Sedimented türkçesi Sedimented nedir

Sedimented ingilizcede ne demek, Sedimented nerede nasıl kullanılır?

Argillaceous sediment : Killi sediment. Killi çökelti.

Carbonaceous sediment : Karbonlu tortu. Karbonlu birikinti.

Clastic sediment : Kırıntı tortul. Klastik çökel. Kırıntı tortu. Klastik tortu.

Lacustrine sediment : Gölsel çökel. Göl tortusu.

Organic sediment : Organik tortu.

Sedimentation equilibrium : Yerçekimi nedeniyle taneciklerin dibe doğru inme hızlarıyla, yayınım eğilimiyle yukarı doğru devinim hızlarının eşit olma durumu. Düşme dengesi.

Sediment : Öğelerinin boyutları ne olursa olsun, karalar üzerindeki eğimsiz yerlerde, çanak biçimli çukurlarda, sığ deniz ve göl diplerinde yığılan özdekler. bk. tortu, tortulaşma. Çöküntü. Rüsup. Tortu. Tortul tabaka. Çözünmeyen özdeklerin oluşturduğu yığışım. (bu terim daha çok yerçekimi etkisi ile çökelmiş yığışımlar için kullanılır.). Sediment. İriölçekteki ortamlarda çözünmeyip, sıvının dibine çöken katı tanelerin oluşturduğu katman. Posa. Coğrafya, fizik, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Sedimentary montle : Tortul örtü. Kristal kayaçla yapılı bir temel üzerindeki tüm tortul kalınlığı.

Urinary sediment : İdrar sedimenti. İdrarın bekletilmesi veya santrüfüj edilmesi sonucu dibe çöken kısım.

 

Sedimentary rock : Sualtı çökeltisinin birikimi tarafından oluşturulmuş ve katmanlı yapısı olan taş türü. Yerkabuğunda, tortullaşma ile oluşmuş kayaç. Tortul kayaçlar. Tortul kaya. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Tortul kayaç.

İngilizce Sedimented Türkçe anlamı, Sedimented eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sedimented ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lick : Dayak atmak. Dövmek. Üstesinden gelmek. Yalama. Yenmek. Alev gibi yalayıp geçmek. Yalamak. Halletmek. Hız.

Dregs : En değersiz. Posa. En değersiz (parça). Telve. Çöp. Pislik. Çökelti. Çökelek. Süprüntü. Tortu.

Alluvion : Lığ. Su basması. Su kaynaklarındaki balçık ve kil benzeri çok ince taneciklerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın. Sel. Alüvyon.

Matter : Önem. İnsan bilincinden bağımsız olarak somut biçimlerde varolan, tüm nesneler, olaylar ve dizgelerle, bunların özellik, ilişki ve etkileşimlerinin sonsuz çeşitliliğini, her türlü devinim biçimiyle kapsayan nesnel gerçeklik. İş. İrinlenmek. Aksilik. Uzayda yer tutan, bir kütlesi olan her tür varlık. Bilinçten bağımsız olarak var olan ve bilinçte yansıyan nesnel gerçekliği anlatan bir felsefe kavramı. İçerik. Yazılı belge. Neden.

Salt lick : Tuz yalama yeri. Hayvanların tuz yaladıkları yer. Kentucky eyaletinde şehir.

Pulpiest : Özlü. Etli. Yumuşak. Hamur gibi. Lapa gibi.

Evaporite : Tuz kayaçları. Kimyasal tortul takımına giren ve sulu çözeltilerden çökeltme ile oluşmuş kayaç. Evaporit. Deniz suyunun buharlaşması ile oluşmuş tortul kaya (jeoloji). Evaporitler.

 

Pulpier : Etli. Lapa gibi. Yumuşak. Hamur gibi. Özlü.

Feculent : Fekülent. Bulanık. Çamurlu.

Crusted : Antika. Eski. Kabuklu. Aşırı. Kabukla kaplanmış. Koyu.

Sedimented synonyms : alluvial sediment, sedimentary, alluvium, settlings, lees, turbid, deposit, divided, metameric, pulpy, faecal, segmental, alluvial deposit, fecal.

Sedimented zıt anlamlı kelimeler, Sedimented kelime anlamı

United : Birleşik. Birleşmiş. Birleştirilmiş. Bir. Ortak amaçlı.

Uncontrolled : Güdümsüz. Dizginsiz. Kontrol edilemeyen. Raydan çıkmış. Serbest. Denetimsiz. Kontrolsüz. Başıboş. Baskısız. İdaresiz.