Rush in türkçesi Rush in nedir
Rush in ile ilgili cümleler
English: Fools rush in where angels fear to tread.
Turkish: Aptallar düşünmeden hareket ederler.
English: Today I'm working a little late so as to avoid a rush in the morning.
Turkish: Sabahleyin bir koşuşturmadan kaçınmak için bugün biraz geç saatlere kadar çalışacağım.
English: Don't rush into marriage.
Turkish: Evlenmek için acele etmeyin.
English: Ali had a paintbrush in his hand.
Turkish: Ali elinde bir boya fırçası vardı.
Rush in ingilizcede ne demek, Rush in nerede nasıl kullanılır?
Rush : Kazıklamak (ingiliz ingilizcesi). Asılmak (amerikan ingilizcesi). Koşuşturmak. Telaş. Sıkıştırmak. Üstüne çullanmak. Şiddetli esmek. Koşmak. Yetiştirmek. Acele ettirmek.
In : Olarak. Çok moda olan. De. İçeriye. Halinde. Mevsimi gelmiş. İçinde. İçeri doğru yönelen. İçeri. Da.
Fools rush in : Akılsız insanlar genellikle pervasız ve düşüncesizdir. Aptallar paldır küldür içeri dalar. Aptallar düşünmeden hareket eder. Ahmaklar acele eder.
Rush a bill through : Bir kanun tasarısını acele ile meclisten geçirmek.
Rush hour : İşe gidiş-geliş saatleri. İşe gidiş-geliş sögenleri. Trafiğin en yoğun olduğu saatler. Trafiğin yoğun olduğu saatler. İş gününde trafiğin en yoğun olduğu zaman. İş çıkış saati. Kalabalık saat. Kalabalık zamanı. Paydos saati. Yoğun saat.
Rush order : Acele sipariş.
İngilizce Rush in Türkçe anlamı, Rush in eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Rush in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Flocked : Toplanmak. Sürü halinde hareket etmek. Akın etmek. Floke edilmiş.
Barge : Karışmak. Kesmek. Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan güvertesiz büyük tekne. büyük, üç köşe yelkenli yük gemisi. Mavna ile taşımak. İçeriye paldır küldür girmek. Mavna. Toslamak. Yüzen ev. Duba.
Flocks : Kalabalıklaşmak. Toplanmak. Yün kırpıntıları. Akın etmek. Sürü. Yün tozu. Sürü halinde hareket etmek. Sürümek. Koyun sürüsü.
Rushing : Acele etmek. Çabucak halletmek. Üstüne atılmak. Kur yapmak (amerikan ingilizcesi). Sıkboğaz etmek. Yetiştirmek. Koşmak. Şiddetli esmek. Atılmak.
Pours : Boşaltmak. Akmak. Akıtmak. Dökülmek (kalıba). Yağmak. Yağdırmak. Dökmek. Yığılmak.
Crowd : Birikmek. Bıktırmak. Kalabalık. Ortaklaşa bir uyarı sonucu belli bir yerde toplanan ve dikkatlerini bu uyarının yol açtığı ortak duygusal ilgi üzerinde toplamış olup herhangi bir anda ortak eyleme geçebilecek olan insan topluluğu. Toplanmak. Sıkıştırmak. Kalabalık etmek. Doluşmak.
Bounce : Sıçramak. Geri dönme. Karşılıksız çıkmak (çek). Sıçratmak. Sepetlemek. Sepetlemek (argo terim). Atılmak. İşten çıkarmak. Sekmek. Girivermek.
Conk : Bozulmak. Başa vurulan darbe. Ölmek. Çalışmamak. Tahtalıköyü boylamak. Bayılmak. Kıvırcık saçı kimyasal işlemlerle düzleştirmek. Kafa. Burun.
Hurry : Aceleyle götürmek. Acele. Hız vermek. Telaş. Acele etmek. İvmek. Sıkıştırmak. Hızlan. Acele ettirmek.
Be wraped up in : Aklı kalmak. Dört elle sarılmak. Kendini kaptırmak. Düşkün olmak.
Rush in synonyms : barged, pile on, descends, descend on, nip in, abandon oneself to, descend upon, bathe, be engrossed in, bounces, break into, press on, be lost in thought, descend, rush, be absorbed in, hurries, conked, pour, break, crowd together, breaks, poured, do something in a hurry, crowds, flocking, barging, rushes, blow in, flock.

Bu kısımda Rush in kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Rush in ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Rush in anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Rush in ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.