Separately türkçesi Separately nedir

Separately ile ilgili cümleler

English: We moved here separately three years ago.
Turkish: Üç yıl önce buraya ayrı ayrı taşındık.

English: Ali and his wife live separately.
Turkish: Ali ve karısı ayrı yaşar.

English: Although most of the content and thought has not been dependent on any language, when focusing on Japanese, differences in syntactic structures or the fact that individual words are not written separately and distinctly then requires several points of consideration.
Turkish: İçerik ve düşüncenin çoğu herhangi bir dile bağımlı olmasına rağmen,Japoncaya odaklanırken,cümle yapısındaki farklar yada bireysel kelimelerin ayrı ve açıkça yazılmamaları gerçeği o zaman düşünce hakkında birkaç nokta gerektirir.

English: Ali and Mary arrived separately.
Turkish: Ali ve Mary ayrı ayrı geldi.

English: This question must be discussed separately from that one.
Turkish: Sorun ondan ayrı olarak tartışılmalı.

Separately ingilizcede ne demek, Separately nerede nasıl kullanılır?

Wash separately : Ayrı yıkayın.

We are paying separately : Ayrı ödüyoruz.

Separate account : Ayrı hesap.

Separate by heavy liquid : Ağır sıvıda ayırma.

 

Separate entity : Ayrılmaya sebep olan. Ayrılmış varlık. Farklı ve egemen yapı.

Separate entity assumption : Ayrılmış varlık farzetme. Muhasebede bir işletmeye sahibinden ayrı bir varlıkmış gibi davranan temel bakış.

Separate text with : Metin ayırıcı.

Separate out : Filtrelemek. Ayırıp kenara koymak. Elekten geçirmek. Arasından seçmek.

Separate house : Müstakil ev. Müstakil konut.

Separate text at : Metin ayırıcı.

İngilizce Separately Türkçe anlamı, Separately eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Separately ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elses : Başkaca. Başka. Yoksa. Başka zaman. Başka türlü. Daha. Daha başka. Yahut. İlaveten.

Single handedly : Kendi başına. Yalnız başına. Yardımcısız.

Respective : Herkes kendi. Bir bir. İlgili. Sırasıyla. Şahsi. Kişisel. Kendi. Herbiri kendisinin olan.

High and dry : Karaya oturmuş. Dımdızlak ortada kalmış. Çaresiz. Suyun dışında. Karada. Sorunlardan uzak. Kimsesiz ve çaresiz kalmış. Karaya vurmuş. Yardımsız. Güvende.

Freely : Ücretsiz olarak. Elini kolunu sallayarak. Rahat bir şekilde. Serbestçe. Saklamadan. İsteyerek. Dobra dobra. Bedava. Çekinmeden.

Alone : Yalnız. Tek. Bikes. Bir başına. Yalnızca. Kimsesiz. Sadece. Yalnız başına. Bir.

Insularly : Dar görüşlü bir biçimde. Adaya özgü olarak.

Besides : -den başka. Dışında. -e ilaveten. Bununla birlikte. Bir de. Başkaca. Zaten. Hem de. Bundan başka.

Disjunct : Bölen. Soyutlanmış. Ayrık. Tümce belirteci. Ayrılmış. Bitişik veya komşu elementten ayrılarak gösterilmiş. İzole edilmiş.

 

Asides : Sahnede kendi kendine söyleme. Bir kenara. Bertaraf. Apar. Oyuncunun alçak sesle söylediği söz. Bir tarafa. Bir yana. Kendi kendine söylenen sözler (tiyatro terimi). Bir tarafa (bırakırsak).

Separately synonyms : on an individual basis, aloofly, aloof, furthermore, by himself, another, btw, different, secludedly, asunder, disjuncts, in itself, and, else, by myself, additionally, one by one, by oneself, several, as well, discriminately, disjoined, singlehandedly, respectively, farther, dissimilar, also, beyond that, individually, by herself, aside, beyond, severally.