Rocketeer türkçesi Rocketeer nedir

  • Roket uzmanı.
  • Roket pilotu.
  • Roketçi.
  • Roket topçusu.

Rocketeer ingilizcede ne demek, Rocketeer nerede nasıl kullanılır?

Rocketed : Fırlamak. Füze fırlatmak. Azar. Havai fişek. Frenkmenekşesi. Füze. Roket ile göndermek. Roket. Papara. Jülyen.

Skyrocketed : Fırlatılmış. Birden hızla yükselen. Birden artmak. Fırlamak.

Rocket bobbin : Roket bobin.

Rocket bomb : Komutalı bomba. Roket bomba. Tepkili bomba. Füze bombası. Roket bombası.

Rocket engine : Sıvı yakıtlı roket motoru. Roket makinesi. Roket motoru.

Booster rocket : Hız kazandırıcı roket.

Distress rocket : İmdat fişeği.

Carrier rocket : Taşıyıcı roket.

Anti submarine rocket : Denizaltı avcı gemisi.

Garden rocket : Roka. Keskin kokulu yenilebilir yeşil yaprakları olan akdeniz bitkisi. Roka (salatalarda kullanılan).

İngilizce Rocketeer Türkçe anlamı, Rocketeer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rocketeer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crook : Dümenci. Dolandırıcı. Sopa. Bükmek. Sahtekar. Sapı kıvrık baston. Kanca. Çoban değneği. Dirsek. Hırsız.

Malefactor : Suçlu kimse. Kötülük eden kimse. Cani kimse. Suçlu. Cani. Mücrim. Kötülük eden.

Outlaw : Sürmek. Yasal haklardan yoksun bırakmak. Yasaya karşı gelen kimse. Sürgün. Suçlu ilan etmek. Yasadışı ilan etmek. Yasal haklardan mahrum etmek. Yasaklamak. Feshetmek. Huysuz at.

 

Underworld : Ruhlar diyarı. Cehennem. Ölüler diyarı. Yeraltı dünyası. Yer altı. Suçlular dünyası. Ahiret.

Carry on : Devam ettirmek. Kızgınlıktan bağırıp çağırmak. Yapmak. Kırıştırmak. Varlığını sürdürmek. Devam etmek. Aşırı bir şekilde davranmak. İlişkisi olmak. Sürdürmek. İşi sürdürmek.

Felon : Suçlu. Çok ciddi bir suç işlemiş kişi (suçlu). Mücrim. Dolama. Zalim. Habis. Cinayet. Cani.

Criminal : Cezalı. Çok kötü. Suça ait. Kabahatli. Suç oluşturan. Canice. Cinayet. Ceza. Müthiş. Suçla ilgili.

Deal : İş yapmak. Patlatmak. İş. Kağıt dağıtmak. Miktar. Paylaştırmak. Oyun kağıdı dağıtmak. Ele almak. Vermek. Meşgul olmak.

Bagman : Satıcı. (kirli para) tahsildar. Gezgin satıcı. Tahsildar.

Conduct : Rehberlik etmek. Sevk ve idare etmek. Yol göstermek. Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. İletmek. Sesi iletmek. Kılavuzluk etmek. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Yönlendirmek. İdare etmek.