Separative türkçesi Separative nedir

  • Ayırıcı.
  • Bölmeye yarayan.
  • Bölünmeye meyilli.
  • Ayrılmaya yatkın.
  • Ayrılmasına sebep olan.

Separative ingilizcede ne demek, Separative nerede nasıl kullanılır?

Separative work unit : İzotopik işlem birimi. Uranyumun, biri zenginleştirilmiş, diğeri fakirleştirilmiş iki izotopuna ayrılması işleminin uygulandığı birim.

Separating : Ayırt etmek. Ayırma. Ayırmak. Kopmak. Ayıran. Dağılmak. Ayrı yaşamak. Kaymağını almak. Ayrıştırmak. Çıkmak.

Separating drum : Ayırma tamburu.

Separating gel : Ayırıcı jel. Proteinlerin elektroforezinde kullanılan ve proteinlerin bireysel olarak ayrışmasını sağlayan jel türü.

Separation : Ayrışma. Ayrılış. Ayrı evre ya da yoğunluktaki biribirine karışmayan özdekleri çeşitli yöntemlerle ayrı ayrı elde etme işlemi. Ayırma. Karı kocanın karşılıklı anlaşıp, eşin ve çocukların bakım ve desteklenmesi konularını bir çözüme bağlayarak evlilik birliğini bozmaları. Ayrı olma. Boşluk. Firkat. Hicran. Kimya, madencilik, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Separation allowance : Ayrılma için ödeme olarak verilen para.

Separation of forces : Güçlerin ayrılması. İki çarpışan taraf arasında ateşkes. Aktif çatışmanın durması.

Separation negative : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ayırıcı negatif. Ana negatifteki renklerin siyah-beyaz olarak ya ayrı ayrı kuşaklar üzerine ya da tek kuşakta birbirini izleyen resimler olarak basılmasıyla sağlanan negatifler.

 

Separation center : Alma ve filtreleme merkezi. Ayırma merkezi. Askeri serbest bırakma merkezi.

Separation line : Yasak bir bölgeye bölünmeyi gösteren beyaz çizgi. Ayırma çizgisi.

İngilizce Separative Türkçe anlamı, Separative eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Separative ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Classifier : Sınıflandırıcı. Sınıflandıran kişi. Sınırlandırıcı. Ayıran kimse. Sınıflara ayıran kimse. Klasifikatör. Öbeklendirici. Kümeleyici.

Delimiter : Sınırlayan. Sınır belirteci. Ayırıcı sınırlayıcı. Sınırlayıcı. Sonlayıcı. Ayıran. Limit veya sınırları belirleyen.

Discriminating : Farklı. Ayrıcalık yapan. Fark gözeten. Fark eden. Ayıran. Ayırt eden. Seçici. Değişen. Titiz.

Discriminator : Diskriminatörü. Ayırtaç devresi. Ayrımcılık uygulayan. Sezgi gösteren kimse veya şey. Farklılıkları görebilen kimse veya şey. Diskriminatör. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sıklık ya da evre kiplenimini genlik kiplenimine dönüştüren eksiciksel bir aygıt. Ayıran.

Disconnector : Seksiyoner. Ayırma şalteri. Horoz mandalı.

Classifiers : Sınıflandırıcı. Öbeklendirici. Sınırlandırıcı. Bölümlendirici. Kümeleyici. Sınıflandıran kişi. Ayıran kimse. Sınıflara ayıran kimse. Klasifikatör.

Discriminatory : Ayrımcı. Tefrik edici. Ayırım gözeten. Ayrım yapan. Fark gözeten. Ayırımcı. Ayrıcalık yapan. Ayırt edebilen.

 

Dialyzer : Diyaframlı ayırıcı. Diyaliz makinesi. Süzücü (dialyser olarak da yazılır). Diyaliz cihazı. (amerikan ingilizcesi) diyaliz cihazı. Süzdürücü. Yarı geçirgen diyafram. Diyaliz işlemi yapan makine.

Partitive : Bir parçayı belirten sözcük. Parçacıl tanımlık. Kısımlara ayıran.

Separative synonyms : detachers, dispersive, classificator, disjunctive, dissepimental, detacher, diacritical, diacritic, dissolutive.

Separative zıt anlamlı kelimeler, Separative kelime anlamı

Conjunctive : Bitişik. Bağlayan. Bağlayıcı. Bitiştiren. Bağlaç görevi yapan. Birleşik. Bitiştirici yargı. Bağlaç görevi gören kip. Birleştiren.

Separative ingilizce tanımı, definition of Separative

Separative kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Causing, or being to cause, separation.