Run into the ground türkçesi Run into the ground nedir

  • Başarısız olmak.
  • Boşa gitmek.
  • Aşırı çalışmaktan yorulmak.
  • Abartmak.
  • İşe yaramamak.

Run into the ground ingilizcede ne demek, Run into the ground nerede nasıl kullanılır?

Run : Geçerli olmak. Akmak. Taşımak. Sürmek. Oynatmak. Yarışmak. Götürmek. Geçiş. Yayınlamak. Koşturmak.

Into : E. Biçimine. İçine. Haline. İçeriye. Şekline. Ye. -a. -in içine. -e.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Ground : Toprak. Temel neden. Topraklamak. Uçurtmamak (uçağı). Hukuk, jeoloji alanlarında kullanılır. Yer. Yere sermek. Karaya oturtmak. Kent içinde, dışında ya da kent sınırları yakınında tarım etkinliklerine ayrılmış ya da bölünerek ve altyapısı hazırlandıktan sonra kentsel yerbölümler durumuna getirilmeye elverişli geniş yerlere verilen ad. Kurmak.

Run into the jaws of death : Eceline susamak.

Run into debt : Borçlanmak. Borç batağına sürüklemek. Çok borçlanmak. Borca batmak. Borca girmek. Aşırı borca girmek.

Run into a stone wall : Çıkmaza girmek. Duvara toslamak. Bir engelle karşılaşmak.

Run into : Toslamak. -e çarptırmak. Karşılaşmak. -e çarpmak. Şans eseri biri ile karşılaşmak. -e karşı yaklaşmak. Denk gelmek. Girmek. Çarpmak. Düşmek.

 

Run into each other : Çarpışmak.

İngilizce Run into the ground Türkçe anlamı, Run into the ground eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Run into the ground ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Come it too strong : Şişirmek. Aşırıya kaçmak.

Aggrandized : Büyütülmüş. Artırmak. Çoğaltılmış. Abartılmış. Güçlendirilmiş (ayrıca aggrandised). Büyütmek. Çoğaltmak. Yüceltmek.

Go down the drain : Atılmak. Ziyan olmak. Heba olmak. Başarısızlığa uğramak. Güme gitmek.

Carry too far : İleri götürmek. Aşırıya kaçmak. Çizgiyi aşmak.

Aggrandised : Güçlendirilmiş (ayrıca aggrandized). Artırmak. Çoğaltmak. Yüceltmek. Çoğaltılmış. Abartılmış. Büyütülmüş. Büyütmek.

Falling through : Fos çıkmak. Suya düşmek. Başarı kazanamamak.

Fall through : Çuvallamak. Suya düşmek. Yarım kalmak. Gerçekleşmemek. Başarısızlığa uğratmak. Başarı kazanamamak. Güme gitmek. Fos çıkmak.

Fall by the wayside : Yarıda bırakmak. İlerleyememek. Sonunu getirememek. (yürüyüşü) tamamlayamamak. Yenilgiyi kabul etmek. Başarılı olamamak. Suya düşmek. Havlu atmak.

Aggrandise : Artırmak. Yüceltmek. Yapmacık bir şekilde birinin itibarını pekiştirmek veya abartmak. Uzatmak. Bir şeyin daha yüce görünmesini sağlamak. Gücünü veya konumunu yükseltmek. Genişletmek. Büyütmek. Zenginliğini çoğaltmak. Daha büyük yapmak.

Bite the dust : Savaşta öldürülmek. Ölmek. Topu dikmek. Nalları dikmek. (makine vb) bozulmak. Düşüp ölmek. Yenilmek. İşi bitmek. Toprağa yaklaşmak.

 

Run into the ground synonyms : come to grief, go for nothing, collapse, be wasted, be of no use, balloons, come to naught, fallen through, aggrandizes, drop the ball, draw a blank, collapses, balloon, ballooned, fall flat, carry to excess, be lost on, fall down, come unstuck, fallen flat, aggrandize, cross the line, adorn, color, carry things too far, come to nothing, go to waste, aggrandizing, collapsing, fail.