Koşuşturmak nedir, Koşuşturmak ne demek

  • Bir işi izlemek veya birçok işi yapmak amacıyla sürekli olarak gidip gelmek, koşuşmak

"Koşuşturmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Çok koşuşturuyorum, az yazıyorum diye kızardı, bir şeylere kızar beni de cinlendirirdi." - N. Meriç

Koşuşturmak kısaca anlamı, tanımı:

İzlemek : Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek. Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek. Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak. Bir şeye uymak, bağlı olmak. Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak, seyretmek. Belirli bir yönde gitmek. Bir olayın gelişimini gözden geçirmek. Herhangi bir olayla ilgilenmek. Gözlemek, incelemek.

Yapmak : Onarmak, tamir etmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Edinmek, sahip olmak. Dışkı çıkarmak. Salgılamak, çıkarmak. Yol almak. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Olmak. Düzenli bir duruma getirmek. Evlendirmek. Gerçekleştirmek. Olmasına yol açmak. Davranmak, hareket etmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek.

 

Sürek : Süren, devam eden zaman. Hızlı süren, hızlı giden. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü.

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Koşuşmak : Birlikte ve birden koşmak. Koşuşturmak.

Diğer dillerde Koşuşturmak anlamı nedir?

İngilizce'de Koşuşturmak ne demek? : v. rush about, bustle about, scour about, bustle, hustle, scour, sprint

Almanca'da Koşuşturmak : v. fummeln