Set a precedent türkçesi Set a precedent nedir

  • Örnek oluşturmak.
  • Emsal olmak.
  • Emsal teşkil etmek.
  • Emsal oluşturmak.

Set a precedent ile ilgili cümleler

English: He set a precedent.
Turkish: O bir emsal teşkil etti.

Set a precedent ingilizcede ne demek, Set a precedent nerede nasıl kullanılır?

Set : Belirli. Önce taslakta, sonra da makette hazırlanan dekoru sahne üzerinde gerçekleştirmek. Dekor kurmak. Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi. Sonucu belirtmede birim olan 15 sayılık bölüm. 800 metreye dek düzenlenen koşularda, çıkış çizgisinde yerlerini alan yarışçıları dikkat durumuna getirmek için, çıkışçının kendi ana dilinde verdiği uyarı komutu. Tenis, atletizm, bilgisayar, fizik, uzay, voleybol alanlarında kullanılır. Küme. Değişmez. İnatçı.

A : En yüksek not. Amperin simgesi. Belirli bir tür veya nitelikteki. La (müzik terimi). Argonun simgesi. Miktar belirtir. Pek iyi. Atom ağırlığı. Bir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf.

Precedent : Numune. Örnek olay. Örnek oluşturan durum. Yapılageliş. Geçmiş örnek. Örnek. Gelenek. Adet. Emsal. Örneği olan.

Set a boat afloat : Tekneyi yüzdürmek.

Set a broken bone : Kırık bir kemiği uygun yerine yerleştirmek. Kırık bir kemiği yerine yerleştirmek.

Set a legal precedent : Mahkeme tarafından verilmiş örnek oluşturabilecek yenilikçi karar. Hukuki bir örnek karar vermek.

 

Set a high value on : Çok kıymet vermek.

Set a limit to : Verilen bir değere limit koymak.

Set a limit : Sınır koymak. Bir sınır kararlaştırmak veya belirlemek. Bir sınır yapmak.

Set a clock : Saati ayarlamak. Saati doğru zamana ayarlamak.

İngilizce Set a precedent Türkçe anlamı, Set a precedent eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set a precedent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exemplifying : Temsil etmek. Örnek teşkil etme. Örnek olma. Örnek göstermek. Örneklemek. Örnek vermek. Resmi onaylı suretini çıkarmak.

Exemplify : -in örneği olmak. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örnek göstermek. Örneklerle göstermek. Örneklendirmek. Örneklerle açıklamak. Örneklemek. Temsil etmek. Örnek olmak. Göstermek.

Set a good example : İbret olmak. İyi örnek olmak. Ders olmak.

Set an example : Örnek teşkil etmek. Örnek olmak. Model olmak. Örnek sergilemek.

Exemplifies : Temsil etmek. Örneklerle göstermek. Örnek vermek. Örneklemek. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örnek olmak. Örnek göstermek. Örneklerle açıklamak. Örneklendirmek.

Exemplified : Tasdikli sureti çıkartılmış. İspat edilmiş. Misal teşkil etmiş. Örnek vermek. Temsil etmek. Örnek olarak gösterilmiş. Örnek olmuş. Örnek göstermek. Resmi sureti gösterilmiş.