Sürmeli nedir, Sürmeli ne demek

Sürmeli; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Sürme ile boyanmış olan.
  • Sürgü ile kapatılmış olan, sürmelenmiş olan

"Sürmeli" ile ilgili cümleler

  • "Kirpikleri kudretten sürmelidir." - S. F. Abasıyanık
  • "Yavaşça vitrinin sürmeli camını açtı." - S. F. Abasıyanık

Yerel Türkçe anlamı:

Pembe çiçeklerinin üzerinde koyu gri çizgiler bulunan bir süs bitkisi

Bir çeşit buğday.

Sürmeli isminin anlamı, Sürmeli ne demek:

Kız ismi olarak; Gözleri sürme çekilmiş gibi güzel olan kimse. Bir tür buğday.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Iğdır şehrinde, Tuzluca ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Bolu ilinde, Mudurnu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Samsun ilinde, Bafra ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Sürmeli anlamı, tanımı:

Sürme : Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü. Kirpik diplerine sürülen siyah boya, sürme, is. Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık. Sürmek işi. Masa ve dolapta küçük çekmece. Sürülerek kullanılan.

Sürmelik : Ağaç veya kemikten yapılan, içine göz sürmesi konulan küçük kap, sürmedan.

 

Boya : Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya. Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde.

Sürgü : Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme. Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap. Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama. Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala.

İle : Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz. Bazı soyut adlara getirildiğinde "... olarak, ... bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz.

Sürmeli çalı kuşu : Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passerifomes) takımının, çalı kuşugiller (Regulidae) familyasından, 9 cm kadar uzunlukta, Avrupa'da çam ormanlarında yaşayan, Türkiye' nin Orta ve Batı Karadeniz, Trakya, Ege ve Akdeniz bölgelerinde her mevsim görülen, sırtı zeytin yeşili, karnı yeşil kül rengi, gözden geçen kara bir çizgisi olan bir tür. Sürmeli altıntavukçuk. (Regulus ignicapillus) Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının çalıkuşugiller (Re-gulidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 9 cm. Sırtı zeytin yeşili, karnı yeşil-külrengi olur. Gözden geçen kara bir çizgileri vardır. Avrupada çam ormanlarında yaşar.

 

Sürmeli dağ bülbülü : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, bozboğangiller (Prunellidae) familyasından, Türkiye'nin Doğu Karadeniz bölgesinden Doğu Akdeniz bölgesine kadar inen ince şerit şeklindeki bir sahada her mevsim görülen, 15 cm kadar uzunlukta olan, böcek ve böcek larvaları ile beslenen yerli bir tür. Sürmeli çit serçesi.

Sürmeli kız kuşu : Kuşlar (Aves) sınıfının, yağmur kuşugiller (Charadridae) familyasından bir tür.

Sürmeli-çalıkuşu : (zooloji)

Sürmelikoç : Ağrı ili, Diyadin belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Bingöl şehrinde, Yayladere belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Sürmeliyanış : Kumaş deseni. (Saçıkara *İslahiye -Gaziantep)

Sürmeli ile ilgili Cümleler

  • O sadece birkaç dakika daha sürmeli.
  • O üç hafta sürmeli.
  • O sadece birkaç dakika sürmeli.
  • Evet, Sevgililer Günü'nde ruj sürmelisin.
  • Bu sadece bir saniye sürmeli.
  • Bu yaklaşık sadece bir saat sürmeli.
  • O yaklaşık üç dakika sürmeli.

Diğer dillerde Sürmeli anlamı nedir?

İngilizce'de Sürmeli ne demek? : [sürmek] v. drive, drive out, last, continue, hang over, expatriate, run, apply, wipe on, lay on, rub, roll, spread, banish, bedaub, cast out, daub, endure, exile, expel, herd, lead, ostracize, outlaw, persist, pitchfork, relegate, slip in, smear, steer

n. driving, drive, continuation, proscription, application, eye liner, kohl, cursor, smear