Set free türkçesi Set free nedir

  • Salıvermek.
  • Tahliye etmek.
  • Serbest bırakmak.
  • Engel olmamak.
  • Özgür bırakmak.
  • Bağımsız kılmak.
  • Azat etmek.
  • Serbestlik getirmek.
  • Özgürlüğüne kavuşturmak.
  • Kurtarmak.
  • Salmak.

Set free ile ilgili cümleler

English: Those prisoners were set free yesterday.
Turkish: Şu tutuklular dün serbest bırakıldı.

Set free ingilizcede ne demek, Set free nerede nasıl kullanılır?

Set : Geleneksel. Etkilemek. Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi. Göstermek. Dediğim dedik. Değişmez. Basmakalıp. Sonucu belirtmede birim olan 15 sayılık bölüm. İçten olmayan. İnatçı.

Free : Erkin. Serbest bırakmak. Bağımsız. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Beleş. Serbest. Ücretsiz. Özgür. Muaf. Rahatlatmak.

Was set free : Bırakıldı. Serbest bırakıldı. Salıverildi. Özgürleştirildi.

Set a boat afloat : Tekneyi yüzdürmek.

Set a broken bone : Kırık bir kemiği yerine yerleştirmek. Kırık bir kemiği uygun yerine yerleştirmek.

Set a clock : Saati doğru zamana ayarlamak. Saati ayarlamak.

Set a date : Bir tarih belirlemek.

İngilizce Set free Türkçe anlamı, Set free eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set free ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clean up : Düzeltmek. Çok kar etmek. Bitirmek. Temizlik yapmak. Yoluna koymak. Temizlemek. Kazanmak (çok para). Tertemiz yapmak. Toparlamak.

 

Dispossess : Kamulaştırmak. Kiracıyı evden çıkarmak. Mal ve mülküne el koymak. Elinden almak. Yoksun bırakmak. Kapmak (top). Evinden çıkarmak. Mahrum etmek. Malını elinden almak.

Bring off : Üstesinden gelmek. Başarmak. Umulmayan bir şeyi başarmak. Getirmek. Başarıyla yürütmek. Başarılı olmak. Alt etmek. Zorluklara rağmen başarmak.

Discharges : Ateşlemek. İltihap çıkmak. Terhis etmek. Boşaltmak. İşten kovmak. Akmak. Ödemek. Ateş etmek. Görevden almak.

Deliver : Atmak. Devretmek. Teslim etmek. Dağıtmak (gazete, mektup vb'ni). Vermek. Yapmak (konuşma). Doğurmak. Yapıştırmak. Ortaya koymak.

Released : Gevşetmek. Bırakıldı. Yayın izni vermek. Bırakmak. Feragat etmek. Affetmek. Serbest bırakılmış. Koyvermek.

Empty : Boşaltmak. Aç. İçeriksiz. İçini boşaltmak. İçini çıkarmak. Boşalmak. Anlamsız. Boşuna.

Extricate : Ayırmak. Açmak. Zor bir durumdan çıkarmak. Çıkarmak. Zor durumdan çıkarmak. Ayrıştırmak. Açığa çıkarmak.

Evacuate : Boşaltmak. Götürmek. Havasını almak. Almak (insanları bir yerden). Vücuttan dışarı atmak. Dışarı atmak. Tahliye yapmak. Boşaltmak (bağırsakları). Bir felaket yüzünden bir yerden ayırıl mak.

Close out : Boşaltmak. Tasfiye etmek. Elden çıkarmak. Fiyat düşürmek. Hepsini satmak. İndirim yapmak. Ucuzlatmak. İndirimli satmak.

Set free synonyms : empties, disentangles, demobilized, disenthrall, enfranchises, disengage, disengages, secrete, let out, disenthral, disentangle, delivers, clear out, bring through, disenthralling, demobilize, absolve, demobilised, emancipate, absolved, deblock, demobilizing, bails, clear, liberalise, emits, dismissing, cut adrift, dismisses, emit, unchains, dispossesses, send forth.