Set a good example türkçesi Set a good example nedir

  • Ders olmak.
  • İbret olmak.
  • İyi örnek olmak.
  • Örnek oluşturmak.

Set a good example ile ilgili cümleler

English: I had to set a good example.
Turkish: İyi bir örnek oluşturmak zorundaydım.

English: You should set a good example to your children.
Turkish: Çocuklarına iyi örnek göstermelisin.

Set a good example ingilizcede ne demek, Set a good example nerede nasıl kullanılır?

Set : Ayırt edici kuralıyla ötekilerden ayrılan ve belli sayıda birimden oluşan nesneler ya da birimler topluluğu. İnatçı. Kalkan. Aynı yapıdaki öğelerden oluşan topluluk. Göstermek. Dediğim dedik. Basmakalıp. Küme. Belirli. Oyunun, karşılaşıcılardan birinin altı oyun kazanması ile biten bölümü. şöyle ki, kazanan oyuncu karşısındakinden en az iki oyun artık kalmış olsun. yoksa dönem bu durum sağlanıncaya dek sürer.

A : Argonun simgesi. Bir. Belirli bir tür veya nitelikteki. Miktar belirtir. En yüksek not. Atom ağırlığı. Amperin simgesi. La (müzik terimi). İngiliz alfabesinin birinci harfi. (herhangi) bir.

Good : Sağlam. İyilik. Sağlığa yararlı. Yararlı. Sağlamlaştırmak. Emin. Çok. Çıkar. Doğruluk. Yarar.

Example : Anlatılmak istenen bir düşünceyi açıklamak için ileri sürülen ve onu daha somut hale getiren olay ya da olgu. bir bütünün özelliklerini belirtmek amacıyla ondan alınan ya da ayrılıp verilen küçük parça. Misal. Kip. Ders. Numune. İbret. Mesala. Örnek.

 

Give a good example : İyi örmek vermek. İyi açıklama yapmak.

Set a boat afloat : Tekneyi yüzdürmek.

Sets a good example : İyi bir model olan. İyi bir örnek oluşturan.

Set a clock : Saati ayarlamak. Saati doğru zamana ayarlamak.

Set a broken bone : Kırık bir kemiği yerine yerleştirmek. Kırık bir kemiği uygun yerine yerleştirmek.

İngilizce Set a good example Türkçe anlamı, Set a good example eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set a good example ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Set a precedent : Emsal teşkil etmek. Emsal oluşturmak. Emsal olmak.

Exemplifying : Temsil etmek. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örnek vermek. Örnek göstermek. Örnek teşkil etme. Örneklemek. Örnek olma.

Exemplify : Örneklendirmek. -in örneği olmak. Örnek göstermek. Örneklemek. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örneklerle göstermek. Örnek vermek. Göstermek. Temsil etmek.

Exemplified : Temsil etmek. Misal gösterilmiş. Örnek vermek. Tasdikli sureti çıkartılmış. İspat edilmiş. Örnek olmuş. Resmi sureti gösterilmiş. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örnek göstermek. Örnek olarak gösterilmiş.

Exemplifies : Örnek olmak. Örneklendirmek. Örneklemek. Temsil etmek. Örnek vermek. Örneklerle göstermek. Resmi onaylı suretini çıkarmak. Örnek göstermek. Örneklerle açıklamak.

Set a good example synonyms : take warning.