Scale down türkçesi Scale down nedir

Scale down ingilizcede ne demek, Scale down nerede nasıl kullanılır?

Scale : I. alt deri veya üst deriden meydana gelmiş olan küçük yassı yapılar. örnek: ganoyit, ktenoyit, kozmoyit, plakoyit pul gibi balık pulları. kemiksel ya da boynuzsal bir maddeden ya da kitinden yapılmış olup dışa doğru uzamış olan çıkıntılar. örnek: sürüngen pulu. kelebeklerin kanatlarındaki desenleri meydana getiren renkli yapılar. bitkilerde epidermisten oluşan yassı küçük yapılar. Isıtılan sert suyun, bulunduğu kabın iç yüzeylerinde oluşturduğu katman. Bohr atom kuramına göre çekirdek çevresindeki elektronların durağan konumlarını belirleyen ve k, l, m...'simgeleriyle gösterilen eşözekli yuvarlar. 2— bir metalin yenimi sırasında yüzeyinde oluşan kalın, görünebilen katman. bir ısı değiştiricinin gövdesi. Ölçüm ve hesap için kullanılan araç ve aygıtlara işlenen bölmeleme dizisi. Derece. Ölçeklendirmek. Tarife. Balık pulu. Cetvel. Orantılı olmak.

Down : Aşağıya doğru. Aşağısına doğru. Yere yıkmak. Yıkmak. Aşağısında. Bozuk. Çabucak içmek. Aşağı. Yere sermek. Çökmek.

Scale analysis : Ölçek çözümlemesi. Yığışımlı ölçeği oluşturacak sınarları seçerken ölçektartım çizelgesine bakarak açık tutarsızlık gösteren ya da yığışımlı niteliğe uygun düşmeyen sınarların elenmesini sağlayan çözümleme.

 

Scale armor : Zırhlı elbise.

Scale beam : Terazi kolu.

Scale buying : Topluca alma. Toptan satın alma. Toptan alış.

İngilizce Scale down Türkçe anlamı, Scale down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scale down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Allayed : Sakinleştirmek. Bastırmak. Dindirmek. Yatıştırmak. Gidermek. Hafifletmek.

Alleviated : Hafifletmek. Bastırmak. Teskin edilmiş. Yatıştırmak. Teskin etmek. Dindirmek.

Become smaller : Küçülmek. Ufalmak. Daha küçük olmak. Daha küçük hale gelmek.

Abridge : Kısaltmak. Tenkis etmek. Özetlemek. Kesmek. Mahrum etmek. Kısmak. Kısaltmak (yazılı bir eseri).

Crumble : Parçalamak. Ufalanmak. Yıkılmak. Parçalanmak. Ekmek vb ufaltmak. Ufalamak. Çok küçük parçalara ayırmak. Un ufak olmak. Harab olmak.

Bottom out : En düşük seviyeye ulaşmak. Üzülmek. En aşağı düzeye indirmek. Dibe vurmak. İyice düşmek.

Come down in the world : Daha kötü bir yaşam sürmeye başlamak. Attan inip eşeğe binmek. Gerilemek. Eskiyip yıkılmaya yüz tutmak. Feleğin sillesini yemek. Durumu bozulmak. Hayatta başarısızlığa uğramak. Biri eskiden sahip olduğu para ve prestijini kaybetmek. Yoksullaşmak.

Deflated : Hüzünlü. Gururunu kırmak. Azaltılmış. Havası boşaltılmış. Söndürmek. Burnunu sürtmek. İnik. Yükselişe müdahele etmek. Kederli.

Clout : Darbe. Paçavra. Etki. Çakmak. Yapıştırmak. İndirmek (argo terim). Güç. Torpil. Patlatmak.

Demean : Davranmak. Alçaltmak. Terbiyeli olmak. Küçük düşürmek. Davranış sergilemek. İndirgemek. Alçaltmak (birisini).

 

Scale down synonyms : decreases, deflate, allays, abases, appease, deflating, degrade, bashed, condescend, deflates, deducts, demeans, abating, demeaned, abase, crashed, bate, abridging, allay, condescended, degrades, collapses, abated, clouted, crashes, bash, cut down, deduct, create, decay, be lowered, bashes, blow.