Sauces türkçesi Sauces nedir

  • Şımarıklık etmek.
  • Tepesine çıkmak.
  • Çeşni katmak.
  • Terbiyelemek.
  • Sos katmak.
  • Komposto.
  • Sos.
  • Yüzsüzlük etmek.
  • Sos koymak.
  • Soslamak.
  • Salça ilave etmek.

Sauces ile ilgili cümleler

English: Which sauces do the Abkhazians use?
Turkish: Abhazlar hangi sosları kullanır?

Sauces ingilizcede ne demek, Sauces nerede nasıl kullanılır?

Sauce boat : Sos servis etmek için tabak. Sos kabı.

Sauce pan : Uzun saplı tencere. Sos tenceresi.

Allemande sauce : Alman folk dansı.

Anchovy sauce : Ançüez sosu.

Apple sauce : Zırva. Saçmalık. Elma sosu. Elma püresi. Ezilmiş elmalardan yapılan yumuşak lapa.

Cheese sauce : Peynir sosu. Peynirli sos.

Brown sauce : Kahverengi sos.

Barbecue sauce : Barbekü sosu. Izgara sosu. Barbekü sos.

Caper sauce : Kebere sosu.

Chili sauce : Çili. Çili sosu.

İngilizce Sauces Türkçe anlamı, Sauces eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sauces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Save our souls : Ruhlarımızı kurtarın.

Mole : Böcekçiller (ınsectivora) takımının, köstebekgiller (talpidae) familyasından, 15-17 cm kadar uzunlukta, ön ayakları eşelemeye yarayacak şekilde gelişmiş, tırnakları kanca şeklinde olan, toprak altında yuva yapan, kuzey avrupa ve asya'da yaşayan bir tür. Mola. Ben. Ajan. Yersıçanı. Biyoloji, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Mendirek. (vücutta) ben. Mol (simgesi mol). Gebeliğin erken dönemlerinde embriyo öldüğü halde yavru zarlarının gelişimlerini sürdürmeleriyle oluşan kistik, kanlı, et görünümünde veya üzüm salkımı görünümündeki oluşumlar, yavru zarı molaları. enfekte olabilir ve piyometraya neden olur veya nekroza uğrayarak dölyatağından dışarıya atılır. et (mola carneousa), kese (mola cystica), üzüm salkımı (mola racemosa), içi kanla dolu (mola sanguinolenta) veya villi koriyalisleri aşırı gelişmiş (mola villosa) biçimde görülebilir.

 

Turncock : Musluk. Vana.

Hold : Çekmek. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Gemi ambarı. (ağırlık) taşımak. Geçerli olmak. Düzenlemek. Almak. El koymak. Gözaltına almak. Günlük çekimler arasından asıl filmde kullanılmak üzere ayrılmış başarılı çekim.

Saucing : Sos katma. Soslandırma.

Hydrant : Musluk. Hidrant. Yangın söndürme amacıyla kent su döşeminden suyun alındığı ağız. Ağız. Alma ağzı. Su ağzı. Ana musluk. Yangın musluğu. Hortum takılan su borusu.

Tartar sauce : Tartar sos. Tartar sosu. Sos tartar. Balık sosu.

Barbecue sauce : Barbekü sos. Barbekü sosu. Izgara sosu.

Dish : İşini bozmak. Sunmak. Bombeleştirmek. Tabağa koymak. Piliç. Mahvetmek. Tabak. Güzel kız. Oymak. Atlatmak.

Curry sauce : Körili sos. Köri sosu.

Sauces synonyms : demi glaze, mustard sauce, espagnole, white onion sauce, bercy butter, tartare sauce, hot sauce, marchand de vin, pesto, cocktail sauce, bourguignon, snail butter, ravigote, lyonnaise sauce, hungarian sauce, shrimp sauce, soubise, aioli sauce, mushroom sauce, newburg sauce, water faucet, sauce espagnole, poivrade, demiglace, sauce chausseur, bercy, ravigotte, horseradish sauce, plum sauce, veloute, pepper sauce, remoulade sauce, peach sauce.

 

Sauces zıt anlamlı kelimeler, Sauces kelime anlamı

Worth : Değer. Kadir. Değerli şey. Kıymet. Servet. Kıymeti pek az. Eder. Çap. Bedel. Değerli.

Outgo : Sarfiyat. Üstün gelmek. Harcama. Gider. Yenmek. Aşmak. Masraf. Geçmek.