Scurried türkçesi Scurried nedir

Scurried ile ilgili cümleler

English: A mouse scurried out of the hole.
Turkish: Delikten dışarıya bir fare fırladı.

Scurried ingilizcede ne demek, Scurried nerede nasıl kullanılır?

Scurries : Koşmak. Hızla kaçma. Acele etme. Hızla kaçmak. Koşuşturmak. Seğirtmek. Teksas eyaletinde şehir. Acele etmek. Koşturma. Koşturmak.

Scurrile : Basit (arkaik). Kaba. Halka özgü. Basit. Açık saçık. Müstehcen. Cırlak. Yavan. Bayağı. İşlenmemiş.

Scurrilities : Ağzı bozukluk. Küfür. Küfürbazlık.

Scurrility : Ağız bozukluğu. Küfür. Ağzı bozukluk. Küfürbazlık.

Scurrilous : Kaba. Ağzı bozuk. Aşağılık. Küfürlü. Kötüleyici. Kaba kelimeler barındıran. Küfürbaz. Sövgülü. Çirkinliklerle dolu.

Scurrilously : İşlenmemiş bir şekilde. Küfürlü bir şekilde. Küfürbazca. Kabaca. Basit bir şekilde. Ağzı bozukça. Bayağı bir şekilde. Küfür. Kaba bir şekilde. Açık saçık bir şekilde.

Scurry : Hızla kaçma. Koşmak. Koşuşturmak. Koşturmak. Acele etme. Hızla kaçmak. Koşturma. Teksas eyaletinde şehir. Seğirtmek. Acele etmek.

Scurry to get somewhere : Bir yere ulaşmak için acele etmek.

Scurryings : Acele etme. Hızla kaçma. Koşma.

Scurrilousness : Edepsizlik. Davranışların uygunsuzluğu. Halka özgülük. Basitlik. Açık saçık konuşma. Dilin müstehcenliği.

 

İngilizce Scurried Türkçe anlamı, Scurried eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scurried ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Come along : Görünmek. İyileşmek. Ortaya çıkmak. İlerlemek. Gelişmek. Eşlik etmek. Çıkmak (fırsat). Beraber gelmek. Birlikte gelmek.

Leg : Üçgenin taban olmayan kenarı. Bacak. Kadem. Basamak. But. Yan kulisleri maskelemekte kullanılan çerçeve. Ara. Hızlı yürümek. Ayak (mobilya veya pergel).

Harnesses : Koşum takmak. Kullanmak.

Marred : Bozulmuş. Sakatlamak. Bozmak. Bozulan.

Be in a hurry : Aşıkmak. Acelesi olmak.

Blemished : Güzelliğini bozmak. Karalamak. Lekelenmiş. Lekelemek. Lekeli. Bozmak. Bozulmuş.

Hurry : Sıkıştırmak. Hızlan. Acele ettirmek. Aceleyle götürmek. Aceleye getirmek. Hız vermek. İvmek. Acele.

Quick : Anlayışlı. Tırnak altındaki duyarlı et. Hayat dolu. Tırnak altındaki hassas et. Çabuk parlayan. Süratli. Hızlı. Öz. Can evi.

Pell mell : Kargaşalı. Patırtılı. Karman çorman. Karmakarışık. Aceleyle.

Precipitate : Çözünebilir antijenle antikorun birleşmesi sonucu büyük molekül ağırlıkta komplekslerin oluşumuna bağlı olarak oluşan çökelti, presipitin. kimyasal reaksiyonun çözünmeyen ürünü, presipitat. bir örneğin santrifüjden sonra dipteki çöken kısmı, presipitat. Kimyasal bir tepkime sonucunda, çözeltide çözünmediği için katı olarak ayrılan ve tanecik büyüklüğü nedeniyle dipte toplanan özdek. Telaşlı. Yoğunlaşmak (yağış). Acele. Hızlandırmak. Apar topar. Sıvı içindeki bir tepkime sonucu, dibe çöken çözünmez özdek (deney tüpünde olduğu gibi). Sonucuna ulaşmak. Çökelti.

 

Scurried synonyms : headlong, fly off, coursed, flying, hastened, harnessed, bustled, bustle, helter skelter, get a move on, get cracking, hasten, scurry, fast, overhasty, lope, clip, clipped, harness, rushed, harnessing, hasty, clips, hurries, careering, hastening, drive, precipitant, precipitous, scurrying, rush, gog, be quick.

Scurried zıt anlamlı kelimeler, Scurried kelime anlamı

Slow : Hızı azaltan. Geri kalmış. Ağırlaşmak. Eli ağır. Ağır. Sıkıcı. Acelesiz. Kesat. Geç anlayan. Yavaşlatmak.

Unhurried : Sakin. Telaşsız. Rahat. Acelesiz.

Unblemished : Hatasız. Kusursuz. Saf. Lekesiz. Özürsüz.