Sectorial crisis türkçesi Sectorial crisis nedir
- Kesimsel bunalım.
- Ekonominin bütününden ziyade belli sanayi kollarında yaşanan darboğazlar.
- İktisat alanında kullanılır.
Sectorial crisis ingilizcede ne demek, Sectorial crisis nerede nasıl kullanılır?
Sectorial : Sektöryel. Bir alt bölüme ait. Bir bölge veya mahale ait. Kesmeye adapte olmuş (dişlerle alakalı). Bir sektörle alakalı. Sektörel.
Crisis : Badire. Kriz. Bunalım. Sermaye ve gelir kayıplarına yol açan ve iktisadi bütünlüğün her düzeyinde etkisi olan politik, ideolojik ve iktisadi tüm değerleri bozan bir rahatsızlık. iktisadi çevrimdeki genişleme ve sürekli bir ilerleme döneminden sonra uzun ya da kısa daralma evresine geçerek yön değiştirme. İktisat, sosyoloji, veterinerlik, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Olayların alışılmış ya da beklenen sırasında görülen herhangi bir bozulma. alışkanlık ya da ölçülerin değişen koşullara uygun düşmemesi sonucu bireyin, toplumsal kümenin ya da toplumun, yeni koşullara uygun alışkanlıklar, ölçüler oluşturması zorunluluğunun ortaya çıkması. Hastalığın dönüm noktası, hastanın iyileşeceği veya öleceğinin belli olduğu an. aniden gelişen şiddetli belirtilerle ayırt edilen nöbet, hastalık nöbeti. Bunluk. Buhran. Dönüm noktası.
Adolescence crisis : Ergenlik krizi. Genellikle ergenlik yıllarında ortaya çıkan duygusal sıkıntı.
Asian crisis : Asya krizi.
Bankers crisis : Sermaye piyasası yasasından önce türkiye'de 1979 yılında faizlerin piyasada belirlenmeye başlaması ile birlikte yüksek faizle fon toplayan bankerlerin 1982 yılında iflaslarıyla yaşanmış bunalım. Bankerlik olayı.
Berlin wall crisis : Berlin duvarı krizi.
İngilizce Sectorial crisis Türkçe anlamı, Sectorial crisis eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Sectorial crisis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.
A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.
A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiyede kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.
Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.
A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.
Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.
A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.
Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
Sectorial crisis synonyms : abnormal budget receipts, abnormal budget, a shift in supply, a pass through certificate, a change in individual demand, ability to pay principle.

Bu kısımda Sectorial crisis kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Sectorial crisis ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Sectorial crisis anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Sectorial crisis ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.