Oar türkçesi Oar nedir

  • Kayık küreği.
  • [#kürek Kürekçi].
  • Sandal küreği.
  • Kürek çekmek.
  • Sal ya da benzeri bir deniz aracının insan gücü ile suda hareket etmesini sağlayan alet.
  • İşçi.
  • Fırın küreği.
  • Kürek.

Oar ile ilgili cümleler

English: The rower blames his oar.
Turkish: Kürekçi küreğini suçluyor.

English: Where's the oar?
Turkish: Kürek nerede?

English: A bird soared above.
Turkish: Bir kuş yukarıda süzüldü.

English: This boat has six oars.
Turkish: Bu teknenin altı küreği vardır.

English: "Is it a cupboard?" Replied Pip.
Turkish: ''O bir dolap mı?'', yanıtladı Pip.

Oar ingilizcede ne demek, Oar nerede nasıl kullanılır?

Four oar : Dört kürekli tekne.

Pair oar : Çifte kürekli. Çift kürekli tekne.

Turn the oar : Küreği çevirmek.

Oared : Kürekle idare edilen. Kürekli. Kürekle yönetilen.

Oarfish : Kayış balığı. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, kağıt balığıgiller (trachypteridae) familyasından, 5-6 m kadar uzunlukta, avrupa denizlerinde ve akdeniz'in derin bölgelerinde yaşayan bir tür. Açık kırmızı yüzgeci olan uzun ince gümüşi balık (regalecidae familyasından). Kürek balığı.

Back the oars : Pervaneyi ters işletmek (gemi.). Siya etmek.

Oarlocks : Iskarmoz. Kürek yatağı (tekne).

Oarless : Küreksiz.

Oarlock : Kürek yatağı (tekne). Iskarmoz. Aä°.ıskarmoz.

 

Oaring : Sal ya da benzeri bir deniz aracının insan gücü ile suda hareket etmesini sağlayan alet. İşçi. Kürekçi. Kürek çekmek. Kürek. Kayık küreği.

İngilizce Oar Türkçe anlamı, Oar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shoveller : Kaşıkgaga. Kaşıkçın. Kürekle atan. Genişgagalı ördek. Kürekleyen. Kürekle kazan veya birşeyleri kürekle atan kimse. Uzun geniş gagası olan ve kuzey yarıkürede yaşayan tatlısu ördeği. Tatlı suda yaşayan bir tür ördek. Kürekle atan kimse.

Labourers : Amele. Emekçi. Irgat. Rençper.

Vane : Yeldeğirmeni kanadı. Rüzgar fırıldağı. Kanatçık. Fırıldak. Tüy bayrağı. Yelkovan. Pervane kanadı. Fırdöndü. Tüyün yumuşak kısmı.

Pulls : Çevirmek (iş). Hareket etmek. Kalkmak (araba). Gelmek. Çekmek. Y-biçimli çatlaklar. Asılmak. Nefes çekmek. Kenara parketmek.

Jobholders : İşi olan. Çalışan. Memur. Kamu çalışanı (argo terim). İş sahibi. Devamlı bir işi olan kimse. Düzenli işi olan.

Labour : Çabalamak. Çaba harcamak. İşçi sınıfı. Çalışma. ä°şçi partisi'ne ilişkin. Güçlükle hareket etmek. Doğurma. Emek harcamak. İş. Belli bir bedel karşılığı üretim sürecinde üretim faktörlerinden biri olarak yer alan beden ve/veya beyin gücü.

Employee : Görevli. Personel. Hizmetli. Adam. Eleman. Çalışan. Müstahdem. Memur.

Paddle : Ayaklarını suda oynatmak. Denetim kolu. Kano kullanmak (kısa kürekle). Sığ suda gezinmek. Badi badi yürümek. Çarkla hareket etmek. Kıça şaplak atmak. Sendeleyerek yürümek (çocuk veya ihtiyar).

 

Waterman : Su perisi. Kayık kullanan veya kayığını kiralayan kimse. İllinois eyaletinde yerleşim yeri. Kayıkçı. Sucu.

Oar synonyms : boat paddle, sweep oar, oaring, row, shovelers, paddles, paddler, sculling, employe, rowers, oarsman, paddlers, rowed, rowings, sculls, oars, shoveler, labourer, rower, spade, paddled, jobholder, implement, oarsmen, hard labor, mechanical man, shovel, pull, sculled, employees, rowing, men, spaded.

Oar ingilizce tanımı, definition of Oar

Oar kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An implement for impelling a boat, being a slender piece of timber, usually ash or spruce, with a grip or handle at one end and a broad blade at the other. The part which rests in the rowlock is called the loom. To row.