Rushing türkçesi Rushing nedir

  • Şiddetli esmek.
  • Sıkıştırmak.
  • Acele ile göndermek.
  • Aceleye getirmek.
  • Hücum etmek.
  • Koşturmak.
  • Hızlı akmak.
  • Kur yapmak (amerikan ingilizcesi).
  • Çabucak halletmek.
  • Asılmak (amerikan ingilizcesi).
  • Sıkboğaz etmek.
  • Saldırmak.
  • Üstüne atılmak.
  • Acele etmek.
  • Yetiştirmek.
  • Koşmak.
  • Acele ettirmek.
  • Kazıklamak (ingiliz ingilizcesi).
  • Düşünmeden girişmek.
  • Atılmak.

Rushing ile ilgili cümleler

English: Are you rushing to finish the project?
Turkish: Projeyi bitirmek için acele ediyor musunuz?

English: When the electricity went off everyone was rushing about in a state of confusion.
Turkish: Elektrik kesildiğinde herkes şaşkınlık içinde koşuşturuyordu.

English: Be more careful. Rushing through things is going to ruin your work.
Turkish: Daha dikkatli ol.Her şeye acele etmek işlerini berbat edecektir.

English: Everyone was rushing around.
Turkish: Herkes koşuşturuyordu.

English: Where are you rushing off to?
Turkish: Aceleyle nereye uzaklaşıyorsun?

Rushing ingilizcede ne demek, Rushing nerede nasıl kullanılır?

Rushingly : Telaşlı bir şekilde. Hızlı bir şekilde. Acele bir şekilde.

Airbrushing : Boya tabancası. Ufak hava püskürteci. Hava fırçası. Havalı boya tabancası. Pistole.

Belt brushing machine : Bant fırça makinesi.

Brushing : Fırçalama. Süprüntü. Çöp. Fırçalayış. Fırça ile boyama.

 

Brushing up : Fırçalamak. Bilgiyi tazelemek. Yenilemek. Bilgisini tazelemek. Tazelemek (bilgiyi). Hafızasını tazelemek. Tazelemek.

Crushing strength : Ezilme dayanımı. Kırılma dayancı. Ezilme dayanıklığı. Ezilme direnmesi. Parçalanma dayanımı.

Crushing : Kırılma. Kırıcı. Eziş. Ezme. Sıkışma. Ezici. Kırma. Ufalama. Mahvedici.

Crushing roll : Kırıcı merdane.

Crushing plant : Kırma tesisi. Kırma kuruluşu.

Crushing mill : Kırma değirmeni. Ezme değirmeni.

İngilizce Rushing Türkçe anlamı, Rushing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rushing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Besieging : Kuşatmak. Kuşatma. Yağmuruna tutmak (argo terim).

Adventuring : Tehlikeli iş. Macera. Sefer. Serüven. Riske atmak. Risk. Yeltenmek. Tehlikeye atmak. Avantür.

Break in on : Kesmek.

Scurry : Seğirtmek. Koşuşturmak. Koşturma. Hızla kaçmak. Teksas eyaletinde şehir. Hızla kaçma. Acele etme.

Leg it : Kaçmak. Hızlı yürümek. Sıvışmak.

Cultivates : Geliştirmek. Toprağı işlemek. Kazanmaya çalışmak. Ekip biçmek. Dostluğunu kazanmak. Gayret etmek. Dostluğunu ilerletmek. Beslemek. Kendini adamak.

Beat up : Çırpmak. Fena halde pataklamak. Yenmek. Çalkalamak. Hırpalamak. Toplamak (askeri terim). Tekme tokat girişmek. Pataklamak.

Careering : Meslek hayatı. Uğraşı. Kariyer. Son hızda gitmek. Dörtnala koşmak. Meslek yaşamı. Uğraş. Sürat. Hız yapmak.

Besiege : Kuşatma altına almak. Yağmuruna tutmak. Dört bir yandan sarmak. Yağmuruna tutmak (argo terim). Sıkmak. Rahatsız etmek. Çevresini sarmak. Muhasara etmek. Çevirmek. Bunaltmak.

 

Rush : Acele. Koşuşturmak.

Rushing synonyms : running play, running game, bottle up, scramble, assault, come along, harnessed, move, bustled, raged, be quick, astringed, beating up, assails, run up, storming, run, leg, galloped, pounce on, importune, gog, be urgent with somebody, pressgang, aggressed, bombarding, storms, court, dart, assailed, bundling, importuning, besieges.