Sediments türkçesi Sediments nedir

Sediments ingilizcede ne demek, Sediments nerede nasıl kullanılır?

Clastic sediments : Kırıntı tortul. Kendinden daha eski kayaçların parçalarından oluşmuş tortul kayaç. Klastik sedimentler. Kırıntı taşları. Kırıntılı sedimentler.

Argillaceous sediment : Killi çökelti. Killi sediment.

Carbonaceous sediment : Karbonlu tortu. Karbonlu birikinti.

Clastic sediment : Kırıntı tortul. Kırıntı tortu. Klastik tortu. Klastik çökel.

Lacustrine sediment : Göl tortusu. Gölsel çökel.

Organic sediment : Organik tortu.

Sedimentary rocks : Sualtı çökeltisinin birikimi tarafından oluşturulmuş ve katmanlı yapısı olan taş türü. Sedimenter kayaçlar. Tortul kaya. Sedimanter kayaç. Tortul kayaçlar. Çeşitli kökenden tortuların katmanlar durumunda sıkışıp katılaşmalarıyla oluşan üç büyük kayaç takımından biri. bk. püskürük kayaçlar, başkalaşmış kayaçlar.

Sediment : Rüsup. Telve. Çökelti. Suda çözünmeyen, asılı halde duran taş, toprak parçacıkları ve organik maddelerin su zemininde oluşturduğu yığın. Birikinti. Bir sıvının bekletilmesi veya santrüfüj edilmesi sonucu dibe çöken madde. Öğelerinin boyutları ne olursa olsun, karalar üzerindeki eğimsiz yerlerde, çanak biçimli çukurlarda, sığ deniz ve göl diplerinde yığılan özdekler. bk. tortu, tortulaşma. Coğrafya, fizik, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tortu. Sediment.

 

Urinary sediment : İdrarın bekletilmesi veya santrüfüj edilmesi sonucu dibe çöken kısım. İdrar sedimenti.

Sedimentary : Çökelme. Tortu özelliğinde olan. Tortulu. Tortul.

İngilizce Sediments Türkçe anlamı, Sediments eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sediments ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gable wall : Üçgen çatı yan duvarı. Kalkan duvar. Alın duvarı. Kalkan duvarı.

Precipitin : Presipitin. Çökeltin. Çözünebilir multivalan antijenle antikorun birleşmesi sonucu, büyük molekül ağırlıkta komplekslerin oluşumasıyla meydana gelen çökelti. Çözünebilir antijenle antikorun birleşmesi sonucu büyük molekül ağırlıkta komplekslerin oluşumuna bağlı olarak oluşan çökelti, presipitin. kimyasal reaksiyonun çözünmeyen ürünü, presipitat. bir örneğin santrifüjden sonra dipteki çöken kısmı, presipitat.

Crust : Ekmek kabuğu. Buz tutmak. Tabaka. Arsızlık. Kabuk bağlamak. Kabuklanmak. Kuru ekmek. Kabuk. Kabukla kaplamak.

Residue : Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir maddenin orijinal bileşenlerinden bir kısmının alınmasından sonra geriye kalan kısmı. Net tereke. Küspe. Bir kimsyasal tepkimeden sonra arta kalan, işe yaramayan özdekler. Vasiyetin paylaşımından sonra kalan parça. Kalan. Artık.

Marc : Dişi at. Üzüm posası. Kısrak. Cibre.

Marcs : Cibre. Kısrak. Dişi at. Üzüm posası.

Deposition : Çökerti. Yeminli ifade verme. Tortu tabakası. Coğrafya, tarih, ekonomi alanlarında kullanılır. Lığlaşma. Bk. tortu, tortulaşma. Tahttan indirme. Görevden alma. Emanet etme. Tahttan indirmek.

 

Dregs : Çökelek. Artık. En değersiz. En değersiz (parça). Süprüntü. En aşağı kısım.

Dreg : Süprüntü. Artık. Döküntü.

Deposits : Erat mevduat hesabı. Çöküntü. Mevduat. Motoryağının ayrışmasından ve paslanmadan ve de dışsal faktörlerden kaynaklanan ve yağda çözünmeyen maddeler (makine veya motor parçaları üzerinde ortaya çıkabilir). Sedan ve retrosedan nezdinde depolar. Depozitolar. Banka mevduatı. Tevdiat.

Sediments synonyms : alluvial sediment, faeces, deposit, bottoms, bagasse, foots, draff, residua, alluvium, lick, sediment, feculence, gable end, lees, evaporite, fecula, settlings, residuums, depositum, matter, pulp, pomace, salt lick, residuum, dross, feces, depositions, coffee grounds, pulped, grout, residual, alluvion, crusts.