Scourage türkçesi Scourage nedir

  • Ovalama veya fırçalama sonrası çıkan pis su.

Scourage ile ilgili cümleler

English: Ali looks discouraged.
Turkish: Ali cesareti kırılmış görünüyor.

English: Ali was discouraged.
Turkish: Ali bezgindi.

English: Ali looked discouraged.
Turkish: Ali bezgin görünüyordu.

English: Ali doesn't want to discourage Mary.
Turkish: Ali Mary'nin cesaretini kırmak istemiyor.

English: Ali is discouraged.
Turkish: Ali bezgin.

Scourage ingilizcede ne demek, Scourage nerede nasıl kullanılır?

Be discouraged : Cesareti kırılmak. Hevesi kırılmak.

Discourage : Hayal kırıklığına uğratmak. Vazgeçirmek. Cesaret kırmak. Yıldırmak. Engellemek. Mücadele gücünü kırmak. Caydırmak. Umudunu köreltmek. Önlemek. Gözünü korkutmak.

Discourage from : -den vazgeçirmek. -den cesaretini kırmak. Vazgeçirmek. -den caydırmak.

Discouraged : Vazgeçirilmiş. Hevesi kırılmış. Bezgin. Cesareti kırılmış. Ümit ve güveni kırılmış. Caydırılmış.

Discouraged him : Onu caydırdı. Onu vazgeçirdi. Onun cesaretini kırdı.

Discouragement : Hevesin kırılması. Vazgeçme. Hevesini kırma. Engel. Cesaretin kırılması. Cesaretsizlik.

Undiscouraged : Cesareti kırılmamış. Hayal kırıklığına uğratılmamış.

Discourages : Cesaret kırmak. Korkutmak. Vazgeçirmek. Hayal kırıklığına uğratmak. Kandırmak. Umudunu köreltmek. Hevesini kırmak. Yıldırmak. Mücadele gücünü kırmak. Cesaretini kırmak.

 

The discouraged worker hypothesis : Cesareti kırılmış emek önsavı. Ekonominin daralma dönemlerinde, işsizlerin iş bulma umudunu kaybetmesi nedeniyle iş başvurularının azalmasına bağlı olarak işgücüne katılım oranının düşeceğini ve dolayısıyla işsizlik oranının daha düşük düzeyde hesaplanacağını savunan yaklaşım.

Felt discouraged : Cesaret edemeyen. Ümidini kaybeden. Cesaretsizleşen. Cesaretsizlik hisseden.

İngilizce Scourage Türkçe anlamı, Scourage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scourage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Barrack : Bağırarak sözünü kesmek. Kulübe. Eğreti yapı. Kışlada oturtmak. Bağırarak desteklemek. Tezahürat yapmak. Kışla. Baraka. Koğuş.

Advance : İleri gitmek. Geliştirmek. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İleri almak. Öne almak. Yükseltmek. İleri sürmek. Öndeleme. Artmak. Yürümek.

Goad : Gönder. Kışkırtıcı şey. Üvendire ile dürtmek. İtmek. Rahatsız etmek. Galeyana getirmek. Teşvik. Nodullamak. Dürtmek. Kışkırtmak.

Urge : Baskı yapmak. Kaynağı duygulanım olan ve bilinçle herhangi bir ilişkisi bulunmayan güçlü neden ya da güdü. insanı eyleme iten eğilim, ilgi ya da herhangi bir duygu. Sevketmek. Zorlamak. Teşvik etmek. Sevk etmek. İleri sürmek. Kışkırtmak. Sıkıştırmek. Dürtü.

Cheer : Yüreklendirmek. Sevinçle bağırmak. Ferahlamak. Keyiflendirmek. Neşeli sesler çıkarmak. Neşelendirmek. Alkış. Alkış tutmak. Teşvik etmek. Yardım etmek.

 

Boost : Yardım. Artış. Destek. Övmek. Canlandırmak. Artırmak. Artırmak (fiyat). Kaldırmak. İtelemek. İtmek.

Recreate : Eğlendirmek. Eğlenmek. Yeniden yaratmak. Yeniden canlandırmak. Dinlendirmek. Tazelemek. Canlandırmak.

Wink at : Göz kırpmak. Görmezden gelmek. Olmasına göz yummak. Bir şeye göz kırpmak. Göz etmek. Göz yummak. Görmemezlikten gelmek. Göz kırparak işaret etmek. Görmezlikten gelmek.

Exhort : Öğüt vermek. Tavsiye etmek. Hararetle öğütlemek. Hareretle öğütlemek. Teşvik etmek. Uyarmak. Tembih etmek. Yüreklendirmek. Cesaret vermek.

Feed : Mama. Otlatmak. Gereksinimlerini sağlamak. Otlamak. Yiyecek vermek. Yemek. Yemek yedirmek. Yemlemek. Beslemek. Hayvanlar tarafından tüketilen ve hayvanların yaşama ve verim gereksinimlerini enerji ve/veya besin maddeleri yönünden karşılamak amacıyla belli sınır ve koşullarda yedirildiği zaman sağlığına zararlı olmayan, yararlanılabilir durumdaki organik ve/veya inorganik besin maddelerinin bir veya birkaçını kapsayan, bitkisel veya hayvansal kökenli veya doğada serbest olarak bulunan maddeler.

Scourage synonyms : root on, pep up, embolden, hope, further, hollo, connive at, contribute, draw out, animate, back up, support, foster, spur, carry, nurture, help, promote, invigorate, enliven, exalt, conduce, hearten, lead, bring out, urge on, inspire.

Scourage zıt anlamlı kelimeler, Scourage kelime anlamı

Discourage : Gözünü korkutmak. Önlemek. Kandırmak. Mücadele gücünü kırmak. Engellemek. Hevesini kırmak. Hayal kırıklığına uğratmak. Yıldırmak. Korkutmak. Vazgeçirmek.

Dishearten : Bir şeyden soğumak. Ümidini kırmak. Umutsuzluğa düşürmek. Mücadele gücünü kırmak. Umudunu kırmak. Hevesini kırmak. Cesaretini kırmak.

Despair : Ümidini yitirme. Çaresizlik. Umudunu yitirmek. Umutsuzluğa düşmek. Umutsuzluk. Ümidini yitirmek. Ümitsizlik. Umudunu kesmek. Umudu kesmek. Ümitsizliğe düşmek.

Scourage antonyms : faintheartedness, cowardly, cowardice, fearfulness.

Scourage ingilizce tanımı, definition of Scourage

Scourage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Refuse water after scouring.