Rowing türkçesi Rowing nedir

  • Kürek çekmek.
  • Kürek çekme.
  • Kürek sporu.
  • Kürek çekerek.
  • Kürek.

Rowing ile ilgili cümleler

English: Let's take turns rowing the boat.
Turkish: Nöbetleşe kürek çekelim.

English: The boy rowing the boat is a friend of mine.
Turkish: Kayığın küreğini çeken çocuk benim bir arkadaşımdır.

English: The girl rowing a boat is my cousin.
Turkish: Botta kürek çeken kız kuzenimdir.

English: She caught sight of a rowing boat in the distance.
Turkish: O, uzakta kürek çeken bir teknenin görüntüsünü gördü.

English: He was rowing against a gentle current.
Turkish: O, nazik bir akıntıya karşı kürek çekiyordu.

Rowing ingilizcede ne demek, Rowing nerede nasıl kullanılır?

Rowing boat : Sandal. Kürekli kano. Kayık.

Rowings : Kürek çekerek. Kürek çekmek. Kürek. Kürek çekme.

Act of throwing goal : Bir oyuncu, sayıya gidecek atış yaparken karşı takım oyuncularından biri tarafından engellenirse, bu sayıya giden atış olarak kabul edilir ve hakemler tarafından sapkıyı yapan oyuncunun takımı zararına 2 serbest atış cezası verilir. Sayıya giden atış.

Arrowing : Temren. Çıkış yönü oku. İbre. Ok. Okçuk (takımyıldızı). Ok işareti.

Borrowing : İstiare. Yabancı sözcük. Ödünçleme. Ödünç alma. Borç alma. Borçlanma. Borç alan. Yalnız sınır boylarında oluşan iki ayrı kültür arasında halkbilim ürünü alışverişi, krş. uyum, abama, benimseyim. Alıntı. Yabancı bir dilden alınan sözcük.

 

Escrowing : Belli şartlar karşılanıncaya kadar malın üçüncü bir şahsın kontrolü altında tutulması.

Borrowing requirements : Borçlanma gereği.

Burrowing mite : Sarcoptes. Sarcoptidae ailesinde bulunan akar cinsi. s. scabiei insanlarda uyuza neden olan akardır. s. scabiei’nin varyeteleri domuz, at, inek, köpek ve diğer hayvanlarda uyuza neden olmaktadır.

Crowing : Kibirli. Ötme. Övüngen. Toplanma. Ötüş.

Borrowing nation : Borç alan ülke.

İngilizce Rowing Türkçe anlamı, Rowing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rowing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Feather : Köpük (dalga). Kuşların vücutlarını örten çeşitli yapı ve renkteki üst deri uzantıları. Tüyle kaplamak. Zengin etmek. Uçucu. Tüylenmek. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tüy. Kuştüyü. Kuş tüyü.

Oar : Kayık küreği. Sandal küreği. Fırın küreği. İşçi. Sal ya da benzeri bir deniz aracının insan gücü ile suda hareket etmesini sağlayan alet. Kürekçi.

Paddle : Kısa kürek. Sığ suda gezinmek. Kano kullanmak. Kürekle kano kullanmak. Kıça şaplak atmak. Denetim kolu. Badi badi yürümek. Çarkla hareket etmek.

Paddles : Kano kullanmak (kısa kürekle). Badi badi yürümek. Kıça şaplak atmak. Ayaklarını suda oynatmak.

Spade : Zenci (kötü). Bel ile kazmak. Kürek ile kazmak. Bahçıvan küreği. Mahmuz. Bel. Hadım edilmiş hayvan. Bahçıvan beli. Bahçe küreği.

Pulls : Kalkmak (araba). Girmek. Kenara parketmek. Çevirmek (iş). Yolmak. İçmek. Y-biçimli çatlaklar. Asılmak. Çekmek. Nefes çekmek.

 

Rows : Gürültü yapmak. Satırlar. Satır. Kıyameti koparmak. Kürekle donatmak. Satırsay. Kavgaya karışmak. Sandalla gezdirmek. Satırlarda.

Hard labor : Kürek cezası. Ağır hapis. Ağır iş cezası. Ağır ceza. Ağır hapis cezası.

Stroking : Vurma. Vurmak. İptal etme. Okşamak. El ile hafifçe dokunma. Sıvazlamak. Çarpma. Çekme.

Rowing synonyms : rowings, oaring, sport, athletics, pulled, crab, sculling, feathering, shovel, rowed, scull, sculled, spaded, paddled, row, boating, oars, pull, sculls.