Destekleyen. Hayran. Destek. Güçlendirici. Propagandacı. Çığırtkan.
Falcon : North carolina eyaletinde yerleşim yeri. Havadan havaya güdümlü füze. Teksas eyaletinde şehir. Sungur. Mississippi eyaletinde yerleşim yeri. Şahin. Doğancı. Havadan-havaya güdümlü füze. Kartal.
Rising synonyms : up, harrier, bulgy, rebellion, munity, furtherance, absorptive power, egress, mutinies, liftoff, broaches, achondrite, forwardness, hawked, aurorae, ascension, accidental error, flux, swelling, lump, exodus, mutinied, blown up, bodkins, bump, enhanced, arising, emergences, absorption line, altair, bilges, raising, generation.
Rising zıt anlamlı kelimeler, Rising kelime anlamı
Falling : Düşüş (uyuşturucu vb etkisinden). Düşük. Düşüş. Düşme. Alçalan. Düşen. Sukut.
Descending : İnen. İnen aort. İniş. İnmekte olan. Eksilen. Alçalan. Azalan. Desendan. İnme. Azalan sırada.
Rising ingilizce tanımı, definition of Rising
Rising kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a horse rising six years of age. Exceeding. The act of one who, or that which, rises (in any sense). As, the rising moon. Upwards of. More than. Appearing above the horizon. Ascending. Attaining a higher place. Taking, or moving in, an upward direction.

Bu kısımda Rising kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Rising ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Rising anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Rising ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.